LKS-41
Yazar: A İlke Sandıklı

Eve döndükten sonra, Yusuf'un bir süredir kendisini boşladığıma ilişkin son derece haklı isyanlarına karşı koyamamış ve Şermin Annemlere gitmiştim. Kısa süre içerisinde Sevde de yanımıza gelmişti ve günlerdir konuşamadığımız Okan meselesini masaya yatırmıştık. Sevde, iki küçük tokayla yanlardan topladığı sarı kısa saçlarını parmaklarına dolarken yeşil gözleri hülyalı hülyalı tavanda geziniyordu. " Bilmiyorum işte başladık bakalım. " dedi anlatmayı bitirince. Yusuf benden önce davranıp şaşkınlıkla karışık bir alayla sordu. " Okan'ın değişeceğine inandın sen de öyle mi? " Sevde bozulduğu belli olan bir suratla ona baktığında ellerini havaya kaldırıp ekledi. " Ne? Hiç öyle bakma, Okan'dan bahsediyoruz. " derken göz ucuyla bana bakmıştı. Sessiz kaldım. Haklıydı. Ne yazık ki. Sevde homurdanarak oturduğu berjerde bacaklarını altına toplarken ben de kucağımdaki telefondan gelen bildirimleri kontrol ediyordum. " Şu ana kadar iyi gidiyor. İlk hatasında biter. Söyledim bunu. " diye kendini savunduğunda başımı kaldırıp bana sitemle bakan yeşilleriyle karşılaştım. Konuşmuyor olmam onu üzmüştü anlaşılan. Boğazımı temizledim ve telefonu elimden bırakıp konuştum. " Ben güveniyorum abime. " Yalanın dik alası. Yusuf gözlerini devirirken Sevde bunu da kaçırmamış ve derin bir iç geçirmişti. " Aman neyse. Sen anlat nasıldı geceniz? " diyerek abartılı yüz mimikleriyle bana döndüğünde birden oturduğum yerde kaskatı kesildim. Yusuf da benimle birlikte omurgasını dikleştirmiş ve hafifçe bana dönmüştü. Sertçe yutkundum. Yusuf'un olan bitenden haberi yoktu. Henüz. Yani illa ki söyleyecektim fakat bu şekilde değil. Gözlerimdeki ürkek ifadeden kurtulmaya çabalayarak ona baktım. Elaları şüpheyle kısılmış sorgular şekilde yüzümü tarıyordu. " Biz Kenan'la Sapanca'daydık da. " dediğimde tek kaşı kalktı ve başını devam et der gibi salladı. Bir kez daha yutkunurken, Sevde'nin pot kırdığını anlaması uzun sürmemiş, sessizleşmişti. " Öyle işte. " dedim birden ne diyeceğimi bilemeyip gözlerimi kaçırırken. Fakat Yusuf hiçbir sansür koymaksızın pat diye soruverdi. " Seviştiniz mi? " Sesi buz gibi soğuk, kasırga gibi sertti. İrkilerek ona baktım tekrar. Boynundaki damar belirginleşmiş, ela harelerine kızıllık bulaşmıştı. Gözleri cevabı görebilmek için gözlerimde sabırsızca turlarken koltuğun koluna bastırdığı dirseğinden kendini ne kadar kastığını görebiliyordum. Cevap veremediğimde yavaşça yutkundu ve adem elması kımıldadı. Cevap verememem de bir cevaptı. Ve o beni herkesten daha iyi tanıyordu. Bakışlarını gözlerimden çekip halıya dikti ve derin bir soluk aldı. Ciğerleri ne zamandır nefessizlikten acıyormuş gibi. Ardından oturduğu yerden hışımla doğruldu ve sert adımlarla salonu terk etti. Sevde mahcup ve korkmuş bir şekilde yüzüme bakarken aklımda tek bir şey vardı. Günler öncesinde Kenan'ın söylediği o söz. Yusuf'un sana asla zarar vermeyeceğini ve kötü bir çocuk olmadığını biliyorum. Sana körkütük aşık olduğunu bildiğim gibi. Tüm vücudumu etkisi altına alan anlık bir ürpertiyle irkilerek Sevde'ye baktım ve onun da gözlerinde aslında aynı şüphenin olduğunu fark ettim. Ya da yalnızca kafamda kuruyordum. Kaşlarım çatılırken oturduğum yerden kalktım ve güçsüz bir sesle mırıldandım. Kafam akıl almaz derecede karışmıştı. " Eve gidelim. " Sokak boyunca sessizce yürüsek de beynimde dur durak bilmeyen amansız bir tartışma hüküm sürüyordu. Seneler öncesine kadar gidiyor Yusuf ile olan arkadaşlığımızı gözden geçiriyordum. Böyle bir şey mümkün olabilir miydi gerçekten? Bu kadar insan, yıllarca bunu söyleyip durmuştu ve ben tek bir ihtimal bile vermemiştim. Yüreğim sıkılıyor, bedenim ruhuma dar geliyordu. Gerçek olduğuna inanmak istemiyordum. Bu, arkadaşlığımızın bitmesi demekti. Çünkü göz göre göre ona bu işkenceyi etmeye devam edemezdim. Ve artık onunla bir şey paylaşmaktan da çekinecektim. İçim sıkışırken derin bir nefes doldurdum ciğerlerime. Dakikalar içerisinde hayatım resmen bir kabusa dönmüştü. Ne zamandır böyleydi bu? En başından beri olmadığına emindim çünkü benim…