MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ

MAVİ KAN

Yazar:

MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ - Şeydanur İpek kitap kapağı
MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ kitap kapağı

Bölüm şarkısı: Swim / Chase Atlantic Merhaba... İyi akşamlar 🤍 İşte okumanızı çok istediğim bölümle geldim, ayayayayaya Çok heyecanlıyım😁 Victor Ivanov'un flörtöz ve çapkın yüzüyle karşılaşmaya hazır mısınız? Bölüm 11: Mavi Kan *Mavi kan kraliyet soyundan gelenleri temsil eder. Hayat insanın en çok sırtından vururdu. Yakınlarımız bizi en çok sırtımızdan vururdu. Hep bunun nedenini düşünmüştüm. Neden hep sırtımızdan vurulurduk? Arkamızı döndüğümüz için mi? Onlar arkamızda kaldığımız için mi? Hayır, hiçbiri değil. Sürekli sırtımızdan vurulurduk çünkü dik duruyorduk. Dik duranı kimse sevmezdi, hayatta kaldığı gibi bir de hayata meydan okurcasına dik duranı hayat da sevmezdi. Bu yüzden hep sırtımızdan bıçaklanırdık. Ben ne zaman dik dursam hayat bana vuracak bir darbe bulurdu, ben yakınlarımdan tokat, hayattan tekme yerdim. Yakınlarım yüzüme vururdu, hayat ise sırtıma. Şimdi karşımdaki eve bakıyordum. Victor'un sahip olduğu güç... Daha doğrusu bu zamanda böylesine bir zenginliğe sahip olan birisi... Neredeyse bir saraya sahip olan birisi... Onun birisine ihtiyacı olmadığı ortadaydı. Peki neden bunu yapmıştı? Neden benimle evlenerek kendini böyle bir duruma sokmuştu? Peki Victor hangisi olacaktı? Yüzüme vuran yakınım mı yoksa sırtımdan vuran hayatın bir dersi mi? Hangisi daha çok acıtacaktı, yüzüme vurması mı yoksa sırtımdan vurması mı? "Tatyana?" Daha rahat yürümem için Vasili bana kolunu uzattığında evin kapısına giden yolu aşmak için onun koluna girmiştim ki evin kapısı açıldı. Attığımız birkaç adımın ardından onu fark ettim. Bize doğru yürüyordu. Üzerinde siyah bir pantolon, rahat ve yakasız bir gömlek vardı. Gömleğinin pantolonunun içine koymuştu ama görünüşü son derece rahattı. Onu ilk defa siyah gömlekle görüyordum ve hoş görünüyordu. Ondaki büyüyü şimdi çözüyordum. Vasili yakışıklı, Fedor ise karizmatik. Lanet olası Victor Ivanov ise hem yakışıklı hem de karizmatikti. Dahası eli kanlı bir Kazanova'ydı. Göz göze geldiğimizde yüzündeki ifadenin gözle görülür şekilde değişmesi düşüncelerime üflenmiş gibi her şeyin dağılmasına neden oldu. Victor'dan hiç hoşlanmıyordum. Doğruların cesaretiyle yalan söylerken hiç mi düşünmemişti? Benim bunları öğrenme ihtimali değil, benim ne kadar kırılacağımı? Zaten çaresiz olan bu kadının ne hissedeceğini? Biz duraksadığımızda o yanıma geldi ve Vasili çekildi. Victor kibar bir şekilde bana kolunu uzattığında tereddüt etmeden koluna girdim ve onunla birlikte yürümeye başladım. Onunla bir yolu yürümek sessizliğimize benziyordu. Sessizlik en çok mecbur kalınan şeydi ve ben ona mecbur kaldığım gibi mecburdum bu sessizliğe. İlk olarak onun bir şey söylemesini bekliyordum ancak o sanki her gün eve doğru yürüyüş yapıyormuşuz gibi doğal davranıyordu. "Heyecanlı mısın?" diye sordu kapıya birkaç metre kala. Evet, birkaç metre. Bahçe de devasaydı. "Evet." Gerginliğim sesime yansıyordu. "Çok gerginim." "Sorun etme. Halamla sana karşı kibar olacaktır." Yutkundum. "Bana yirmi kilo gelinlik giydirmeye çalışacak olan kadın mı?" dedim adımlarıma dikkat ederken. "Emin misin?" Victor kısık bir sesle güldü. Bakışlarım yüzüne döndüğünde gülüşünü gizlemek için başını başka yere çevirdi. Bu sabah öğrendiklerimi hiç duymamış olsaydım ondan etkilenebilirdim. Gerçekten. Kendini kahraman olarak göstermişti, sanki bunu bana lütfediyormuş gibi davranmıştı. Tek yaptığı kendi çıkarlarının peşinden gitmekti. Bir de gerçekten benimle evlenmek istiyordu. Gerçek bir evlilik ha? Rüyasında görürdü. "Eminim," dedi kapıdan içeri girdiğimizde. Yanımıza gelen iki kadın hizmetçiden birisi kabanımı almak için davrandığında önce elimdeki çantayı verdim, ardında da eşarp çantasını. Kabanımı bir diğer görevli aldığında Victor'un gözlerinin bedenimin her bir santimini incelemesini görmezden geldim. Beni hep üstüm başım dağılmış halde, bayılmadan önce ya da okula giderken üzerime geçirdiğim salaş kıyafetlerle görmüştü. "Güzel elbise," dediğinde iki çantayı da kadının elinden geri aldım. "Senin hediyen," dedim cevaben. "Teşekkürler." Onun…

Bölümün tamamını WritePad'de oku