LİMON KABUĞU SOKAĞI

LKS-18

Yazar:

LİMON KABUĞU SOKAĞI - A İlke Sandıklı kitap kapağı
LİMON KABUĞU SOKAĞI kitap kapağı

Beni yatağıma yatırıp üstüme pembe nevresimli yorganımı örttüğünde uyuya kalmakla an'da kalmak arasında gidip geliyordum. Elinin baskısı kaybolduğu gibi gözlerimi araladım. Koyu kahveleri karanlıkta daha da koyulmuşken yine de bakışlarının benimkilerde olduğunu fark edebiliyordum. " Bana neden böyle hissettiriyorsunuz? " dedim güçlükle çıkan cılız sesimle. Ağlamaktan ve bağırmaktan sesim kısılmış boğazım şişmişti. Sorumu duyduğunda kaşları çatılır gibi oldu. " Nasıl? " dedi o da fısıldayarak. Göz kapaklarım açık kalmakta zorlanarak gözlerimin üstüne örtülürken mırıldandım. " Kötü biriymişim gibi. " " Ben de mi? " dedi şaşkınlığa bürülü bir tınıyla. Hafifçe başımı salladım. " Okan abimden farkın yok. " dedim bu kez " Sürekli yargılayan bakışların üstümde. " Sessiz kaldı bir süre. Sonra öncekilerden daha güçsüz fakat daha yoğun bir sesle konuştu. " Özür dilerim. Farkında değilim. " Buradan sonrasında uyuyakalmış olmalıyım çünkü konuşmanın seyrini kaçırmıştım. " Abin seni korumak istiyor sadece. " dediğini çok net duysam da hemen ardından gelen cümleyi gerçekten işittim mi yoksa zihnimin bir oyunu mu bilmiyorum. Önemi de yoktu çünkü uyandığımda yaptığımız konuşmanın yarısından fazlasını anımsayamıyor olacaktım. " Bense saklamak. " *** Ertesi gün şiddetli bir baş ağrısı ve baş ağrısından daha şiddetli bir pişmanlık duygusuyla uyandım. Ayaklarımı sürüyerek lavaboya gittim ve yüzümü yıkadım. Eve ölüm sessizliği hakimdi. Ve bunun büyük sorumlusu da bendim. Derin bir iç çekerek banyodan çıktığımda bakışlarım Okan abimin kapalı kapısına kaydı. Karşılaşacağım tepkiden deli gibi korksam da özür dilemek zorunda olduğumu biliyordum. Yavaş ve sessiz adımlarla kapısına ilerledim ve hafifçe tıkladım. Ses gelmedi. Belki de uyanmamıştı. Tereddütle bir kez daha tıkladım. Sessizlik. En sonunda dayanamayarak kapıyı yavaşça araladım. Yatağında cenin pozisyonunu almış uzanıyordu. Başta uyuduğunu sanmıştım fakat sonra başını hafifçe kaldırıp bana çevirdi. Gözleri benimkilere değdiği an nabzımın hızlandığını hissettim. Fakat bu çok kısa bir andı çünkü başını yeniden yastığına yatırmış ve göz kontağını kesmişti. Yutkundum. Ve sesimin çatlamasını önemsemeden dilimi kor gibi yakan o iki kelimeyi söyleyiverdim birden. " Özür dilerim. " Sessiz kaldı. Yelkovan akrebin peşinde delicesine dönerken sessizlik çığ gibi büyüdü ve ben altında kaldım. Gözlerim hesap edilemez bir hızla dolduğunda hıçkırmıştım. Bu kez bana baktı yeniden. İfadesiz suratıyla. Bakışları öyle soğuk öyle boştu ki. Onun gözündeki değerimin yerle bir olduğunu iliklerime kadar hissetmiştim. Fakat sonra konuştu. Yine aynı ifadesizlikle. " Haklıydın. " Sertçe yutkundum. İtiraz edemedim. Hayır değildim diyemedim. Ya da öyle düşünmediğimi iddia edemedim. Apaçık yalandı çünkü. Yalnızca bu gerçekliği itiraf eden olmanın ağırlığı altında çaresizce ezildim. Beni affetmeyecekti. Kendini de öyle. Elinden iki şeyi birden almıştım. Tek bir cümlemle. Boğazıma takılan yumru nefes almamı iyice güçleştirdiğinde hiçbir şey demeden odasından çıktım ve kapıyı kapattım. Günler geçmiş Yusuf'un mezuniyet balosu gelip çatmıştı. Okan abim ise bu iki haftalık süre boyunca odasından hemen hemen hiç çıkmamış sadece ben değil kimse ile konuşmamıştı. Kendisini tüm dünyadan izole etmiş gibiydi. Ve biz de bir süre sonra buna saygı duymak zorunda kalmıştık. Eren abim ve annemin bu yüzden bana kızdıklarının farkındaydım fakat yine de bir şey demiyorlardı. Telefonumun çaldığını işittiğimde saç kurutma makinasını kapattım ve yastığımın üstündeki telefona uzandım. Arayan Sevde'ydi. " Efendim? " " Selam fıstık naber? " dedi her zamanki neşeli ses tonuyla. " İyidir senden? " " İyiyim. Hazırlanıyor musun? " Aynanın karşısında dikilmiş kabaran saçlarımı elimle düzeltirken mırıldandım. " Evet. " " Bana muhakkak fotoğraf at merak ederim. " " Tamam. Sen napıyorsun? " " Hiç. Abine takip attım İnsta'dan. Birkaç saat önce. Ama dönmedi. " dediğinde bıkkınlıkla soludum. " Sevde gerçekten bela arıyorsun. " Hemen savunmaya geçti. " Ay ne o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku