MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
Ö.O.İ.M.K. -1
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı: Iggy Azalea / Savior Keyifli okumalar. Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen 🤍💖 ❄️ Bölüm 7: Özgür Olmak İçin Mahkûm Kalmak Büyüdüğümde her şeyin son bulacağını düşürdüm ama zamanla fark ettim ki büyümeyi, gözümde çok büyütmüştüm. Hayatın bana getireceği özgürlükleri, yeni renkleri, yeni hevesleri düşünüyordum. Bunların hayaliyle kendimi ayağa kaldırmanın bir yolunu buluyordum. Ancak yaşım ilerledikçe aldığım hiçbir yaşın bana özgürlük getirmediğimi fark etmiştim. Çocukluğundaki yaralara prangalarla bağlı kişiler asla büyüyemiyordu. Çirkin anılara, kâbuslarla dolu gecelerime o kadar bağlıydım ki bu beni hasta ediyordu. Endişe olmadan, stres duymadan uyuduğum bir gece bile hatırlamıyordum. Fakat sonunda, buraya adım attığımda şehrin soğuğuna ve geç yanan sokak lambalarına rağmen özgür kalabileceğimi düşünmüştüm. Çok geçmeden fark ettim, bu şehir benim en büyük esaretimdi. Her hücrem sızlıyordu. Alnımın ortasında bir damar atıyor, nabzım yavaşlasa bile o acının ritmini tutuyordu sanki. Gözlerimi arayabildiğimde göz kapaklarımın içine kum atılmış gibi bir acıyla karşı karşıya kaldım, gözlerim sulanırken onları kırpıştırmak bile daha çok acı veriyordu. Rusça bazı sözcükler duyuyordum ama ikinci dilimi unutmuş gibiydim, hiçbir şey anlamıyordum. Gözlerimi ovuştururken sesler şiddetlendi ve birisi bağırarak bir şeyler söylemeye başladı. "Uyandı, uyandı!" Bir kadın sesiydi. "Hanımefendi?" Nazik bir erkek sesi yanımdan bana sesleniyordu. "Hanımefendi? İyi misiniz?" Bakışlarımı sağıma çevirdiğimde kel, gözlüklü bir adamla göz göze geldim. "Nasıl hissediyorsunuz?" "Başım ağrıyor," dedim ama kupkuru boğazımdan bir fısıltıdan fazlası gelmemişti. "Her yerim ağrıyor." "Serumunuza ağrı kesici vurdum," dedi adam aynı kibar tınıda, doktor olmalıydı. "Birazdan daha iyi hissedeceksiniz." Adam geri çekildi, bu esnada diğer yanımdaki kadın hızlı hızlı bir şeyler sorduğunda adamın konuşmasını yine daha net işittim. "Açık yarası yok, bedeninde bir darp izine rastlamadım ağır olarak. Asıl sorun yetersiz beslenme, daha öncesinde bir yerlerde düşüp bayılmamış olması mucize." "Ben yakından ilgileneceğim," dedi kadın. "Teşekkürler." "Birkaç vitamin bırakıyorum," dedi doktor. "Onları da alsın, daha hızlı toparlanır." Ardından sesler uzaklaşıp gitti. Kendime gelene kadar tavana bakındım. Burası neresiydi? Birkaç dakika sonra başımın içindeki uğultu kesildiğinde sağıma soluma bakındım. Küçük ama bakımlı bir odadaydım, bir misafir odasıydı sanırım. Yanımda bir serum direği vardı, bir de komodinin üzerinde bir bardak suyla ilaç kutuları. Başka özel hiçbir ayrıntı olmamakla beraber oldukça lükstü. Doğrulmak için çabalamam gerekti. İlk iki girişimin başarısız olsa da üçüncüde doğrularak sırtımı başlığa verdiğimde ayakucumda kalan kapıyı görebildim. Kapı açıktı ama kimse görünmüyordu. Komodinin üzerindeki suyu tek nefeste içtim, su boş mideme beton gibi çökmüş olsa da kurumuş boğazıma iyi gelmişti. Elimi sızlayan başıma götürdüğümde duvara ve ardından da yere çarptığım tarafın şiş olmasıyla inledim. Gerçekten acıyordu. "Çabuk toparlıyorsun." Duyduğum sesle başımı kaldırdığımda annem yaşlarında bir kadının elinde tepsiyle odaya girdiğini gördüm. Üzerinde havuç pantolon ve salaş bir gömlek vardı. Saçları küçük bir balerin topuzu ile kusursuz şekilde toplanmıştı ve giydiği ayakkabılar rahat babetlerden ibaretti. Yaklaştıkça makyajsız yüzünün çok güzel olduğunu fark ettim. "Senin için biraz çorba getirdim," dedi tepsiyi önüme bırakırken. "Hiçbir şey yemiyormuşsun." Tepsiyi dikkatle dizlerimin üzerine bıraktığında çorbanın tüten dumanı üzerindeydi. "Hadi, soğutmadan iç." Midem açlıktan ötürü inleyerek guruldadığında kaşığı elime aldım ancak aniden her şeyi anımsamamla kadının büyükanneminkinin tıpkısı gibi görünen gözlerine baktım. "Neredeyim ben?" "Benjamin dayının evindesin," dedi tebessüm ederken. "Güvendesin." Omuzlarım rahatladı fakat sadece bir saniye sürdü. "Anna?" "Arkadaşın mı?" Başımı salladım. "O da güvende ama onu buraya getiremedim…