LKS-12
Yazar: A İlke Sandıklı

Annem kapımı tıklatıp içeriye girdiğinde yataktan yeni kalkıyordum. " Duygu hadi Haticelerde bugün gün. " Yanaklarımı aldığım nefesle şişirirken yorganıma sarıldım. " Hiç keyfim yok bensiz gitsen? " Annem yanıma kadar gelip yorganı üstümden çekerken itiraz etti. " Olmaz hem Ceren de gelecek, kız yalnız kalmasın kalk. " Oflayarak yatağımdan indiğimde o da odamdan çıkmıştı. Günlerdir okuldan eve gelir gelmez direkt uyuyordum. Yusuf'un ısrarlı şekilde dışarı çıkma isteğine bile karşılık verememiştim. Kenan abi her zaman olduğu gibi sessizliğini korumuştu fakat yaşadığım korku ve utanç bana yetmişti. Bir yandan da benim hayatımın üzerinde, abilerim dahi olsa başkalarının bu denli söz sahibi oluşu canımı sıkıyordu. Ayaklarımı sürüyerek banyoya yöneldim. Bu sürede bir de kendime yeni gözaltı torbaları edinmiştim. Utancımı onlara koyup taşırdım artık. Aynadaki bitkin aksime şöyle bir bakış atıp musluğu açtım. Avuçlarıma doldurduğum suyu yüzüme çarpıp musluğu kapadım ve odama döndüm. Kapımın arkasındaki havluyla yüzümü kurularken ne giyeceğimi düşünüyordum. Çok değil on beş dakika içinde altıma siyah taytımı geçirmiş üstüme de beyaz bir crop giymiştim. Saçlarımı tarayıp salık bıraktım ve telefonumu alıp odadan çıktım. Annem çoktan hazırlanmış bir şekilde beni bekliyordu. Üstümdekileri incelerken memnuniyetsiz şekilde konuştu. " Kızım azıcık özensene, Hatice teyzen bile takıp takıştırmıştır şimdi. " Söylediklerini duymazdan gelerek dış kapıya yöneldim. Dedikoducu Hatice'nin evine giderken bir de süslenecek değildim. Üstelik Mualla teyze de orada olacaktı. Mehmet abi ile ilgili yaptığımız son konuşmadan sonra onunla hiç bir araya gelmemiştim. O yüzden açıkçası biraz geriliyordum. *** Ceren, Neşe ve ben çay servislerini bitirmiş ve kendimize bahçede bir masa kurmuştuk. Allah'ı var Hatice teyzenin eli lezzetliydi ve pastasını iştahla yiyorduk. Neşe tıpkı annesi gibi dedikodu aşkıyla yanıp tutuşan bakışlarını Ceren'in üzerinde gezdirirken çayını höpürdeterek içti. " Ee yeni kız, sen anlat var mı sevgilin? " Ceren tedirgin bir şekilde bana baktığında ister istemez gözlerimi devirdim. Şu an Cumartesi günümü Neşe'nin yanında harcamak zorunda kaldığım için hayata biraz kırgındım. Ceren ona güvenememiş olacak ki sevgilisi olmadığını söyleyip konuyu geçiştirdi. Neşe bu kez bana döndü. " Sende ne var ne yok kız? Yusuf ile eski sevgilin senin için kavga etmiş diye duydum. " Yorgun ve bıkkın bakışlarımı Neşe'nin velfecri okuyan kahverengi gözlerine dikerken derin bir nefes aldım. " Yanlış duymuşsun Neşe. Ayrıca kim söylüyor sana böyle saçma şeyleri? " İnanmadığını belli eden bir mimikle dudağını büktü. " Vallahi Yusuf seninkini benzetmiş diyorlar. " Kaşlarım çatılırken etrafı kolaçan ettim, öfkelenmeye başladığımı hissediyordum. " Abuk subuk konuşma Neşe. Biri duyacak ciddiye alacak. " Neşe bu kez kışkırtıcı sırıtışı ile Ceren'e döndü. " Vallahi birileri benim için kıskançlıktan kavga etse cümle aleme duyururdum ayol. " dediğinde sıktığım dişlerimin arasından tısladım. " Ne kıskançlığı ya? " Bu kez bana döndü ve eliyle omzuna düşen saçlarını geriye savurdu. " Saf mısın yoksa saf ayağına mı yatıyorsun bazen ben de emin olamıyorum Duygu. " Öfke tüm bedenimi ele geçirmiş kaslarım gerim gerim gerilmişti. " Neşe seni bir kez daha uyarmam bak. Kardeşiz biz düzgün konuş. " Kaşları alayla havalanırken omurgasını dikleştirdi. " Kardeş ayağı göt ayağı demişler. Çocuk sana düpedüz yanık. Kabul et sen de biliyorsun bunu. " Kendime daha fazla hakim olamayacağımı fark ettiğimde oturduğum sandalyeden gürültülü bir şekilde kalktım ve içeriye girdim. Gerçekten akabinde annemden dayak yemeyeceğimi bilsem şu an saçını başını bir güzel yolmuştum. Mikrop. Ben evin anahtarını almak için hiddetli bir şekilde kadınların yanına vardığımda, Gülizar teyze ve Bahar abla Leyla'yı aralarına almış sıkıştırıyordu. Leyla iri mavi gözlerini pembeye çalan ellerine dikmiş mahcup şekilde onları dinlerken ince sesiyle araya girdi. " Bilemedim ki Bahar abla. Kenan abi bana o şekilde ya…