LKS-53
Yazar: A İlke Sandıklı

Yazar Bakış Açısından Genç adam duyduklarına inanamaz gibi, bu kez direkt olarak can dostu bildiği adama dönüp sordu. " Ne? " Kenan, arkadaşının tek bir kelime ile öfkelenmeye hazır suratına bakarken ona nazaran sakin bir sesle konuştu. " Gel konuşalım. " Fakat bu cevabı Okan'ı daha da çileden çıkartmaktan başka işe yaramamıştı. Gözleri kocaman irileşirken yüzüne acı bir alay oturdu. " Ne? Neyi konuşalım? " Kenan alt dudağını yalarken bakışlarını kaçırdı. Bir yandan da eliyle kendi evlerinin bahçesini işaret ediyordu. " Gel şurada baş başa konuşalım. " Okan çıldırmış gibi bağırırken parmaklarını saçlarının arasından geçirdi. " Lan neyi konuşacağız! Lan... " bakışları Kenan'ı geçip birkaç adım ötelerindeki kız kardeşinin suçlu bakışlarıyla buluştuğunda iki elini de yumruk yapıp sıkmaya başlamıştı. " Lan siz? " " Abi, abi bir dinle... " diye aralarına girmeyen çalışan kardeşine fırsat vermeden Kenan'ı tişörtünden yakalayıp bahçenin dışına çekti. O esnada Meliha Hanımlar da mahallelinin bu bağırış çağırış yüzünden başlarına toplanmasından endişeliydiler. " Oğlum belli ki bir yanlış anlaşılma var, evde konuşalım sakince. " diye şansını denese de Okan'ın gözü dönmüştü bir kere. Okan Kenan'ı parka kadar peşinden sürükledikten hemen sonra ittirerek tişörtünü bıraktı. Gözleri, arkadaşının yüzünde telaşla dolanıyor ve ufak dahi olsa bir itiraz arıyordu. Fakat yoktu. " Lan ben delireceğim! "diye kükredi sonra. Kenan karalarını Okan'ın ateş saçan gözlerine dikti ve samimi bir şekilde konuştu. " Onu seviyorum Okan. " Bunun üzerine ise yumruğu suratının orta yerine yemişti. Elini burnuna kapatıp geriye doğru sendelerken acı dolu bir inleme koptu dudaklarından. Okan derin derin nefesler alıyor üstüne atlamamak için kendini dizginlemeye çabalıyordu. " Lan neyden söz ediyorsun sen, kardeşin lan o senin! " Kenan avcuna dolan kanı umursamadan elini burnundan ayırırken bir kez daha sakince konuşmayı denedi. " Sen de biliyorsun aşık olmanın nasıl bir şey... " " Sakın! Sakın beni kendinle kıyaslamaya kalkma piç kurusu! " işaret parmağını Kenan'a yöneltip sallarken aynı hiddetle bağırmaya devam etti. " Bu kız seni abisi bilmedi mi? Elinde büyümedi mi bu çocuk senin götveren! Sen ona nasıl o gözle bakabildin? " ellerini hırsla saçlarından geçirdi yeniden. " Lan nasıl bakabildin nasıl! Kaç kez emanet ettim ben bu kızı sana! Kaç kez güvendim lan! " " Okan. " diye sabırsız bir sesle araya girse de devamını getirmesine müsaade etmedi. " Lan ben kimseye güvenemeyecek miyim? " " Okan, birbirimizi seviyoruz. " derken ona doğru bir adım attı. " Kardeşimi de mi kandırdın? Çocuk lan o daha! " Kenan bu kez öfkesine hakim olamayıp tıpkı onun gibi sesini yükseltmişti. " Sevde ile aynı yaştalar! " Okan yumruğunu havaya kaldırıp tükürürcesine konuştu. " Aynı şey mi orospu çocuğu! " Bunun üzerine Kenan da kendine hakim olamamış ve Okan'a saldırmıştı. " Okan belanı sikerim düzgün konuş!" "Kardeşimden de ailemden de uzak duracaksın. " " Duygu 21 yaşında, sana hesap mı verecek! " Bunun üzerine aldığı yanıt ise bir başka yumruk hamlesi oldu fakat bu defa engellemişti. İkisi parkın orta yerinde boğuşurken Meliha Hanım Duygu'yu içeriye sokmuş ve Eren'e haber vermişti. Okan ve Kenan'ın birbirlerine zarar vermesinden korkuyordu. Gülizar Hanım ise yaşadığı şoku hala atlatabilmiş değildi. Nasıl olur da el kadar çocukla dağ gibi oğlunun adı birlikte anılırdı? Olacak şey miydi bu şimdi? Hem de kaç yıllık komşusuydu. Başını ellerinin arasına alıp bahçedeki sandalyeye çökmüş öylece oturuyordu. İçeriden Meliha ve Duygu'nun bağrışmaları kulağına çalınsa da anlayamayacak kadar doluydu kafası. Saatler birbirini kovalarken ortalık kan gölüne dönmüş ve Eren ile mahallenin diğer delikanlılarının yardımlarıyla, ikili güçlükle birbirinden ayrılmıştı. İkisinin de yüzü tanınmayacak haldeydi. Mahalleli Okan'ın bu durumuna az çok alışıktı fakat Kenan'ı bu halde görmek herkes için fazlasıyla şok ediciydi. İnsanlar, yarım yamalak duyduğu şeyleri birleştirerek dedikodunun fitilini ateşlemeyi d…