LKS-48
Yazar: A İlke Sandıklı

Yaptığımız hafta sonu kaçamağının üzerinden beş gün geçmiş okullar açılmadan önceki son haftamıza giriş yapmıştık. Bu süreçte Yusuf ile konuşmak için fırsat kollayıp durmuştum fakat o TUS dershanesine yazıldığından asla müsait olamıyordu. Bu benim için bir nebze rahatlatıcıydı çünkü zaten onunla ne konuşacağımı da bilmiyordum. Yani 20 yıllık arkadaşımın karşısına geçip benden mi hoşlanıyorsun, eğer öyleyse bu kadar yakın olmamalıyız diyemezdim ya. Sanırım içten içe bu meselenin kendiliğinden çözülmesini umuyordum. Elimde bir tepsi muhallebiyle Nuni'nin evine vardığımda, açık olan kapıdan içeriye girmeden önce seslendim. " Nuni! Biz geldik! " Sevde hemen solumda durmuş bu son derece eski evi inceliyordu. " Gel kızım. " Ayaklarımı terliklerimden çıkartıp içeriye uzun bir adım attığımda Sevde de peşimden girdi. Kenan ile sevgili olduğumuzdan beri ilk kez Nuni'yi ziyarete geliyordum. Çok ayıp ettiğimin farkındaydım fakat bizi bildiği için ondan fazlasıyla utanıyordum işte. Seri adımlarla salona girdiğimde onu her zamanki gibi tekli koltuğunda otururken buldum. " Günaydın Nuni'm. " dediğimde gözlerim hemen karşısında oturan genç kıza kaymıştı. " Hoş geldiniz. " dedim sevecen bir tavırla. Nuni'nin torunu Muğla'dan İstanbul'a yüksek lisans için gelmişti ve bu iki yıl boyunca Nuni ile kalacaktı. Esmer kız oturduğu yerden yavaşça doğrulurken gülümsedi. " Hoş buldum. Feyza ben. " Elimdeki tepsiyi, hemen sağımdaki yemek masasının üzerine bırakıp kızın bana uzattığı eli nazikçe kavradım. " Duygu, tanıştığıma memnun oldum." Kız gülümsedikten sonra zümrüt yeşili gözlerini hemen arkamdaki Sevde'ye çevirdi. Sevde de bekletmeden elini uzatmıştı. " Sevde." Feyza onunla tokalaşırken Nuni konuştu. " Okan'ın yavuklusu mu? " Sevde duyduğu cümle üzerine kıpkırmızı kesilirken ben sırıtarak başımı salladım. " O vallahi. " Nuni anında Ayetel Kürsi okumaya başlamıştı. Bir yandan okuyor bir yandan da Sevde'yi süzüyor ve nefesini üflüyordu. Sevde tüm bu olanları şaşkınlıkla izlerken Feyza ve ben Nuni'nin karşısındaki kanepeye oturmuştuk. " Hangi bölümü bitirdin? " diye sordum ilgiyle, hemen yan tarafımda oturan kıza dönüp. Zümrüt yeşili gözleri parıldayarak benimkilere döndüğünde güzelliğine inanamaz gibi baktım. Simsiyah uzun saçları, yemyeşil gözleri, minicik bir burnu ve dolgun dudakları vardı. Teni buğdaya çalıyordu fakat yine de açıktı. Gözlerini çevreleyen gür kirpikleri ve kaşları yüzüne karakteristik bir özellik katıyordu. " Endüstri Mühendisliği. " dediğinde başımı salladım. " Biz de Moda Tasarım okuyoruz, son senemiz. " derken hemen yandaki koltuğa oturmaya niyetlenen Sevde'ye göz ucuyla baktım. Sevde koltuğun üzerinde gayet keyifli bir şekilde yalanan sarmana bakıp tedirgin bir şekilde sordu. " Tırmalar mı? " Nuni Sevde'yi okumayı bitirip bana geçmişti. Ara verip yanıtladı. " Sen ona dokunmazsan o da sana ilişmez kızım. " Sevde çok rahat hissetmese de kedinin yan tarafındaki boşluğa dikkatlice oturdu. Yazmasını düzelten Nuni'ye dönüp sordum. " Nasılsın Nuni'm torunun da geldi. " Nuni gözleri parıldayarak Feyza'ya döndü. " Mutluyum tabi, yıllar olmuştu görmeyeli ay yüzlümü. " Feyza yüzünde kocaman bir gülümsemeyle oturduğu yerden kalktı ve masanın üzerinde muhallebi tepsisine yöneldi. " Çay demlemiştim içersiniz değil mi? " Ben başımı sallarken Sevde hızla oturduğu yerden kalkıp Feyza'nın boşalttığı yere kuruldu ve şirince sırıttı. " Şeyy korktum da. " Feyza ona sorun yok der gibi başını sallarken ben içime içime gülüyordum. Akşama kadar Feyza ile muhabbet ederek Nuni'de oturduk. Akşam karanlığı çöktüğünde ise Feyza'yı da alıp mahalleliyle tanıştırmak üzere parka ilerlemeye başladık. Sevde kızı sessizce inceliyor nasıl biri olduğunu çözmeye çalışıyordu. Bense tatlı biri olduğuna çoktan karar vermiştim. O da yengeçti bir kere. Parka vardığımızda kemik kadro Umut ve Neşe çoktan oradaydı. Abimler de ilerideki banklara oturmuş çekirdek kola yapıyordu. Bizimkilerin yanına gidip kaldırıma oturduğumuzda Feyza kendini tanıtmış ve Neşe'nin radarına girm…