MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
YIKILAN İNANÇLAR
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı: Miley Cyrus / Nothing Breaks Like A Heart Keyifli okumalar dilerim 🤍 Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. ❄️ Bölüm 10: Yıkılan İnançlar Victor Ivanov: Tatyana Aliyeva'yı ilk gördüğüm an başıma büyük bir bela alacağımı biliyordum. Her şeyden daha beyaz, herkesten daha masumdu. Buna rağmen güneş gözlerinde yanan ateşi görmemek mümkün değildi. Onun yaşında bir kadının bu kadar solgun görünmesi, gülümsemelerden bu kadar uzak olması son derece can sıkıcıydı. Canımın sıkılmaması gerektiğini biliyordum, ne de olsa beni kabul etmeyeceğini biliyordum, benim gibi adamlarla işi olmadığını daha ilk anda söylemişti. Benim de onun gibi kadınlarla işim olmazdı ama görünen o ki kaderin her zaman başka planları vardı ve bu planlar dönüp dolaşıp bize giriyordu. Bir gün evime gelebileceğini, gözlerime bakabileceğini ve dahası onunla evlenebileceğimizi hiçbir zaman düşünmemiştim, hayal kurmayı neredeyse yirmi yıl önce bırakmıştım. Benden bir metre kadar ötede ayakkabılarını giyinirken yüzünde düşünceli bir ifade vardı. O kocaman saçlarıyla verdiği savaşı izlemenin keyifli olduğunu söyleyebilirdim. Saçlarını çok seviyor olmalıydı, aksi halde kimse o saçlarla uğraşmak istemezdi. Doğrulup saçlarını geriye doğru ittirerek derin bir nefes aldı ve kapıyı açtı. Anastasia'yı gördüğümde yüzümün buruşturmamak için kendimi zor tuttum. Doğrusu ona bayılmıyordum ama rahatsız olacağım herhangi bir şey yapmamıştı şimdiye kadar. Fakat Vasili, salak herif, hayvan gibi gülerek her şeyin daha da gergin bir hal almasını sağladı. Tanya'nın ondan rahatsız olmasını istemiyordum. Nastya herkesi ama herkesi muhteşem şekilde manipüle edebilirdi, bu yüzden hayatımda çok önemli bir yeri varmış gibi yaparak Tanya'yı kandırması birkaç saniye bile sürmezdi. "Tanrım," dedi Vasili. "Bunu görmeme izin verdiğin için teşekkür ederim." O tavana bakarken kafasına bir tane patlatmak istedim ama sanırım bu aralar ona biraz fazla vuruyordum, Tanya'nın önünde şiddet yanlısı görünmek istemezdim. "Senin burada ne işin var?" dedi Anastasia, Tanya'yı süzme şekilden hiç hoşlanmamıştım. Kimse ona tepeden bakamazdı. "Vasili, lütfen bana bu ufaklık ile takıldığını söyleme," dediğinde kaşlarım çatıldı. Değil takılmak, Vas ona elini bile süremezdi, uzun süre gözlerine bile bakamazdı. Vas'e canımı emanet ederdim ama Tanya, onu hiç kimseye emanet edemezdim. Tanya gülümsedi. "Düğünümüze sen de gel," dedi dışarı adım attığında. Küçük cadı seni. Bir an gülümseyecek gibi oldum ama kendimi tuttum, bugünlük gürültü kapasitemi doldurmuştum ve bir saat bile uyumadığım bir gecenin ardından Nastya'nın (Anastasia'nın kısaltması) kaprisini çekmek istemiyordum. "Ne düğünü?" dedi Anastasia, Tanya bana yandan bir bakış attı. Ona dik dik baktım, Nastya'yı çekecek olan bendim, o değildi. Bugün ona daha fazla buluşmayacağımızı söyleyecektim, küçük cadının bundan haberi bile yoktu, Nastya bu yüzden zaten başımı ağrıtacaktı, bir de onu daha fazla çıldırtmasa daha iyi olurdu. "Halanla tanışmak için sabırsızlanıyorum," dedi bana. Gözlerimi kıstım, bu asi hallerini kesinlikle bana göstermiyordu ama birisi üzerine gittiğinde o küçük pençelerini çıkartmaktan da çekinmiyordu. Vasili eğilip kulağına bir şeyler fısıldadığında, kardeşim yerine koyduğum adamın ona eğilmesinden bu kadar rahatsız olduğum için kendime küfrettim. "Nikah tarihini almak için çok gecikmeyelim," diye de ekledi. Onu dizime yatırıp şaplaklamak istiyordum, hayır, kızdığım için değil. Sırf bu kadar asi ve tatlı olduğu için. "Victor?" Anastasia'nın sesi titrediğinde gözlerimi devirmek istedim. "Ne demek bu? Bu kızla evleniyor musun?" Yatakta iyiydik, gerçekten de ama onun dışında ikimizin de birbirimizden beklentisi yoktu. Ya da en azından benim ondan yoktu ve ben de, benden bir şey beklememesi konusunda onu son derece net uyarmıştım. Bu hayatta kaprislerini ve şımarıklıklarını çekmek isteyeceğim bir kadın vardı ve o da Nastya değildi. "İçeri geç," dedim, bunu daha fazla uzatmaya niyetim yoktu. "Görüşürüz," dedim Tanya'ya da. Gözlerime bak…