Limon Çiçeği

1. Bölüm

Yazar:

Limon Çiçeği – M. Lâl kitap kapağı
Limon Çiçeği – M. Lâl kitap kapağı

Üniversite bitmişti ve sonunda aile evime dönüyordum. Mutluydum. En azından Duru’nun hâlâ İstanbul’da kalacak olması bu mutluluğun üzerine küçük bir gölge düşürmeseydi, öyle olduğumu rahatlıkla söyleyebilirdim. Onun adına mutluydum aslında. Benden bir yıl önce mezun olmuş, çok geçmeden İstanbul’da bir şirkette işe başlamıştı. Üstelik maaşı, burada tek başına rahatça geçinebileceği kadar iyiydi. Yani onun için her şey harika gidiyordu. Benim içinse tek bir sorun vardı: Duru burada kalıyordu ve ben de gidiyordum. Annelerimiz çok yakın arkadaş olduğu için neredeyse doğduğumuz günden beri birlikteydik. Aynı yaştaydık ama onun deyimiyle benden tam üç ay büyük olduğu için kendisi benim “ablam” sayılırdı. Ortaokulu, liseyi, hatta üniversiteyi bile aynı yerde okumayı başarmıştık. Yirmi küsur yıllık hayatımızda ilk kez farklı şehirlerde yaşayacaktık. Belki de bu yüzden, odamın ortasında ağzına kadar doldurduğum bavula bakmak düşündüğümden daha tuhaf hissettiriyordu. “Bunun kapanacağına gerçekten inanıyor musun?” Duru’nun sesiyle başımı ona çevirdim. Yatağımın üzerinde dizlerinin üstüne çökmüş, bavulun kapağını iki eliyle aşağı bastırmaya çalışıyordu. “Üstüne otur.” “Ben niye oturuyorum? Sen doldurdun.” “Sen üç ay büyüksün. Ablalık görevini yap.” Duru ellerini bavuldan çekip bana baktı. “Bunu söylediğine inanamıyorum.” “Yirmi iki yıldır başımın etini yiyorsun bununla. Bir kere de işime yarasın.” O kadar komik gözüküyordu ki şu an, gülmeden edemedim. Odanın tüm sessizliğini benim kahkahalarım bastırırken Duru hala ağzı bir karış açık, tüm şaşkınlığı ile bana bakıyordu. “Sen iyice kafayı yemişsin!” Kelimeleri ardı ardına sıralarken bir yandan da hala bavulu kapatmaya çalışıyordu. Nihayet bavulu kapatabildiğimizde sadece 3 saatimiz kalmıştı. Hızlıca toparlanıp havalimanına doğru yola çıkmıştık. Tüm yol boyunca Duru, ilk fırsatta Aydın’a geleceğinden ve beni hep özleyeceğinden bahsedip durdu. Gitmemin gerekmediğini burada onunla birlikte kalabileceğimi anlattı. Ona tekrar tekrar anlatmaktan ne kadar yorulduysam da onun da benim kadar üzgün olduğunu biliyordum. “Biliyorsun, Duru, annemi görmek istiyorum. Onunla biraz vakit geçirdikten sonra ne yapmak istediğime karar vereceğim.” “Biliyorum ama yine de seni özleyeceğim.” Biliyordum. Çünkü onu ben de çok özleyecektim. Yolun geri kalanında pek konuşmadık. Havalimanına vardığımızda da benimle birlikte arabadan inip beni yolcu etti. Duru’yla son kez sarıldıktan sonra arkamı dönüp gitmek düşündüğümden daha zor oldu. Birkaç adım attıktan sonra dayanamayıp yeniden arkama baktım. Hâlâ aynı yerde durmuş, bana el sallıyordu. Ben de karşılık verip bu kez önüme döndüm. Bir daha bakarsam gerçekten gidemeyecektim. Uçuş boyunca kulaklığımı takıp camdan dışarıyı izlemek dışında pek bir şey yapmadım. İstanbul’dan uzaklaştıkça içimde garip bir his vardı. Dört yıldır hayatımın merkezi olan şehir, artık yaşadığım yer değil de geride bıraktığım bir yere dönüşüyordu. Yaklaşık bir saat sonra uçağın tekerlekleri piste değdiğinde derin bir nefes aldım. Eve dönmüştüm. Telefonumu uçak modundan çıkardığım anda peş peşe bildirimler düşmeye başladı. Annemden iki, Duru’dan dört mesaj vardı. Abimden ise tek bir mesaj bile yoktu. Şaşırdım mı? Pek sayılmaz. Bavulumu aldıktan sonra çıkışa doğru ilerlerken onu aradım. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra nihayet açıldı. “Neredesin?” “Şirkette küçük bir işim çıktı. Gelemeyeceğim.” Şaşırmamıştım. Abim tam bir işkoliktir. “Ama endişelenme, seni yolda bırakmadım. Alması için birini yolladım…” Abim sözünü dahi bitiremeden beni almaya gelen kişi görüş alanıma girmişti. Neden şaşırdım, bilmiyorum. Aras, abimin en yakın arkadaşıydı. Üniversite için o da Aydın’dan ayrıldığından beri onu bir daha görmemiştim. Yavaş ve kendinden emin adımlarla bana doğru yaklaşıyordu. “Tamam abi, gördüm. Kapatıyorum.” Cevabını beklemeden telefonu kapattım. Çünkü şok geçiriyordum. Onu son gördüğüm hâlinden çok daha farklıydı. Omuzları genişlemiş, vücudu irileşmişti. Teni eskisine göre daha bronzdu ve ne yaz…

Bölümün tamamını WritePad'de oku