LKS-31/2
Yazar: A İlke Sandıklı

Instagram'dan beni takip eder misiniz? Hesabım:@ailkesandikli Ayaklarımı duvara dayamış Sevde ile mesajlaşırken bir yandan da dışarıdan abimin bağırışlarını dinliyordum. Altın gününün üzerinden birkaç gün geçmiş ve o süreçte kayda değer pek bir şey olmamıştı. Ne Leyla'yı görmüştüm ne de Kenan'ı. Abimle Sevde'nin arası da hala bozuktu. Sevde dün Orkun ile araba storysi atınca abim delirmiş ikisi arasındaki arkadaşlığın boyutunu sorup durmuştu. Abim paranoyak olmak ile hisleri kuvvetli biri olmak arasında sık git geller yaşayan biriydi. Ve şu an hedefi tam on ikiden tutturmuştu. Fakat Orkun'un kimliğini açıklamak bana düşmezdi. Ben de çok merak ediyorsa Sevde'ye sormasını söyledim. Bu onu daha da kuşkulandırdı tabi. Ama yine de Sevde'ye yazmadı. Onun Sevde'ye adım atmak ve atmamak arasındaki iç savaşını günbegün hepimiz görüyorduk. Annem bu durumun gayet farkında olsa da anlamazdan geliyordu. Ben ise açıkçası biraz şaşkındım. Yani onun Sevde'den bu kadar hoşlandığını bugüne kadar hiç fark edememiştim. Bu yüzden onun her saniye daha da mutsuz birine dönmesi vicdanımı dürtüyordu. Abim bir şeylere bağırmaya devam ederek odasına girip kapıyı da sertçe çarptığında, Sevde'nin akşam bize geleceğine ilişkin mesajına yanıt verip yataktan kalktım ve odamdan çıktım. Ve iyi bir kardeş olduğumu kendime hatırlatarak azar işiteceğimi bile bile o kapıyı tıklattım. Ne var diye bağırdı su aygırı. Kapıyı yavaşça açıp içeriye girdim. " Abi, kızmazsan biraz konuşalım mı? " Çatık kaşlarının altından attığı delici bakışlarıyla yanıtladı. " Kızdırmazsan kızmam Duygu. " Yutkundum ve içeriye doğru bir adım daha atıp kapıyı ardımdan çektim. " Abi, biliyorum baştan beri istemedim hiç birlikte olmanızı. " diye söze girdiğimde gözlerini kaçırdı. " Ama ben seni böyle görmek istemiyorum. Sevde de iyi değil. Belli ki seviyorsunuz birbirinizi. " Atik bir hamleyle elini havaya kaldırdı ve sözümü kesti. " Hayır Duygu. Ben... " derin bir nefes alırken yatağına oturdu " ... onunla yapamam. Kırarım, kırılırım. " Böyle biri olduğunu az çok bilmiyor muydun zaten demek istesem de kendimi frenledim. Buraya onunla tartışmaya değil, orta yol bulmaya gelmiştim. " Abicim evet anlıyorum. Zaten ben de başından beri bu yüzden istememiştim. Ama böyle de olmuyor ki. Şu haline bak. Kaç gün oldu yüzün gülmeyeli? " Dudaklarını birbirine sıkıca bastırıp başını iki yana salladı. " Onunlayken gülecek mi sanıyorsun? " " Abi, sen onunlasın. Nerede, ne yapıyor, nasıl, kimle... her şeyi kontrol etmiyor musun? Sen onunla birlikte olmaya devam ediyorsun sadece Sevde'nin bundan haberi yok. Bu yüzden de yanlış anlaşılmaları konuşup halledemiyorsunuz. " Kaşları çatılırken sessizleşti. Devam ettim. " Bırakabileceksen tamamen, bırak. Ama bu bırakmak değil abi. Böyle olmaz. Ya bırak gitsin, ya da savaş. Onun için kendinle savaş. " Çenesi kasılırken bakışlarını benimkilere kaldırdı. " Yapamayacağımı biliyorsun. " Evet biliyordum. O değişebilecek biri değildi. Yalan söyledim. " Yeterince istersen her şeyi başarabileceğini de biliyorum. " Sessizce bakışlarını çevirdiğinde konuşmanın bittiğinin farkındaydım. Müdahale etmem ne kadar doğruydu hiçbir fikrim yoktu fakat on gün olmuştu, abim kendine gelmek bilmeyeli. Ve onu gerçekten sevdiğine emin olmuştum. Elvan'dan sonra ilk kez birini bu denli sevdiğine emin olmuştum. Artık bu sevgi karşısında durmaya benim de vicdanım el vermezdi. *** Ceren'in mesajı üzerine hazırlanmaya başlamış Sevde'ye de Cerenlerde toplanacağımızı bildiren bir mesaj atmıştım. Okan abim maçta olacaktı, Eren abim zaten sorun etmiyordu. Ben de açıkçası karşı komşuya giderken izin alma gereği duymamıştım. Ceren ve Emir anne babasının bu akşam evde olmayacağını söyleyip bizi ve Yusuf'u evlerine davet etmişlerdi. Saçlarımın düzgün olduğuna karar verdiğimde düzleştiriciyi fişten çekip masamın üstüne bıraktım. Altıma koyu renk bir kot şort üstüne de beyaz bir askılı giymiştim. Birlikte birkaç bira içip, kutu oyunu oynayacaktık. Hem kafamızın dağılması için hem de uzun süre sonra bir aray…