LEYLA | Kırgın Karanfil

KAN PORTAKALI

Yazar:

LEYLA | Kırgın Karanfil - Simiyyiii kitap kapağı
LEYLA | Kırgın Karanfil kitap kapağı

Ankara , 2018 Ayağıma giydiğim peluş terliklerimle odadan çıkmadan önce gözüm çalışma masama takıldı. Önceden azimle ders çalışırken şimdi biraz kafa dağıtmak için başına oturup vakit öldürüyordum. Aralanmış kitabın son sayfasında bir karartı farkedip tuttuğum kapının kolunu bırakarak, çalıştığım kitabın son sayfasını hızla açtım. Aylar önce , o evde çalışırken bu kitabı yanımda götürdüğüm o günler geçti aklımdan. Bu inci gibi yazının sahibi belliydi. Benim yazımda güzeldi ama o bu konuda da benden çokça düzenli ve nizamiydi. Dudaklarım istemsizce büzülürken , burnumun diğeri sızladı. Onu özlemek kendime, aileme hatta bir elimde onun bana yazdığı notu tutarken diğer avucumun içinde hissettiğim karnımdaki canın varlığına bile büyük ihanet olurdu. Üç aydır burada, ailemin evindeydim. Hamileliğimin dördüncü ayı dolmuş beşinci ayından günler almaya başlamıştım. Bu kararı vermek benim için çok zordu ama ilk günlerimi düşünerek şimdi daha mutluydum. Onun babasının kim olduğu önemli değildi. Onun annesi bendim. Ve ben büyük bir karar almıştım. Hem kendi hemde bebeğim adına bir karar almıştım. Onu doğurmamayı ilk günlerde düşündüğümü inkar edemezdim. Uzun uzun ölçtüm tarttım ama her gece uykumda, gözümü her kapattığımda üzerime örtü gibi serilen vicdan azabının altında ezildim. Ben canıma kıyamadım. Elbette yapana da saygı duyardım ama ben bebeğimi dünyaya getirmeye karar verdim. Notu tutan elim titremeye başladığında sanki biri görecekmiş gibi etrafa bakındım. Sanki masanın üzerinde birinin bir şeyi vardı da onu aldığımı biri görecekmiş gibi hissederek notu avucumun içine bastırdım. İstemsizce utandım. Biraz önce kalktığım yatağa tekrar oturdum. Avucumun içine bakıyordum. Güzel yazılı, kan portakalı rengindeki not kağıdında aktarılmış sözlere gözümü kırpmadan bakıyordum. 'Günüm, güneşim, güzel sevgilim... Bu kitapla aramızda artık bir husumet var. Dün gece gözlerin kızarmıştı buna bakmaktan. Tüm kitaplarına kızgınım aslında ama sen onlarla cebelleşirken bile mutlusun ve gülüyorsun. Bu sabah sol yanağına düşen kirpiğinden öptüm seni. Bu notu okuduğunda koşarak yanıma gel ve sende borcunu öde. Ve ayağına lütfen çorap giy Leyla'm.' Gözlerimden düşen damlaları hızla sildim. Notun kenarına bulaşan göz yaşıma takıldı gözüm. Elimde kırışmıştı da. Düzeltmeye kurutmaya çalıştım. Yatağın üzerinde koyup elimle düzeltmeye çalışırken bir kaç damla yaş daha düştü üzerine. Çabam boşunaydı. Kağıttaki göz yaşını kurutsam kaç yazardı. Gözümdeki yaş kurumadıktan sonra. Eğilip çorap çekmecemi açtım. Terliklerimi çıkararak çoraplarımı giydim. O hatırlattığı için değil. Üşümüştüm. "Leyla hadi sofra hazır, gel annecim."aşağıdan gelen annemin sesiyle düşüncelerimi bir kenara, elimde tuttuğum kan portakalı rengindeki not kağıdını da yastığımın altına bıraktım. Odamın köşesinde duran boy aynamın karşısına geçip kendimi toparladım. Ben üzülünce annem daha çok üzülüyordu. Babamda öyle. Talha sessizdi ama o da üzülüyordu. En çok bebeğimi düşünerek toparlandım. Merdivenleri korkuluğa tutunarak indim. Herkes sofradaydı. Belimden destek alarak sandalyeme oturdum. Yine her gün olduğu gibi sevdiğim yemekler pişmişti. Öyle tiksindiğim bir şey yoktu bu dönemde. Hatta Talha ve Sude ile bir gece Atatürk Orman Çiftliğine kokoreç yemek için bile gitmiştik. "Nasılsın güzelim?" sorusu babamdan geldi. Sabah giydiği takımının aksine üzerinde günlük kıyafetler vardı. Gözleri ilgi ile üzerimde geziniyordu. "İyiyim babacım , ama pek iştahım yok." Annem atıldı hemen söze "Yemen lazım ama bak, biber dolmasını ye hadi biraz. Tavuk yaptım yanına da sen seversin." hevesli sesine başımı salladım ve yemeğimi yemeye devam ettim. Canım bir şey istiyordu ama ne istediğini ben de bilmiyordum. Tavuktan bir kaç parça daha yedim. "Sen nereye gideceksin?"diyerek Talhaya dönen annem sorgular şekilde bakıyordu. Üzeri dışarı çıkmaya uygun olan Talha'nın daha yeni geldiğini düşünüyordum. Yanılmıştım. Yeni gidiyormuş. "Efeler aradı onlarla çıkacağım,"anneme cevap vererek bana döndü. "Var mı bir ist…

Bölümün tamamını WritePad'de oku