Lunar Bağı

1. BÖLÜM SEÇİMLER VE SEÇİLENLER

Yazar:

Lunar Bağı - Fatma kitap kapağı
Lunar Bağı kitap kapağı

"Seni sahip olduğu en güzel şey olarak gören kalbi kırma Zeze." José Mauro de Vasconcelos Kaderlerimiz vardı bize yol çizen, kararlarımız vardı yolumuzu yönlendiren. Bir ağacın kökleri gibiydi kader. Birden fazla yol, yokuş, geçmiş, gelecek. Hepsi seçeceğimiz yola göre şekil alıyordu. Ve yanlış seçimi yapmak kaderin önünde boyun eğmenize sebep oluyordu. Güneş, parçalı bulutlar arasından süzülerek ilk ışıklarını etrafa dağıtıyor, bulutları pembe turuncu arası tonlara boyayarak kendi büyüsünü yaratıyordu. Havada ilk baharın gelişini selamlayan çiçekler ve yeni yıkanmış toprak kokusu vardı. Biraz uzağımda akan nehrin gürültüsü ile kuşların cıvıltısı birbirine karışıyordu. Oturduğum yerden bütün kasabaya üstten bakıyordum. Sokak lambaları bir kaç saat önce sönmüş aydınlatma işini güneşe bırakmıştı. Kiremit çatıların üstünden yavaşça esen rüzgarla birlikte kuşlar geçiyordu. Karadeniz'in sesini duymazdan gelip son kez planımı tekrar etmeye başladım. Ne planı mı? Kaçış planı... hayallerime açılan kapının kulpunu çevirme planı. Bu kasabadan çıkma planı... Tamam, durun baştan anlatmam gerek sanırım. Önce kasabayı ardından olanları anlatacağım sıkı durun. Benim doğduğum bu kasaba dünyanın değişimine şahit olan ilk yerlerdendi. Kasabanın dört bir yanı sanki bu sırrı saklamak ister gibi büyük derin ormanlarla çevriliydi. Kasabanın sessizliği bile bir aldatmacadan ibaretti. Normal bir yere benzeyen bu kasaba aslında yeni bir ırkın temsilci noktalarından yalnızca biriydi. İnanışa göre insanların taşkınlığı sonunda evrenin karşılık vermesi ile cezalandırılmış. Bazıları yok olurken bazıları tamamen değişmişti, dünya gibi. Tarihçelerin ve ay kahinlerinin anlattığına göre dünyanın koruyucu kalkanı ozon tabakasının yok olmasıyla başlamıştı her şey. Güneşten gelen mor ötesi ışınlar dünyayı esir alırken araya giren dolunay ile bir bölgedeki canlılar da değişmişti. Tıpkı benim yaşadığım bu kasaba gibi. Karadenizin ormanları ve çevresi en çok etkilenenler arasındaydı. Aydan yansıyan ışınlardan sonraya ortaya çıkan ırksa bizdik. Kurt adamlar. Karışık olduğunu biliyorum. Maalesef böyle bir oyunun içine bende düştüm. Hemde alfa kızı olarak. İşte tam bu yüzden buradan çıkmam için küçük bir plana ihtiyacım vardı. Aksi taktirde babamdan sonra o tahta ben geçmek zorunda kalacaktım. Hemde ilerde ki eşimle. Düşünmesi bile omurgamdan soğuk bir sızı geçirdi. Evlilik gibi bağları sevmezdim özellikle zorla olanları. Asla bir erkeğe bağlı kalmak istemiyordum ve biraz daha bu kasabada kalırsam muhtemelen bu olacaktı. Zorla o tahta geçmek zorunda kalacaktım. Ve bu en istemediğim şeydi. Kaçmak için ise tek bir şansım vardı. Bu gece. Plan basitti. Gecenin çökmesini bekle ve herkes uykudayken kasabayı terk et. Ne kadar zor olabilir ki? Kasabayı izlemeye devam ederken mıknatıs gibi çeken büyük bir uluma bütün ormanı inletti. Sesin şiddeti fazla olmasa da sürüden olan herkesi titretmeye yetiyordu. İçimdeki kurt emre itaat için çırpınmaya başlamıştı adeta. Başıma giren ağrıyla elim başıma gitti. Nefes alışım hızlanmaya başladığında etraftaki görüntü bulanıklaşmıştı. Ensemde başlayan ağrı başıma doğru uyuşturan bir etkiyle bütün bedenimi sardı. Boğazımdan hırlamaya benzer iniltiler ardı ardına dökülüyordu. Keskin soğuk ayak bileklerimden başlayıp bütün vücuduma yayıldığın da daha fazla direnmedim. Gözlerim tekrar aralandığında dört ayak üstündeydim, bir kurda dönüşmüştüm. Bu gün unuttuğum büyük bir toplantı vardı. Hemde sabahın ilk saatlerinde, nedeni? Onu da söylemeye zahmet etmemişlerdi ki. Adımlarım daha da hızlandığında artık sadece iç güdülerle hareket ediyordum. Bir süre koştuktan sonra kasabanın genel yönetiminin yapıldığı konsey binasından biraz daha uzakta, ormanın içine gelmiştim. Adımlarım yavaşlarken daha önce çıkardığım kıyafetlerimi bulmak için havayı üstün körü kokladım. Kendi kokumu alamasam da her kumaşın kendine özgü kokusunu bulmak çok zor olmadı. Adımlarım o yöne acelsizce ilerledi. Orman her zamanki gibi sessizdi. Kıyafet yığının önünde durdum. Üstüm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku