LKS-10
Yazar: A İlke Sandıklı

Saçlarımın uçlarını düzleştiriciyle son kez düzeltirken memnun bir şekilde aynadaki aksime baktım. Elbisemin ön kısmı v kesimdi. Çok derin sayılmazdı fakat yine de dekolteliydi. Tenim çok boş kalmasın diye uzun zincirli kolyelerimden boynuma iki sıra dolamıştım. Üstüme siyah deri ceketim ve ayaklarıma da siyah bilekten bağlamalı topuklularımla kombinimi tamamladım. Elime de minik bir clutch çanta alıp evden çıktım. Çıkmadan önce Kenan abiye mesaj atmış hazır olduğumu haber vermiştim. Bahçeden çıktığımda o da evlerinin kapısını açtı. Üstünde gri uzun kollu ince bir triko, altında da siyah fit bir jean vardı. Saçları her zaman olduğunun aksine dağınıktı. Bu görüntüsü bende, duştan yeni çıktığı izlenimini yaratmıştı. Bahçe kapısını da açıp dışarıya çıktığında göz göze geldik. Kocaman gülümsedim. Tek kaşı kalkık şekilde beni baştan aşağı süzdükten sonra cebindeki araba anahtarını çıkartıp sokağın karşısında duran siyah Mercedesin kapılarını açtı. Topukluların müsaade ettiğince uzun ve hızlı adımlarla arabaya ilerlerken o da sürücü kapısına varmış içeriye yerleşmişti. Koltuğa oturup kapıyı çektim ve kucağımdaki siyah kapüşonluyu ona uzattım. " Tekrar teşekkür ederim. " Kendisine uzattığım hırkayı sağ eliyle kavrayıp yavaşça arka koltuğa bırakırken mırıldandı. " Rica ederim. " Emniyet kemerini belimden geçirirken minnetle konuştum tekrar. " Kenan abi çok sağ ol. Yardım ettiğin için. Ben zaten çok durmam. Bir iki saat takılır seni ararım. Buluşuruz barın çıkışında. " Arabayı çalıştırırken başını bana çevirdi ve siyah gözlerini yüzümde dolandırdı. Sonra bakışlarını bakışlarımda sabitleyip tok bir sesle, " Seninle bara geliyorum Duygu. " dedi. Yüzüm aniden düşmüştü. " Ne gerek var ki? Sen ayrı takıl ben ayrı. Dönerken buluşuruz işte. " Tek kaşı havaya kalkarken önüne döndü ve dikiz aynasını düzeltip arabayı park halinden çıkarttı. " Abinle anlaşmamız bu şekilde. Sen de biliyorsun. " Oflayarak önüme döndüm. " Oldu olacak tut elimden götür bari yanlarına. " Ses çıkartmadı. Başımı yeniden ona çevirdim. " Bu yaptığınız şeyin ne kadar saçma olduğunun farkındasın değil mi? Çocuk muyum ben? " Direksiyonu sağa kırıp Limon Kabuğu'ndan çıkarken bakışlarını yoldan ayırmadan sakin bir sesle tane tane yanıtladı. " Okan'ın bazı yaptıklarını ben de onaylamıyorum. Ama şu an mesele benim ne düşündüğüm değil, abine ne söz verdiğim. " Kaşlarım çatılırken kollarımı göğsümde kavuşturdum. " Tek yaptığınız beni rezil etmek. " " Merak etme, ben sizden uzakta bir yerde otururum. Yanınıza da gelmem. " Ses çıkartmadım. Aman ne şahane. Göz hapsinde bir doğum günü partisi. Kırk dakika kadar sonra Sevde'nin attığı konuma varmıştık. Kenan abi arabayı park edecek uygun bir yer bulduğunda emniyet kemerimi çözüp kapıyı açtım ve arabadan indim. O da peşimden motoru durdurup anahtarı kontaktan çıkartmış ve kapısını açıp dışarıya çıkmıştı. Kapıları kilitlerken etrafa şöyle bir göz attı ve sonra benim ilerlemeye başlamamla peşime takıldı. Birkaç adımda barın girişine varmıştık. İçeriye arka arkaya girdiğimizde gözlerimi kısıp etrafta tanıdık simalar aradım. Ve çok geçmeden de bizimkileri ilerideki masalardan birinde görmüştüm. " Oradalar. " Kenan abi gösterdiğim yere bakarken başını salladı. " Tamam ben bar kısmında otururum. Senden tek ricam arada telefonunu kontrol et. " Geçiştirircesine başımı salladım ve önüme döndüm fakat dirseğimi kavrayıp ilerlememe engel oldu. Yeniden ona baktığımda ekledi. " Ve çok içme. " Tekrar başımı salladım ve parmaklarından kurtulup ilerlemeye başladım. Bizimkilerin olduğu masaya vardığımda hepsi birden bana dönmüştü. " Oo hoş geldin güzellik! " diyen Eda'ya öpücük attım. " Selam. " Sevde hemen yanındaki sandalyeden çantasını aldı ve gelmemi işaret etti. Tek kelimeyle muhteşem görünüyordu. Yanına otururken göz kırptım. " Selam kutu bebek. " Kıkırdadı. Ve sonra sırayla masadaki herkesle ufaktan selamlaştım. " Sima nerede? " Sima doğum günü kızıydı. Sevde elindeki renkli kokteylden içerken gözleriyle ileride bir noktayı işaret etti. Gösterdiğ…