LKS-47
Yazar: A İlke Sandıklı

Yusuf masaya yerleşmek üzere hamle yaptığında ısrarla sordum. " Yusuf? " Elaları şefkatle benimkilere çevrildi. " Dediği gibi oldu güzelim. Burası Türkiye insanlar gergin. " diyerek yanağımdan bir makas aldı ve Emir'in yanındaki boş yere oturdu. Hemen ardından Kenan da bana hiç bakmadan önümden geçip Eren abimin yanına yerleşmişti. Gözlerim ikisi arasında gidip gelirken derince bir nefes aldım. " Pansuman yaptınız mı, ecza dolabı vardır odalarda? " Yusuf göz kırparak başını salladığında Kenan karalarını benimkilere dikip yumuşacık bir sesle yanıtladı. " Ufak bir şey, endişe etme. " İçim hiç rahat etmese de daha fazla dikkat çekmemek adına az evvel kalktığım sandalyeye oturdum. " Bizim arabalar yukarıdaki yolda değil mi abi ne kavgası bu böyle? " diyen Okan abim şüphelenmekten ziyade ciddi ciddi anlamaya çalışır gibi görünüyordu. Yusuf hiç oralı olmazken Kenan önündeki bardağa su doldurdu ve yanıtladı. " Geçememişler yan yoldan. Önemsiz bir şey hadi tat kaçırmayalım daha fazla. " Eren abim sessizce olan biteni izlerken Okan abim başını iki yana sallayarak sinirle soludu. " İnsan olan bizi bulmaz ki zaten. " Ardından büyük bir sessizlik içerisinde yemeklerimizi yedik ve odalara gitmek üzere dağıldık. Ben bir şekilde fırsat yaratıp Kenan ile görüşmek ve işin aslını öğrenmek istiyordum fakat gençlerin başka planı vardı. " Havuza mı girsek? " diyen Neşe'ye Emir de katıldı. " Vallahi şahane bir fikir bence. " Sevde Okan'ın yanından ayrılıp koşarak yanımıza geldiğinde Umut da havuz fikrine onay vermişti. Kolumu kavrayan arkadaşıma doğru döndüğümde fısıldayarak sordu. " Kavga mı etmişler? " Dudağımı büktüm huzursuzca. " Bilmiyorum ki. " O esnada Ceren'in tiz çığlığı tüm bahçeyi inletti ve panikle ona döndük. Olay nasıl gelişmişti hiç bilmiyorum fakat Ceren yerde Umut da onun üzerinde boylu boyunca uzanıyorlardı. Ceren yüzünü buruşturarak bir kez daha acıyla inlediğinde Umut telaşla üzerinden kalktı. " Özür dilerim taşı görmedim. İyi misin? " Ceren acı çektiği her halinden belli olan suratıyla başını iki yana salladı ve oturur pozisyona geçip sol ayak bileğini tuttu. " Çok kötü. " Umut elini uzatıp onu yerden kaldırmaya çalışırken herkes başımıza toplanmıştı. Ceren, Umut'un kolundan destek alarak ayaklarının üzerinde doğrulmayı denedi fakat başaramayıp acıyla haykırdı. Bunun üzerine Umut onu çevik bir hamleyle kucağına aldı. " Ne oldu? " diyerek telaşla yanımıza gelen Emir kardeşini bu halde görünce kaşlarını çatmıştı. O esnada Yusuf araya girdi. " Şuraya oturt da bileğine bakayım. " Umut onu başıyla onaylayıp Ceren'i ilerideki şezlongların birine yavaşça bıraktı. Yusuf da önünde dizlerinin üstüne çöküp Ceren'in ayağını tuttu. Hepimiz endişeyle ikisini izlerken Umut sürekli özür dileyip duruyordu. Yusuf kızın bileğini hafifçe sola, ardından sağa, sonra yukarı ve aşağıya çevirdiğinde Ceren istisnasız hepsinde inlemişti. " Kırık çıkık yok, birkaç gün üstüne basma iyileşir. Ağrın dayanılmaz bir hal alırsa ağrı kesici alırsın. " Ceren başını salladığında Yusuf da doğrulmuştu. Umut Ceren'in diğer tarafındaki şezlonga otururken yüzüncü kez özür diledi. Ceren sorun yok der gibi elini salladı. O esnada Neşe konuştu. " E havuza da giremezsin şimdi." Ceren üzgün bakışlarını Neşe'ye çevirdiğinde Umut atıldı. " Ben de seninle burada otururum. Canın sıkılmaz. " Ceren şaşkınca ona döndügünde Emir konuştu. " Havuza girmek zorunda değiliz. Girmeyiz. " Neşe'nin yüzü düşerken Ceren bu kez de abisine bakmıştı. " Ay abi lütfen siz girin. Ben buradan sizi izlerim. " " Benim bir fikrim var. " diyen Yusuf'a döndüğümde bakışlarının ilerideki şezlongun hemen üzerinde duran gitarda olduğunu gördüm. *** Kenan elindeki gitarın akordunu kontrol ederken hemen sağındaki şezlongta ben, benim yanımda Ceren, onun diğer tarafında Umut ve Yusuf oturuyordu. Karşıda Okan abim Sevde'yi dizlerinin üstüne oturtmuş, onların yanında da Neşe ve Emir konumlanmıştı. Şarkı değiştirme oyunu oynayacaktık. Oyunu başlatan şarkıyı nerede keserse, bitirdiği kelimeyi içeren başka bir şar…