LKS-30/2
Yazar: A İlke Sandıklı

Kendi kendime söylenerek eve girdiğimde içimde patlayan hisleri zapt edemeyerek mutfağa daldım. Oklavayı masanın üzerine bırakırken çok başarılı olamasam da sıradan bir muhabbet ediyormuşçasına konuştum. Oysa hal ve hareketlerimden, sesimin çatlamasından ve soluk soluğa kalmış olmamdan bir problem olduğu apaçık ortadaydı. " Leyla çıktı kapıya. " Annem hamuru yumruklamayı kesip bana döndü. " Hmm yarınki gün Gülizar'da, yardıma çağırmıştır. " Mimiklerimi kontrol altında tutmaya çalışarak sordum. " Kenan... " duraksadım ve aniden ekledim " ... abi kabul etmiş mi yani evlenmeyi? " Annem kısılan gözleriyle yüzüme baktığında gözlerimi kaçırdım ve huzursuzca kımıldandım. Elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemiyor ve istemeden dişlerimi sıkıyordum. " Görüşecekler, anlaşırlarsa evlenirler nasip. " dediğinde yüzüme alaylı bir ifade oturuverdi. Fakat hiçbir şey demeden mutfaktan çıkıp odama yöneldim. Anlaşırlarsa evleneceklermiş. Adam aşık aşık. Ne demek anlaşırlarsa? Odaya girip kapıyı da ardımdan kapadım. Kendimi berbat hissediyordum. Ve öfkeli. Fakat tüm bu hislerimin sebebi neydi bir türlü adlandıramıyordum. Leyla'ya karşı bir mahcubiyet miydi bu hissettiklerim? Siktir ordan Duygu. Ne mahcubiyeti? Kızı gördüğün an bukle bukle saçlarını eline dolamak isteyen sen değil miydin? Yatağıma oturdum ve başımı ellerimin arasına aldım. Leyla'nın gülümseyerek kapıya gelişi gözümün önünden gitmiyordu. Ne de çabuk adapte olmuş eve anasını satayım. Sen kimsin de kapıya çıkıyorsun? Hayır bir de yardıma gitmiş. Ulan ne alaka ne alaka? Düşüncelerimin tamamının saçmalık olduğunun bilincindeydim fakat kendime engel olamıyordum. Hırsımdan ölecektim. Peki bu neyin hırsıydı? Başımı kaldırdım ve derin nefesler alıp vermeye başladım. Mantıklı düşünmem gerekiyordu. Sakin kalıp düşüncelerimi bir mantığa oturtmam gerekiyordu. Şu anki hislerimin nedenini çözmem gerekiyordu. Ortalığı kasıp kavuramazdım. Birkaç dakika gözlerim kapalı bir şekilde nefesimi dinledim. Kafamın içindeki düşüncelerin ve hissettiğim hislerin gürültüyle gelip geçmesini ve ayaklarını zeminime vura vura canımı yakmasını izledim. Hepsine izin verdim. Dakikalar boyunca. Ve nabzımın normale düştüğünü fark ettiğimde gözlerimi açtım. Öfkeliydim, hırslıydım ama bunlar aslında çok daha derinde olan bir hissin ekran koruyucusuydu. Kırgınlık. Neye kırgındım, neden kırgındım ya da ne zamandan beri böyle hissediyordum? Bunları hala bilmiyordum. Anlayamamıştım. Sadece kalbimin kırık olduğunu hissediyordum. Oturduğum yerden yavaşça kalktım ve günlerdir ilk defa pencereme yaklaştım. Perdeyi tedirgin bir şekilde yavaşça açtığımda bakışlarım derhal karşıdaki eve dikilmişti. Pencerelerinde gözlerimi dolaştırdım fakat bir şey göremedim. O zamana kadar tuttuğumun farkında olmadığım nefesimi gürültüyle dışarı bıraktım ve penceremin önünden ayrıldım. Elim cebimdeki telefonuma giderken aklıma Sevde'nin mesajlarını yanıtsız bıraktığım gelmişti. Sohbete girdim ve yazmaya başladım. ' Ben sorup öğrenirim şimdi. ' Ona az evvel olanlardan ve hissettiğim şeylerden bir süre bahsetmeme kararı aldım. Çünkü kafam yeterince karışıktı ve onun analizlerini dinlemeye hazır değildim. Ondan cevap geldiğinde ben de odamdan çıkıp abimin odasına varmıştım. Kapıyı iki kez tıklattım ve yavaşça açtım. " Abi? " Abim odasının orta yerinde ayakta dikilmiş elindeki sırt çantasına kıyafetlerini tıkıştırmakla meşguldü. " Antrenmana mı? " Başını salladı. Yavaşça içeriye girdim. " Abicim iyi misin? " Kaşları bu soruyu duymaktan hoşlanmamış gibi çatılırken gözlerini benimkilere dikti. " Nereden çıktı bu şimdi? " Omuz silktim. " Sevde ile konuşmuyormuşsun. Bir sorun mu yaşadınız? " Bakışlarını benimkilerden ayırıp çantasına diktiğinde fermuarını çekti. " İşine bak Duygu. " İşin ucunda Sevde olmasa siktiri çeker odadan çıkardım fakat yapamadım. " Kız da ne olduğunu anlamamış. Bilmeden bir hata mı etti? " diye sordum yumuşacık bir sesle. Bıkkın bir nefes alırken yeniden bana baktı. " İstediğin bu değil miydi zaten Duygu? Rahat bıraktım işte arkad…