LKS-22
Yazar: A İlke Sandıklı

Bahçede oturmuş, kapattığım fincanda gördüğüm şekilleri internette aratmakla meşgulken sesini duydum. Ve irkilip tıpkı bir mirket yavrusu gibi başımı ona çevirdim. Fakat hemen sonra bundan pişman olup yeniden önüme döndüm. " Selam. " diye mırıldandım onunkine karşılık olarak. Bahçe kapısını açıp içeri girerken sordu. " Okan evde mi? " Ona hiç bakmadan telefonumu ve fincanı sehpadan alıp ayağa kalktım. " Ben çağırayım. " Ve cevap vermesine müsaade etmeden içeriye girdim. Birkaç gündür ondan itinayla kaçıyordum. O gece gördüğüm kabus gün içerisinde aklıma gelmese de onu gördüğümde zihnimi yokluyordu hala. Mutfağa girip elimdeki fincanı lavabonun içine bırakırken abime seslendim. " Abi! Kenan abi geldi! " Okan abim de çıkmaya niyetlenmiş olacak ki odasının kapısını açmıştı. " Tamam. " diyerek dış kapıya ilerledi ve portmantodan ceketini alıp dışarıya çıktı. Ben de o ikisi bahçeden çıkıp gözden kaybolana kadar evden çıkmadım. Gittiklerine emin olduktan sonra ise dün akşamdan yapıp buzdolabına yerleştirdiğim çilekli çikolatalı pastayı aldım ve evden çıktım. Yusufların evine gitmeden önce Umut'un yanına uğramış ve mum satın almıştım. Umut benimle yine konuşmamıştı. Bu durum beni deli gibi gerse de nedenini sorgulamaya cesaret edemiyordum. Hava her zamankinden farklı olarak kapalıydı bugün. Fakat asla serin değildi. Ben de üzerimde siyah sıfır kollu ve altımda kot şortumla çıkmakta mahsur görmemiştim. Avuçlarımın arasında tuttuğum pastanın dağılmasından korkarak paytak adımlarla sokakta ilerlemeye başladım ve çok da geçmeden evlerine vardım. Zile bastığımda kapıyı Nejdet Amcam açtı. Kocaman gülümsedim. " Günaydın. " " Oo hoş geldin güzel kızım, erkencisin bu kez. " Ben başımı sallayarak ayaklarımı terliklerimden çıkartırken o da geçmem için geriye çekilmişti. " Uyanmadı dimi? " diye fısıldadım. " Yok uyuyor hala. " demesinin üzerine mutfağa girdim ve elimdeki plastik kabı ve çantamı yemek masasının üzerine bıraktım. Kabın kapağını dikkatle kaldırırken Şermin Annem de içeriye girmişti. " Günaydın Duygu'cuğum. " dedi neşeli bir sesle. Yusuf'un mezuniyet töreninden beri pek mutluydu. " Günaydın Şermin'im. " " Kahvaltı yaptın mı? Hoş siz erken kalkıyorsunuz. " dediğinde onaylarcasına baş salladım. " Kahvemi bile içtim. " " Aşk olsun birlikte içerdik. " " Yine içeriz. " derken sırıttım. Sonra sanki gizli bir bilgi öğrenmek ister gibi öne doğru hafifçe eğilip fısıldadım. " Pastam hazır mı? " Göz kırptı. " Tüm gece onunla uğraştı. " Suratımdaki gülümseme daha da genişlerken çantamın içine attığım mumları çıkartıp pastaya yerleştirmeye başlamıştım. Tamamladığımda ocağın yanında duran mutfak çakmağına uzandım ve mumları hızlıca yaktım. " Hazırım. " Şermin Annem Nejdet Amcaya seslendi ve ardından hep birlikte Yusuf'un odasına girdik. Yusuf kapının açılmasıyla gözlerini açmış, yattığı yerden olan biteni anlamaya çalışıyordu. Ve o an elimde pastayla bekleyen beni görüp anında sırıtmaya başladı. " İyi ki doğdun Yusuf! " Yatağından doğrulurken her yıl olduğu gibi bu defa da gözleri dolmuştu. " Hadi dilek tut! " diyerek pastayı ona doğru uzattım. O da ikiletmeden gözlerini yumdu ve birkaç saniye sonra tüm mumları güçlü bir nefesle üfledi. Anne ve babası coşkuyla alkışlarken Yusuf ellerim arasından pasta tabağını almıştı. Elaları parıl parıl bir şekilde benimkilere dikildi ve minnetle baktı. " Teşekkür ederim. " Kollarımı açıp beline dolarken yanıtladım. " Hediyene bak önce. " Şermin Annem pastayı alıp servis etmek üzere odadan çıktığında Nejdet Amca da oğluna sıkıca sarıldı ve iyi dileklerini iletti. Baba oğlu baş başa bırakıp koşarak mutfağa girdim ve çantamın içinden özenle paketlediğim fakat yine de pek bir biçimi olmayan hediyeyi çıkarttım. Yine seker adımlarla odaya döndüğümde Nejdet Amca çoktan çıkmıştı. Heyecanla bir nefes aldım ve hediyemi uzattım. " En iyisini aldım! " Gözleri ellerimin arasındaki pakete indiğinde kısık sesle güldü. " Eminim ona. " Ve ardından hediyesini nazikçe elimden aldı ve paketini açmaya başladı. Ben ise gözlerimle…