LKS-58
Yazar: A İlke Sandıklı

Birden öne atıldım ve koluna asılıp onu var gücümle kendime çevirdim. Gözlerimden alevler çıktığına emindim o dakikalarda. " Aranızda bir şey mi geçti? " diye sordum beynimi kemiren düşünceye yenilerek. Kaşları derin bir biçimde kavislenirken inanamaz gibi sordu. " Ne? " Sertçe yutkundum ve göz temasını bozmadan sorumu yineledim. Cevabını almak zorundaydım. Yoksa aklımı kaçıracaktım. " O kadın ile aranızda bir şey geçti mi? " Yüzündeki şaşkınlık yerini sarsıcı bir hayal kırıklığına bırakırken dudaklarını öfkeyle araladı. " Bunu bana nasıl sorabiliyorsun ya sen? " Böyle bir çıkışı hiç beklemediğimden ne yapacağımı bilememiş ve kolunu kavrayan parmaklarımı ateşe değmişçesine bir telaşla çözmüştüm. " Sen benim sana hislerimi bu kadar mı ciddiye alıyorsun Duygu? " dedi tükürürcesine. İrkildim. " Senelerce seni bekledim ya ben. Senelerce! " Gözlerim hızla dolarken güçlükçe çıkan sesimle karşılık verdim. " A-ama sen bekarım dedin... " Kaşları havalandı birden. Sonra gürültülü bir nefes bıraktı dudaklarının arasından. " Ne anladın sen bu söylediğimden? Ayrıldık ve hemen bir başkasıyla bir şeyler yaşayabilirim, öyle mi? " diye sorduğunda ne diyeceğimi de ne düşüneceğimi de bilemez haldeydim. Bana doğru bir adım attı ve yüzüme doğru hafifçe eğildi. " Ben hep bekardım dedim Duygu. Sana çaresizce aşıkken de, seninle birlikteyken de... Ve hiçbir zaman ne sana ne de sana olan aşkıma ihanet etmedim. " dediğinde nefesim tekledi. Karaları gözlerimden ayrılıp yanaklarıma süzülen yaşlarda oyalandı bir süre ve sonra başını iki yana salladı. " Nasıl bu kadar körsün bana? " derken sesi alçaktı. Görüşüm bulanıklaştığında gözlerimi yumup ellerimle sildim. " Saatlerdir yoksun. " dedim çatlayan sesimle. " Önemli bir yemekti. " dedi bir kez daha. Gözlerimi açıp yüzüne baktım. Az önceki öfkeli hali geçmiş yerini hüzünlü bir ifade almıştı. Yavaşça yutkundum. " Yemekten sonra da takılmışsınız... " derken sesim incecikti. Derin bir iç geçirirken omurgasını dikleştirdi ve sabırla anlatmaya çalıştı. " Tuffex Leasing A.Ş çok büyük bir şirket. Gökçe Hanım da bu şirketin yönetim kurulu başkanı. Uzunca bir süredir kendilerine ulaşmaya çalışıyorduk ve nihayet şans yakaladık. Eğer anlaşabilirsek 5 yıl boyunca tüm dosyalarını bize devredecekler. Belki daha da uzayacak bu süre. Hem Ofisin itibarı açısından hem de gelir açısından inanılmaz bir fırsat. Yemek için sözleştik. Lotus Bistro Cafe'de. Restoran bölümü ile bar bölümü zaten iç içe. Talepte bulununca ben de geri çeviremedim. Birkaç saat de bar kısmında oturduk. İş ya da kariyer hayatlarımız dışında hiçbir şey konuşmadık. " durdu ve ne düşündüğümü anlayabilmek için yüzüme baktı bir süre. Tam konuşmak için dudaklarımı aralayacağım esnada yeniden lafa girdi. " Gökçe dememi kendisi rica etti. " Dudaklarımı geri kapayıp huzursuzca birbirine bastırdım. " Anlaştık mı? " diye sordu usulca. Derin bir nefesi ciğerlerime doldururken gözlerimi kaçırmıştım. İçimdeki huzursuzluk bir nebze hafiflese de yok olmuş değildi. Kıskançlık içimde çağlayarak büyümeye ve nefrete dönüşmeye devam ediyordu. Yine de bu Gökçe mevzusunu şimdilik rafa kaldırma kararı aldım. " Sevgili değil miyiz artık? " diye sordum saniyeler öncesindeki çıkışına gönderme yaparak. " Kendinden emin olmanı istiyorum. " dedi pürüzsüz bir sesle. Gözlerim bir kez daha onun karalarına kalktı. " Eminim. " dedim tek nefeste. Fakat başını iki yana sallayarak gözlerini kaçırdı. " Hayır Duygu. " dedi sadece. Sabırsız bir tavırla ısrar ettim. " Eminim diyorum neden inanmıyorsun bana sen? Ne zamandan beri başkalarının lafını benimkinden önde tutar oldun? " Başkaları diyerek mahalleli ile birlikte en çok da annesini kast ettiğimi biliyordu. Karaları benimkilerde durdu ve sertçe yutkundu. " Hayır Duygu. Sırf kıskançlık yüzünden kabaran duygularınla bana yaklaşmanı istemiyorum artık. Sırf beni kaybetmekten korktuğun için büyük konuşmanı istemiyorum. Benden emin değilsin. Bizden emin değilsin. " diye sıraladı peş peşe. Kaşlarım çatılırken panik ve öfkeyle itiraz ettim. " Öyl…