LKS-44
Yazar: A İlke Sandıklı

Abim odamdan çıktığında peşine takıldım. " Cümbür cemaat neden gidiyoruz ki ya? " Odasının kapısını açarken omzunun üstünden bana baktı. " Sanki daha önce hiç yapmadık. " Gözlerim belerirken karşılık verdim. " Evet ama çocuktuk. " " Sen hala çocuksun. " deyip odasına girdi ve kapıyı yüzüme kapattı. Bir saat içerisinde hazırlanıp mahallenin gençleriyle iki günlüğüne Ağva'ya gidecektik. Her şey iyiydi hoştu da Umut ile Neşe de orada olacaktı. Omuzlarım önüme düşerken arkamı dönüp odama geri girdim. Şu minik kaçamağı kazasız belasız atlatmayı nasip et Allah'ım. Anlaştığımız saat geldiğinde sırtımda pembe çantam, üstümde mavi mini kot şort ve beyaz askılı, ayağımda pembe sandaletlerim ile hazırdım. Bahçe kapısından geçip sokağa çıktığımda üç araba da arka arkaya hizalanmıştı. Sevde benim çıktığımı görünce koşarak yanıma geldi. " Ay çok heyecanlıyım. " "Bense çok gerginim. " " Neden? " diye sorduğunda bakışlarımı abimlerle konuşan Kenan'dan ayırıp Sevde'nin yeşillerine kaldırdım. " Biri anlayacak diye ödüm kopuyor. " diye fısıldadım. " Birbirinize bakmıyorsunuz bile Duygu kim neyi anlayacak? " diye fısıldadı o da. Derin bir iç çekerken abimler konuşmayı bitirip planlamayı yapmıştı. Okan abim bizim arabanın sürücü koltuğuna ilerlerken Sevde'ye eliyle işaret etti. Sevde de beni yanağımdan öpüp sevgilisinin yanına koştu. Emir ve Ceren kendi arabalarına yerleşirken Kenan da en arkada duran arabasına yönelmişti. Neşe başındaki hasır şapkayı tutarak koştur koştur Emirlerin arabasına ilerlediğinde gözlerimi devirmeden edemedim. Yusuf Kenan'ın yanına otururken içimdeki huzursuzluk katlanarak arttı. Umarım bir problem çıkmazdı. Ben de sakin adımlarla bizim arabaya ilerlemeye başladığımda Eren abim önüme geçip kapıyı açtı ve Damla'yı çağırdı. " Sen Kenan abinlerle git Yusuf da orada. " Kaşlarım şaşkınlıkla havalandığında kısa bir an afallasam da hemen toparlanıp renk vermemeye çalışarak başımı salladım. Böyle bir şey istesem olmazdı yahu ne şanslıyım! Kenan'ın arabasına ilerleyip arka kapıyı açtığımda gülümsedim. " Selam. " En azından burada rahattım çünkü zaten Yusuf bizi biliyordu. Fakat bu rahatlığım uzun sürmeden yan tarafımdaki kapı açıldı ve Umut iri bedeniyle içeriye girdi. " Günaydın. Ben de sizleyim. " Tüylerim diken diken olurken bakışlarım dikiz aynasından Kenan'a çevriliverdi. Kaşları çatılmış ve kara gözlerini kısmış bir vaziyette aynadan, hemen yanımda oturan Umut'a bakıyordu. Fakat hiçbir şey demeden bakışlarını yola çevirdi ve kontağı çalıştırdı. O esnada Yusuf da Umut'u selamlamıştı. Üç araba peş peşe yola koyulduğumuzda başımı camdan dışarıya çevirmiş sessizce yolu izliyordum. Yusuf ara sıra Umut ile laflıyordu ve Kenan çıtını dahi çıkartmaksızın arabayı sürüyordu. Yol iki saatten az sürecekti ve yaklaşık kırk beş dakikasını da tamamlamıştık. Dolayısıyla bu gergin ortamda daha fazla kalmayacağım diye düşünürken Umut bana seslendi. " Eren abi evleniyormuş sonunda? " Başımı yavaşça ona çevirdim ve kısaca yanıtladım. " Evet. " " Çok sevindim ya geç bile kaldı. Düğün ne zaman? " " Belli değil henüz. " Umut kahverengi gözlerini yüzümde dolaştırırken gülerek konuştu. " Aman evlensinler de senin de önün açılsın." Oturduğum yerde kaskatı kesildiğimde Kenan'ın bariton sesi arabayı doldurdu. " Sana ne Umut? " Umut böyle bir tepki beklemediğini açıkça belli eden bir şaşkınlıkla Kenan'a döndü. " Kenan bak sen o havlu meselesinden beri takıksın bana ama..." dediğinde Yusuf meseleyi bilmediğinden anlamaya çalışırcasına bana baktı. Kenan ise direksiyonu kavrayan parmaklarının eklemleri bembeyaz kesilmiş bir şekilde dikiz aynasından Umut'a bakıyordu. "O tamamen talihsiz bir tesadüftü.Benim farklı bir niyetim olmaz, olamaz. Duygu senin için neyse benim için de o. " demesiyle arabanın ani bir frenle yolun ortasında durması da bir olmuş öne doğru savrulmuştum. Kenan kaşları derince çatık bir vaziyette başını arkaya doğru çevirdiğinde ürkek bir şekilde konuştum. Öfkesine yenik düşüp açık vermesinden ölümüne korkuyordum. " Kenan... abi bir şey…