LKS-36
Yazar: A İlke Sandıklı

Masaya geri döndüğümde annem yüzüme dikkatlice bakıp neden kızardığımı sordu. " Sıcakladım ya. " diye geçiştirsem de Yusuf'un temkinli elalarından kaçamamıştım. Bana kaş göz yaptıktan sonra sandalyesinden kalkıp yanıma geldi ve elini uzattı. " Dans edelim mi? " O an Hamza abi ve müstakbel eşinin çoktan yüzükleri taktığını fark ettim. Gözlerim kısa bir an için yerine oturmakta olan Kenan'a kaydı ve boğazımı temizleyip Yusuf'a baktım. " Pek havamda değilim. " Yusuf tek kaşını havaya kaldırdı ve açık şekilde uzattığı elini omzuma yerleştirip kulağıma eğildi. " Beni mi kıskanıyor şimdi de? " diye fısıldadığında kaşlarım havalandı. Başımı geri çekip sitemli elalarına baktım. " Hayır tabi ki. Tamam edelim. " Aslında danstan kaçmamın nedeni onu üzmek istemememdi fakat Yusuf'un, Kenan ile ilişkimin aramıza gireceğini düşünmesini asla istemiyordum. Kenan da bunu istemezdi. Kendi söylemişti. Aramızı bozacak hiçbir şey istemeyeceğini. Dolayısıyla Yusuf'un Kenan'a bir de bu yüzden bilenmesinden çekinerek sandalyemden kalktım ve bana uzattığı elini kavradım. Birlikte piste ilerlerken Kenan'ın karalarının üzerimde olduğuna emindim fakat bakmadım. Keşke bana hiç söylemeseydi Yusuf'u kıskandığını. Her şey o zaman çok daha kolay olurdu. Şimdi bunu bile bile eskisi gibi davranmakta zorlanıyordum. Onu üzecek, kıracak bir şey yapmaktan korkuyordum. Fakat Yusuf ile neysek bundan sonra da o olacaktık. Bunun başka bir oluru yoktu. Onunla olan ilişkimi bir başkası için değiştiremezdim. Dans eden çiftlerin arasında kendimize yer bulduğumuzda ellerimi Yusuf'un omuzlarına yerleştirdim ve belimi kavramasına müsaade ettim. Elalarını direkt olarak gözlerime dikti ve başını hafifçe sağa eğdi. " Anlat ne oldu? " Gözlerimi devirmemek için büyük bir çaba sarf ederken derin bir iç çektim. Sonra yalan söylemeden, fazla da detaya girmeden üstünkörü bir cevap verdim. " Leyla meselesi canımı sıkıyor. " Kaşları hafifçe çatıldı ve belimdeki ellerinden birini biraz daha yukarıya kaydırdı. " Gülizar Teyzenin sizden haberi yok tabi. " dediğinde omuz silktim. " Yok ve Kenan'ın Leyla'yı istemiyor olmasını da umursamıyor. " sesim istediğimden daha üzgün çıkmıştı. Müziğin ritmine göre salınırken belimi kavrayan sağ elini yavaşça çekti ve yüzüme düşen bir tutam saçı kulağımın arkasına iliştirip belimi tekrar kavradı. " Nihayetinde kabullenecektir o da. " dediğinde bir çift kuzguni gözle karşı karşıya geldim. Bizi izliyor oluşunu çaktırmak istemez gibi gözlerini anında kaçırdı ve elleriyle oynamaya başladı. Suç işlemiş bir çocuk gibi. Kıskanmıyormuş gibi davranmaya çalışıyordu. Sırf beni huzursuz etmemek için. Fakat gerilen çenesinden ve huzursuzca bir çatılıp bir kalkan kaşlarından içinin sıkıştığını görebiliyordum. Derin bir iç geçirdim. " Umarım. " diye mırıldandım yalnızca. Bir süre daha sessizce dans ettikten sonra nihayet müzik değişmiş ve masaya geri dönmüştük. Kenan'ı bizim masada hatta benim yanımdaki sandalyede bulunca hem şaşırmış hem de sevinmiştim. Abimlerle konuşuyordu. Muhtemelen Leyla'nın yanından da bu bahane ile ayrılmıştı. İçimi kaplayan heyecanla sandalyeme yerleştim ve muhabbetlerini dinlemeye başladım. Bahsettikleri şeylerden çok Kenan'ın sesini dinliyordum. Güçlü, kendinden emin, tok. Ses karizması denen şey bu adamda kesinlikle vardı. Bakışlarımı onun yüzüne çevirme isteğiyle olduğum yerde kıvrandım. Konuşurken kımıldayan adem elmasını, kısılan bakışlarını ve yer yer havalanan kaşlarını hayal edebiliyordum fakat asla bakamıyordum. Sanki bakarsam herkes her şeyi anlayacak gibi geliyordu. Oysa normal olan da bu değil midir zaten? Konuşan kişinin yüzüne bakmak? Alt dudağımı dişlerken masaya doğru hafifçe eğildim. O an çıplak bacağımın üstünde sıcacık ve güçlü bir elin varlığını hissedip irkildim. Gözlerim faltaşı gibi açılmış, tüm bedenim kaskatı kesilmişti. Bacağımın üzerindeki parmaklar yavaşça eteğimi kavradı ve derin yırtmacın açıkta bıraktığı tenimi örttü. Sonra aynı sakinlikle bedenimden uzaklaştı. Nabzım hızla yükselmiş derin derin nefesler alıp v…