LKS-9
Yazar: A İlke Sandıklı

IG: ailkesandikli Tiktok: ailkesandikli Annemin kapıyı açması üzerine bir hışımla eve girmiş adımlarımı direkt olarak Okan abimin odasına yöneltmiştim. Tıpkı onun yaptığı gibi tıktıklamadan kapıyı sertçe açıp içeriye daldığımda üstündeki gömleğin düğmelerini çözüyordu. " Destur. " dedi tersçe. Tepkisini ya da üzerini değiştiriyor oluşunu umursamadan carladım. " Mehmet abiye yumruk mu attın! " Kaşları çatılırken gömleğindeki ellerini çekip kapıyı işaret etti. " Çık dışarı Duygu. " dedi bıkkın bir sesle. Sıktığım dişlerimin arasından tısladım. " Abi beni herkese rezil ediyorsun bıktım artık! " Abim bir kez daha aynı alçak tınıyla konuştu. " Duygu çık. " Üzerine doğru yürüdüm. " Senin yüzünden tüm mahalle öğrendi artık! " Okan abim sabrının son damlasında olduğunu ifade eden bir jestle ellerini havaya kaldırırken bağırdı. " Duygu çık dışarı! " O esnada bağrışmalarımızı duyan Eren abim de yanımıza gelmişti. Bu kez öfkeli bir şekilde ona döndüm. " Yine yaptı işte. " dedim işaret parmağımla Okan abimi gösterirken. Adeta onu en büyüğümüze şikayet ediyordum. Fakat Eren abim Okan abime hiç bakmadan başıyla dışarıyı işaret etti. " Duygu odana geç abim hadi. " Bunun üzerine çileden çıkmış gibi tepindim. " Mehmet abiyi yumruklamış, rezil oldum herkese! " Eren abim de her zamanki haline tezat bir tavırla kaşlarını çatarken sesini yükseltti. " Duygu odana geç dedim! " Onun bana bağırması Güneş tutulmasından da nadir gerçekleşirdi ve bu beni afallatmıştı. Yüzümde biraz telaş ama daha çok kırgınlık barındıran bir ifade ile son kez gözlerine baktım ve hiçbir şey demeden odadan çıktım. Ne olmuştu ki şimdi? Odama girip kapıyı sertçe örterken nabzımın yükseldiğini hissediyordum. İkisinin de bu kadar gergin olma nedeni benim bağrışlarım olamazdı. Başka bir dertleri vardı. Ciğerlerime derince bir nefes doldururken kendimi sırt üstü yatağıma bıraktım. Sözde kardeştik ama beni her meselenin dışında tutuyorlardı. Her şeyden en son benim haberim oluyordu. Sırf kızım diye mi? Bu gerçekten aşırı bağnazca. Bakışlarımı, karanlık odamın ay ışığı ile zar zor aydınlanan tavanından ayırmama neden olan şey karşı evin yanan ışığı olmuştu. Kenan abinin odası tam karşımdaki odaydı. Muhtemelen annesi ile akşam yemeğini yemiş ve odasına dönmüştü. Odamın ışıklarının kapalı olmasının verdiği rahatlıkla yatağımda doğrulup onu izlemeye başladım. Penceresinin sadece tülü çekili olduğundan odanın içini çok rahat görebiliyordum. Sırtı cama dönük şekilde odasının orta yerinde dikildi bir süre. Sonra sanki bir komut almış gibi aniden hareketlendi ve sağ elini sırtına atıp tişörtünü eteklerinden kavradığı gibi tek çekişte çıkarttı üzerinden. Meraklı irislerimi geniş omuzlarında ve sırtında gezdirmeye başladım. En son 4 sene önce tüm mahalle denize gittiğimizde görmüştüm onun vücudunu. Ve o zamandan bu yana epey geliştirmişti kendini. Bu mesafeden bile rahatlıkla görebiliyordunuz. Tişörtünü top yapıp kapısının arkasındaki sepete fırlattı. Sonra birden fark etmiş gibi arkasını dönüp bu tarafa baktı. Aniden nefesimi tutup başımı eğdim. Görünmeyeceğimi biliyordum fakat yine de tedirgin olmuştum. Yakalanırsam büyük rezillik olurdu, bu defa yüzüne hiç bakamazdım işte. Azgın ergenler gibi adamın odasını dikizliyordum resmen. Pencereye yaklaşıp güneşliği çektiğinde tuttuğum nefesimi geri bıraktım. *** Ertesi sabah yine annemin sesiyle gözlerimi açtığımda yorganım üstümden kayıp yere düşmüştü. Annem bir kez daha kulaklarımı çınlatırcasına adımı seslendiğinde oflayarak doğruldum. Uyanmaktan o kadar nefret ediyordum ki sırf uyanmamak için hiç uyumamayı tercih edebilirdim. Ayaklarımı sürüyerek odamdan çıktım ve lavaboya girip aynadaki aksime hiç bakmadan yüzümü yıkadım. Ardından tekrar odama girdim ve kapımın arkasında asılı olan pembe havluya yüzümü sildim. " Duygu soğudu her şey kalk artık! " Derince bir nefes alıp adımlarımı bu kez mutfağa yönelttiğimde annem söylenmeye devam ediyordu. " İnsanın kızı erkenden kalkar sofra hazırlar bizimki assolist gibi en son geliyor. " " Ama kimseni…