LEYLA | Kırgın Karanfil

TATLI YÜYALAR

Yazar:

LEYLA | Kırgın Karanfil - Simiyyiii kitap kapağı
LEYLA | Kırgın Karanfil kitap kapağı

Ankara, 2019 Aylardır bu evdeydim. Karnım büyüdükçe insanlara açıklamam gereken bu durumun gün yüzüne çıkışı çok gecikmemişti. Amcalarım ve halam ne kadar içinde olduğum duruma üzülseler de benim üzerime gelmemiş. Pek bir tepki vermemişlerdi. Aslında verememişlerdi, biliyorlardı. Ardımda dağ gibi duran annemin, babamın kısacası aile bireylerinin vereceği tepkiyi bildiklerinden ağızlarını açamamışlardı. Hepsinin onur ve gurur duyduğu o kişi değildim artık belki. Bunu hissetsem de benim için pek önemli değildi. Kimse için üzülecek, hayatımı kimse için yaşayacak durumda değildim. Şu an tek düşündüğüm şey bebeğimin sağlığıydı. Beni üzen tek kişi dedem olmuştu. Annem ve teyzelerim zaten ondan çekinirdi. Anneannem ne kadar deli dolu bir kadınsa dedem bir o kadar sertti. Torunlarına karşı sesini bile yükseltmese de bir bakışından korkardık. O gün karşıma geçip söylediği sözlerde haklıydı. Büyüğümdü, beni düşünüyor diyerek sessiz kalmama , bir saygısızlık yapmamama rağmen bu zamana kadar bir kadına sesini bile yükseltmeyen adam Halis bey, kızgınlığını olayın öznesi olan benden çıkarmayı reva görerek bana tokat atmıştı. Olduğum yerden kıpırdayamadım. Talha'nın bağırışlarını annemin hararetli sözlerini dinledim. O ise pişmandı. Gözlerinden akan her yaş pişmanlığının göstergesiydi. Ama ben çok yorulmuştum. Sanki tonla dayak yemiş gibi iki dizimin üstüne çöktüğümde salondaki sessizlik hakim oldu. Herkesin bakışı benim üzerimdeydi. Annem telaşla yanıma gelmiş nasıl olduğumu sormuştu. Dedem, Halis bey. Oturduğu koltukta titreyerek ağlıyordu. Çocukluğumda en büyük hevesim yaz tatilinin gelmesiydi. Diğer çocuklar gibi okul olmayacağından değildi bu heyecanım. Köye gidip ağaç tepelerinde gezmek içindi. Dedemin hazırladığı vişne suyu kompostosunu içerken onun sorduğu bilmecelere doğru cevaplar verdikçe burnumu iki parmağının arasına kıstırıp gülümsemesini görmek içindi. Doktordu dedem. Emekli olmuştu ama severdim onunla tıp konuşmayı. O doktor diye doktor olmak istemiştim. Bu iç çekişlerim yediğim tokattan değildi. Acı geçiyordu. Ben o gün dedemi, küçüklüğümün arkadaşını, gençliğimin akıl hocasını, hevesle seçtiğim mesleğimde rol modelini kaybedişimeydi. O günden sonra onu hiç görmedim. Anneannemin açtığı boşanma davasına katılmıştı en son. Sonrasında ne annemler ne dayımlar ulaşamamıştı. Ona kırgın olsam da merak ediyordum. Doktor adamdı ama ilaçlarını bile anneannem hatırladırdı. Yemeğini tuzlu yiyemezdi. Şimdi kim bilir ne yiyordu. İlaçlarını içiyor muydu? Dolan gözlerimi yine sildim. Ellerimi artık günlük işlevinden çok gözlerime silecek olarak kullanıyordum. Hızla yağan yağmurda çalışan araba sileceği gibi durmadan bunun için çalışıyorlardı . Annemin davası vardı. Babam bir davasının keşifi için şehir dışına çıkmıştı. Figen abla çocuklarını okula gönderdikten sonra, öğlen gelecekti. Sude Konyadaydı. Vizeleri bittiğinde gelecekti. Talha da aynı şekilde Isparta'ya gitmişti. Evde yalnız olmak beni daha çok düşünmeye itiyordu. Bu düşüncelerden kaçmak için açtığım elimde okumayı unuttuğum kitabı kapatarak mutfağa ilerledim. Oğlum bugün çok huysuzdu. Uyandım uyanalı epey hareketliydi. Sekizinci ayın içindeydik. Tahmin edilen doğum gününe az bir zaman kalmıştı. Annemle özenerek hazırladığımız hastane valizim her ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Biraz hareket etsem iyi olacak diye düşündüm. Mutfakla salon arasındaki koridoru bir kaç kez gidip geldim. Sonra koltuğa ayaklarımı uzatarak oturdum. Biraz daha artan sancımla annemi aradım ama telefonu çekmiyordu. Babam hemen gelemezdi. Camdan kafamı uzattım. Selma teyzenin arabası yerinde yoktu yinede yalnız kalmaktan korktum. Belki evdedir diyerek hırkamı alarak ayağına ayakkabı giymeyi bile düşünmeden terliğimi geçirerek anahtarı alarak çıktım. Kapı girişinde kar yoktu ama iki evin arasındaki karı hesaba katamamıştım. Eve geri dönmeliydim ayakkabı giyip tekrar çıkardım ama mesafe kısa geldi gözüme. Yavaş ve temkinli adımlarla yürüdüm. İki evin arasındaki çitleri aştım. Elimdeki telefonu hırkamın cebine…

Bölümün tamamını WritePad'de oku