LKS-67
Yazar: A İlke Sandıklı

Arabaya yerleşip hemen yan koltukta oturan sevgilimin yanağına öpücük kondurduğumda gülümsedi. " Geciktim kusura bakma güzelim toplantı uzadı. " Kemerimi bağlarken sorun yok der gibi başımı salladım. " Nasıl geçti günün, yorgun musun? " diye sorduğumda derin bir nefes aldı. " Aslında epey yorucu bir gün geçirdim. Bu anı iple çektiğimi itiraf edebilirim. " Kaşlarım şüpheyle havalandı. " Paydos ettiğin için mi yoksa beni gördüğün için mi? " dediğimde erkeksi bir kıkırdama bahşetti bana. Sonra sanki bu soruya cevap dahi vermesine gerek yokmuş gibi bir ifadeyle, sağ elini direksiyondan ayırıp burnumu iki parmağıyla kıstırdı. Parmağının arasında kalan burnumu kurtarmak için çırpınırken gülerek konuştu. " Senin o küçük burnunu kopartırım serseri. " Nihayet elini geri çektiğinde huylanmış ve burnumu düzeltmeye koyulmuştum. Bu halim onu daha çok güldürdü. Evet bu benim hassas noktamdı. Babam çocukluğumda beni uykudan burnumu sıkarak uyandırırdı ve ben bu yüzden olsa gerek, kendimi bildim bileli burnuma dokunulmasından nefret ederim. Burnuma azıcık değildiğinde bile tüm nefes alma kalitem düşüyor sanki. Köpek gibi burnumu çekerek açma hareketleri yaparken ona ters ters baktım. Bu hikayeyi Kenan'a Eren abim anlatmıştı. O zamandan beri de uyuz etmek için ara sıra burnumu sıkar. Düşmana gerek yok görüyorsunuz. Araba gözümün artık fazlasıyla aşina olduğu yollardan geçip giderken, telefonuma gelen bildirimleri kontrol etmek için uygun bir zaman olduğunu düşünüp elimi çantama attım. Tüm gün yoğun bir şekilde çalıştığımızdan tele de pek bakamıyorduk. Gerçi boş olsak da şu an için bir sınava tabii tutulduğumuzdan, kimse telefonuyla oynamamaya özen gösteriyordu. Whatsapp'a girip bizimkilerle olan grubu açtığımda Burak ve Sevde'nin uzun uzun mesajlaştığını fark edip okumaya başladım. Bir noktada Sevde'nin staj için başvuru yapmaya başladığını görüp şaşkınlıkla çığlık atmıştım. Kenan ise ne olduğunu anlamak ister gibi bana baktı. " Sevde nihayet staj görüşmelerine başlamış da... " dedim açıklamak amacıyla. Başını hafifçe salladı. " Sevindim. " " Ben de ya. " derken Sevde'nin numarasını girip aramaya basmıştım. Çok bekletmeden açtı. " Kuzu? " " Efendim? " derken sesi keyifsiz çıkmıştı. " Ne yapıyorsun? " " Evdeyim. Yarın görüşmem var onun için kıyafet seçiyorum. Sen? " Omuz silktim. " İşten yeni çıktım. Nerede görüşmen? " " Beşiktaş'ta bir yer. " diye geçiştirdi sorumu. Gitmeye pek can atmadığı ortadaydı. " İyi misin? " dedim bu kez. Derin bir iç çekti. " Olacağım. " Kaşlarım huzursuzlukla çatıldığında ben de iç çekmiştim. " Abimle ne oldu? " " Hiçbir şey. Artık önüme bakacağım. " dediğinde şaşkınlıkla duraksadım. " Nasıl yani bitirdin mi şimdi? " " İstemiyor beni. Ben de kabullendim artık. Dünyanın sonu değil ya. Toparlarım. " derken kelimeleri öyle ruhsuz telaffuz ediyordu ki bu söylediklerine kendisinin bile inanmadığına emindim. " Değil tabi ki. Önüne bak tabi ya. En doğrusunu yapmışsın. " deyip duraksadım. Sonra aklıma gelen şeyi pat diye soruverdim. " Görüşme dediğin date miydi yoksa? " Bu söylediğime bezgin bir tavırla güldü. " Hayır. İş görüşmesi. Artık dateler falan da yok hem. Tanışma uygulamalarını da sildim. Hazır olduğumda daha ciddi ve düzgün bir ilişki istiyorum. " Şaşkınlıkla duraksadım yeniden. " Sen kimsin ve Sevde'ye ne yaptın? " dediğimde Kenan göz ucuyla bana bakmıştı. Uzunca bir iç çekti. " Ben değil abin yaptı. Sanırım artık olgunlaştım. " derken keyifsiz bir şekilde güldü. Sertçe yutkundum. Abimle yaşadıklarının onu bu kadar derinden etkilediğini bilmiyordum. Evet son bir senedir çok başka birine dönüşmüştü fakat ben bunu geçici bir süreç sanmıştım. " En doğrusu bu bence. Yeterince şey yaşadın artık ayakları yere sağlam basan bir ilişki yaşamanın zamanı geldi. " " Haklısın. " diye mırıldandı. Kısa bir sessizlikten sonra tekrar konuştu. " Neyse ben şimdi kapatayım daha duşa gireceğim. " " Tamam kuzucum sıhhatler olsun, seni seviyorum. " " Ben de seni. " Telefon kapandığında Limon Kabuğu'na çoktan girmiş olduğumuzu fark etti…