LKS-38
Yazar: A İlke Sandıklı

+18 sahneler uyarısı girdiğinde sahneler başlayacak. Okumak istemeyenler için önden belirteceğim. Bu kez bir tık daha açık olmuş olabilir sahneler. Ayaklarımı duvara dayamış bir yandan Sevde ile konuşuyor bir yandan da dergi karıştırıyordum. " Hiç tekin gelmedi bana, gözünü ayırma o kızdan. " dediğinde derin bir iç çektim. " Biliyorum. " Başımın altındaki yastığı çekerek rahat bir pozisyon almaya çalışırken sordum. " Neyse sen anlat nasıl gidiyor yeni işin? " " Gayet iyi. Tabi ilk haftam olduğu için pek bir şey yapmıyorum, işleyişi falan öğreniyorum daha çok. " " Arkadaş edindin mi? " diye sordum bu kez. " Bir kız daha var stajyer. Elif diye. Ama biraz soğuk biri gibi geldi pek ısınamadık birbirimize. " Dergiyi bacaklarımın üstünde sabitlerken sayfa değiştirdim. " Zamanla ısınırsınız bence. " " Belki de. " " Patronunla nasıl gidiyor? " dediğimde ofladı. " Yurtdışında bu hafta. " Kısık bir sesle güldüm. " Anlaşıldı şimdi senin canının neden sıkkın olduğu. " Bu defa o da güldü. " Aman ne yapayım çok sıkıcı burası. Hem pek yakışıklı çocuk da yok. " Gözlerimi devirirken ayaklarımı duvardan indirip yatağın üzerinde oturur pozisyona geçtim. Bu hareketimle dergi kucağımdan kayıp yere düşmüştü. " Sen duygusal boşlukta olabilir misin acaba? " diye sordum ciddiyetle. " Benim şimdi kapatmam gerek sonra görüşürüzzz. " diyerek telefonu kapattığında iç çektim. Apaçık bir şekilde kendi duygularından kaçıyordu. Onda en sevmediğim huy buydu. Söz konusu bir başkası olduğunda çok güzel akıl verir fakat kendine gelince üç maymunu oynardı. Çıplak ayaklarımı yere indirdim ve soğuk zemine bastım. Ayaklarımın üzerinde doğrulduğumda eşofmanın paçaları kayarak aşağı indi. Bugün hava normalden de sıcaktı. Duşa girmeye karar vererek kapıya ilerledim. *** Banyodan çıkıp odama girdiğimde başıma sardığım havlu saçlarımdan kayıp yere düştü. Umursamadan üstünden geçtim ve perdelerimi kapatmak üzere pencereye yaklaştım. Tek elim bedenimi saran havlunun ucunu sıkıca kavrarken diğeriyle açık olan tüle uzandım. O an karşı pencerenin tülü kımıldadı ve heybetli bedeniyle Kenan karşıma dikildi. Kara gözleri beni görür görmez avını takip eden bir şahin edasıyla kısılmış ve yavaş yavaş üzerimde dolanmaya başlamıştı. Kaşları hafifçe çatılırken gözleri gözlerimi buldu. Sertçe yutkundu. O an onunla biraz oynamanın kötü bir fikir olmadığına karar verdim. Bana karşı takındığı bu katı dirayetini sarsmak istiyordum. Tülü kavrayan parmaklarımı çözüp omzuma düşen saçlarımı geriye attım ve gardırobuma ilerledim. Eğilip alttaki çekmecelerden temiz çamaşır çıkartırken gözlerinin bende olduğunu biliyordum. Elime aldığım siyah külotu önümde açıp onun da görmesini sağladım. Sonra bacağımı kaldırıp yavaşça içine girdim. Bir yandan da başımı çevirmiş göz ucuyla ne yaptığına bakıyordum. Gözleri bacaklarımın arasındaki külota kitlenmiş nefessiz bir şekilde hareketlerimi seyrediyordu. Alt dudağımı yaladım ve külotu yavaşça bacaklarımdan yukarıya doğru çekip kalçalarıma geçirdim. Omurgamı dikleştirirken ellerim havlunun uçlarına gitmiş ve düğümünü çözmüştü. Göğsümde çözülen pembe havlu sırtımı okşayarak hızla yere düştü. Hafifçe ona döndüm. Gözleri alev alev göğüslerimde gezinirken alt dudağını dişlerinin arasına sıkıştırıp tek elini cama dayamıştı. Dudağımın kenarı sinsi bir şekilde kıvrılırken ağır hareketlerle gardırobumdan bir tişört çıkarttım ve bedenimi tamamen ona döndürerek yavaşça üzerime geçirdim. Tişört belime kadar inerken ellerimle ensemde sıkışan saçlarımı tişörtten kurtardım. Tüm bunları yaparken gözlerimi onunkilerden çekmemiştim. Sertçe yutkundu ve gözlerini bedenimden ayırıp gözlerimin içine dikti. Karaları her zamankinden daha koyu ve yoğun bir biçimde benimkilere bakarken, beni mahvetmeye ant içtiğini görebiliyordum. Bense hiçbir şey yapmamışım gibi tüle uzandım ve yavaşça çektim. Yerdeki havlumu alıp pencerenin önünden ayrıldığımda yatağın üzerindeki telefonum titreşti. Uzanıp telefonu elime aldım. Kenan Abi kişisinden 1 yeni mesajınız var. ' Umut piçi bu havluyla mı…