LKS-40
Yazar: A İlke Sandıklı

Saçlarımın üzerinde tüy hafifliğinde gezinen parmaklar uyanmama sebep olduğunda göz kapaklarımı güçlükle araladım. Hemen bir karış mesafedeki yüzü görmemle dudaklarım istemsizce aralandı. Kara gözleri uyandığımı fark eder etmez irileşmişti. " Uyandırdım mı? " Yutkundum. Bakışlarımı çekinerek etrafta gezdirirken üstüme örtülü beyaz yorgana iyice sarıldım. Çıplaktım. O ise altına boxerını giymişti. Saçlarının hafif nemli oluşundan ise duş aldığı belli oluyordu. Gözlerimi gözlerine değdirmemeye çalışarak sordum. " Saat kaç? " " 1'e geliyor." dedi pürüzlü bir sesle. Kaşlarım hayretle havalandığında gözlerine baktım bir kez daha. " Kaç saattir uyuyorum ben? " Hafifçe gülümsedi ve saçlarımın üzerinde duran elini yanağıma indirip nazikçe sevdi. " Yorulmuşsun. " Yanağımı okşayan parmakları gözlerimi kapamama neden olurken yutkundum bir kez daha. Gerçekten de yorulmuştum. Sevişmek insanı ne çok yoruyormuş meğer. Bunu düşünürken yüzüm nasıl bir hal aldı ise endişeli bir sesle sordu. " İyi misin? Ağrın var mı? " Gözlerimi açtım ve bedenimi dinledim. Hafif bir sızı vardı, hepsi bu. " İyiyim. Açım sadece. " Gözleri parıldayarak yüzümü turlarken başını salladı. " Hadi duşa gir de çıkıp kahvaltı edelim. " Başımı salladım ben de. Sonra parmaklarımı yorgandan ayırmadan hafifçe doğruldum. Utanıyordum. Beni gündüz vakti çırılçıplak görmesini istemiyordum. Huzursuzluğumun nedenini anladığında hafifçe güldü ve arkasını döndü. " Havlu gardıropta. " Hiçbir şey demeden yataktan indim ve hızlı adımlarla gardıroba ilerledim. Kapağını açıp temiz olan beyaz havluyu elime aldığımda göz ucuyla da Kenan'a bakıyordum. Hala aynı pozisyonda oturuyor, yeri izliyordu. Havluya sıkıca sarılıp kendimi banyoya attım ve kapıyı kapattım. Duş musluğunu açıp su ayarını yaparken havluyu çıkartıp duşakabinin kapağına asmıştım. Gözlerim hemen yan duvardaki aynaya çarptığında elimi sudan çekip aynaya yöneldim. Gözlerim fazla uyumuş olmam nedeni ile şişmiş ve iyice çekikleşmişti. Bakışlarım çıplak bedenimi hızlıca tararken göğüs uçlarımın etrafını sarmalayan morluklara çarptı gözlerim. Elimi kaldırıp parmaklarımın uçlarıyla hafifçe dokundum. Acı yoktu. Gözlerim hızla boynuma tırmandı ve başımı hafifçe yana çevirerek başka morluk olup olmadığına baktım. Çenemin biraz altındaki hafif kızarıklık dışında bir şey yoktu. Rahatça iç geçirdim. Göğüslerim neyse de boynumdakini bu yaz sıcağında hayatta gizleyemezdim. Birden musluktan basınçla gelen sıcak suyun sesi dikkatimi dağıttığında aynanın önünden çekilip duşakabine girdim. Ilık su bedenimin gerginliğine çok iyi gelse de fazla oyalanmadan yıkanmış ve havluya sarılarak banyodan çıkmıştım. O esnada Kenan da üstünü giyinmişti. Çıktığımı görünce bana döndü ve gülümsedi. " Sıhhatler olsun. " " Teşekkür ederim. " diye mırıldanarak odanın içerisine doğru ilerlerken gözlerim, hemen ileride top haline getirilip duvar dibine bırakılmış olan beyaz çarşafa, daha da doğrusu çarşafın üzerindeki kırmızı lekeye takıldı. Sertçe yutkunurken havluyu kavrayan parmaklarımı iyice sıkmıştım. Bakireliğe çok anlam yükleyen biri olmasam da tüm bunları, ailemden habersiz gizli kapaklı yapmış olmak içimi huzursuz etmişti. Ve her ne kadar önem vermiyorum desem de değiştiğimi hissediyordum. Yani artık pek çok şey eskisi gibi olmayacaktı. İlk seksimi yapmıştım. Muhtemelen devamı da gelecekti. Ve itiraf etmeliydim ki kesinlikle iyi geçmişti. " Canım? " dediğini işittiğimde irkilerek gözlerimi ona çevirdim. " Ben aşağıya ineyim de sen giyin. " Başımı hafifçe salladım. Daha evvel adamın önünde soyunan da, dün gece şu yatakta onunla sevişen de ben değilmişim gibi. Kenan uzun ve sakin adımlarla merdivenlere yönelip inmeye başladığında derin bir nefes alıp odanın içerisinde ilerledim. Vücudumu saran havluyu yavaşça çözdüm ve sırt çantama tıktığım yeşil elbiseyi çıkarttım. Elbisenin hemen altındaki temiz çamaşırlardan da bir takım çıkartıp yatağa bıraktım. Çok geçmeden üzerimi giyinip eşyalarımı da toparlamıştım. O esnada Kenan seslendi. " Gelebilir miyim? " " Evet…