LKS-30/1
Yazar: A İlke Sandıklı

Akşamdan beri odanın içinde dönüp duruyordum. Resmen kendimi küçük düşürmüştüm. Leyla'ya aşıktı ve yaptığımız şeyden pişmanlık duyuyordu. Ben ise üstüne gidip durmuştum. Kahretsin ki çok utanıyordum. Japon balığı gibi ileri geri gitmeyi bırakıp yatağıma oturduğumda elim istemsizce onun hesabına gitti. Leyla Bayrak. Bütün fotoğraflarını ezberlemiştim artık fakat yine de bakmadan edemiyordum. İlk sıradaki fotoğrafına girdiğimde huzursuzca iç çektim. Nasıl aşık olmasın ki? Kız çok güzel. Fotoğraflarını incelemeye devam ederken bir düğün fotoğrafına çarptı bakışlarım. Üstünde mint yeşili diz üstü bir elbise ile ışıl ışıl parıldayan kıza baktım hasetle. Bacak boyu resmen boyum kadardı. Hem güzeldi, hem uzundu, hem de yaşları birbirine yakın sayılırdı. Bu kadar mükemmel olmak zorunda mıydın? Suratımda utancın ve mutsuzluğun verdiği bir somurtkanlıkla fotoğrafına bakarken ekranıma aniden Sevde'nin araması düştü. Bir çırpıda açtım. " Kuzu? Yazdıklarını gördüm ama yeni dönebildim kusura bakma. Nasılsın? " Omuzlarımı silktim sanki görüyormuş gibi. Ve keyifsiz bir sesle yanıtladım. " Nasıl olabilirim ki? Reddedildim. Utanıyorum. " Bir süre sessiz kaldı, bu bana bir şeyler düşündüğünü düşündürttü. " Bilmiyorum bana hâlâ mantıklı gelmiyor. Ben hâlâ sana karşı boş olmadığını düşünüyorum. " dediğinde bıkkınlıkla soludum. Zaten başıma ne geldiyse Sevde'nin aklına uymaktan gelmişti. Sürekli kafamı karıştırıp durmuştu. Oysa gerçek ortadaydı işte. " Of Sevde adam Leyla'ya aşık diyorum sana. " " Ya sen bunu nereden biliyorsun ki? " " Kendi söyledi. " dediğimde duraksadı. Kaşlarım çatılırken devam ettim. " Bugün. Leyla yüzünden mi diye sordum evet dedi. " Sevde derin bir nefes aldı. " Dur bir düşünelim. Şimdi, sen Cem ile buluşmak için kimseye haber vermeden bizim eve gidiyorsun. Ama ne hikmetse Kenan efendi kapıya geliyor. Bu da yetmezmiş gibi Cem'e de ne yaptıysa çocuk seni her yerden engelliyor. Sonra sen tutup bunu öpüyorsun. Ve o fazlasıyla karşılık veriyor. He bir de ayrılırken Leyla'yı seviyorum demiyor da sarhoşsun diyor. " durup soluklandı. Ben ise geriye doğru devrilmiş dinlerken tavanı izlemeye başlamıştım. " Sonra siz karşılaşıyorsunuz. Ve sen buna sarhoş olmadığını ve onu istediğini söylüyorsun. " dediğinde utançla gözlerimi yumdum. " Ve o sana yine Leyla var demiyor da benimle takılamazsın, hevesini benimle alamazsın falan diyor. Baştan aşağı saçmalık bu Duygu. Birincisi bu senin benim evimde olacağını ve Cem ile buluşacağını nereden biliyordu? İkincisi bundan ona ne? Üçüncüsü madem seni kardeşi gibi görüyor ve başkasına aşık o halde neden seninle yiyişti? Adam hiçbir aşamada Leyla demeden götürmüş seni. Ya beyimiz de sana çok yükselmiş ve kendini tutamamış ya da Leyla mevzusu tıraş. " Analizini bitirdiğinde gözlerimi açtım ve söylediklerinin utancıyla gürültüyle soludum. " Şöyle şeyler söylemeyi kes. Hem neden yalan söylesin ki, üstelik kulaklarımla duydum aşık olduğunu. Of Sevde ne yaptım ben? " dediğimde kızdı. " Sadece kendine yüklenmeyi keser misin Allah aşkına? Sanki o sütten çıkma ak kaşık. " duraksadı ve yeni aklına gelmiş gibi sordu " Hem sen daha önceki gün demedin mi, annesi Leyla ile evlendirmek istiyor ama Kenan kabul etmiyormuş diye. Aşık olsa niye kabul etmesin Duygu? " Sessiz kaldım. Evet buna benim de makul bir cevabım yoktu ama eminim ki Kenan'ın bir bildiği vardı. " Bak şuraya yazıyorum, sana boş değil bu. " dediğinde gözlerimi devirmeden edemedim. Gecenin geri kalanında onun birbirine paralel ve bir o kadar anlamsız teorilerini dinledim. Sonunda da yorgun düşüp uyuya kaldım. Sevde de kendisine karşılık vermediğimde uyuduğumu anlayıp telefonu kapatmış olmalıydı. Ertesi gün ve ondan sonraki diğer iki gün evden hiç çıkmamış, perdelerimi de asla açmamıştım. Yaptıklarımdan deli gibi utanıyor ve onun yüzünü dahi görmek istemiyordum. Fakat sürekli onu düşünüyor ve Leyla'nın profilinde dolaşıyordum. Rüyalarımın ise seyri değişmişti. Bir gece tüm bu olanları herkesin öğrendiğini ve utançtan yerin dibine girdiğimi görmüştü…