LKS-14
Yazar: A İlke Sandıklı

Akşama doğru mahalleye vardığımızda ilk iş olarak annemin içini rahatlatmış sonrasında ise üstümü değiştirip parka gitmiştim. Ben Ceren ve Emir ile laflarken çok gecikmeden Yusuf da yanımıza geldi. " Selam. " Ona dönüp kocaman gülümserken bakışlarım üstündeki siyah tişörte takılı kaldı. " Selam doktor. Bizim böyle bir tişörtümüz mü vardı? " Gözlerini kısıp yanıtladı. " Annem yeni almış. " " Aa şahane. " Bugüne kadar Yusuf'un kaç tane tişörtünü yürütmüştüm ben de bilmiyordum doğrusu. Yanıma oturduğunda omzumla omzuna hafifçe vurdum. " Paçayı kurtardığımız için o kadar mutluyum ki. " Omuz silkerken bana baktı. " Şikayetini geri çekmeseydi de bir şey olmazdı. " Kaşlarımı kaldırırken karşılık verdim. " Öyle deme abimler öğrenebilirdi. " Başını sallamakla yetindiğinde heyecanla ekledim. " Kenan abiyi görmeliydin. İnanılmazdı Yusuf. " Kaşları hafifçe çatılırken dudak büktü. " Abartma istersen Duygu. Adam avukatlık sıfatını kullandı alt tarafı. " Omuz silktim. " Evet ama çok etkileyiciydi. Kerim'i resmen çaresiz bıraktı. Bir de savcı numarası çekti. Dehşetti. Ben bile inandım. " Sesli bir şekilde iç geçirirken bir anda daha fazla tahammül edemiyormuş gibi hışımla ayağa kalktı. " Onu senin için dövdüm. Farkındasın değil mi? " Gözlerim faltaşı gibi açıldığında etrafa göz attım. Neşe ya da abimlerin olmaması içimi bir nebze rahatlattığında ben de ayağa kalkmıştım. " Biliyorum. " Kaşlarını alabildiğine çatmış ela gözlerini göz bebeklerime dikmişti. " Bunun için beni mi suçluyorsun? " Şaşkınlıkla kekeledim. " N-ne alaka Yusuf? " " Bir kez bile teşekkür etmedin. Bir kez güzel bir söz çıkmadı ağzından. Ama konu ona gelince... " Bu defa ben de öfkelenmiş dahası Ceren ve Emir'den utanmıştım. " Saçmalama Yusuf! " " Evet haklısın kurtardı götümüzü! Bravo ona! " dediğinde yanımıza ne ara geldiğini fark etmediğim Umut lafa girdi. " Gençler sakin. " İkimiz de aynı anda ona dönüp bağırdık. " Kes sesini! " Umut bozulmuş gibi homurdansa da yanımızdan ayrılmadı. " Yapmamalıydım değil mi? Suçlu olan benim. " dedi bir kez daha öfkeyle. Yumruklarımı sıkarken bağırdım. " Senin derdin ne Yusuf!" Umut bir kez daha şansını denedi. " Yusuf, Duygu kendinize gelin abi hadi. " Bu defa onu duymazdan gelmiştik. Fakat Umut asla vazgeçmiyordu. " Yusuf gel bir sakinleş. " diyerek kolunu tutmaya kalktığında Yusuf kolunu sertçe silkti ve bana karşı büyüttüğü tüm öfkesini hışımla ona yöneltti. " Umut! "diye kükrediğinde irkilmiştim. Ardından aklına yeni gelmiş gibi bana döndü ve iri ellerini kulaklarıma kapatıp küfrü bastı. " Defol git yedi sülaleni siktirtme bana! " Her seferinde ettiği küfrü duyduğumu bile bile bunu yapmaktan geri kalmıyordu. Elleri yüzümden ayrılırken bana döndü yeniden. Gözlerime birkaç saniye öylece baktı ve " Bir süre konuşmasak daha iyi Duygu. " dedi sonra. Gözlerim şaşkınlıkla irileşirken haykırdım. " Mezuniyet stresidir dedim sustum! Ama bu kadarı çok fazla Yusuf Sezer! " Cevap vermeden, öfkesinden arınıp kırgınlığa bürünmüş elalarıyla son kez gözlerime baktı ve uzaklaşmaya başladı. Ben ise arkasından bakakaldım. " Neyiniz var sizin? " diyen Umut'u bir kez daha duymazdan gelmeyi tercih etmiştim. *** Ceren ve Emir'in bir saatlik teselli seansından sonra eve gitmem gerektiğini söyleyip yanlarından ayrılmıştım. Kızgınlığım hala geçmemişti. Yusuf'un ara sıra böyle çıkışları olurdu fakat sonrasında hemen tatlıya bağlanırdı. Bu sefer ki çok uzamıştı. Kenan abi ile bilmediğim ne gibi bir sorunu olabilirdi ki? Resmen adının geçtiği an çarpılmış gibi oluyordu. İç geçirerek anahtarı yuvasında çevirdim ve açtığım kapıdan içeriye girdim. " Ben geldim! " Ses yok. Kaşlarım çatılırken kapıyı kapatıp içeriye adımladım. Salonda televizyon açıktı fakat kimse yoktu. Bu kez mutfağa yöneldim. Annemi her zamanki gibi ocağın başında yemekle ilgilenirken bulmuştum. " Anneciğim abimler yok mu? " Omzunun üstünden bana sıkıntılı bir bakış attı. " Okan'ın odasındalardır. " O an ters bir şey olduğunu elbette ki anlamıştım. Tedirgin bir şekilde seri adımlarla anneme yaklaş…