Oyun
Yazar: Hima🪽

BÖLÜM GİRİŞ BÖLÜMÜ OLDUĞU İÇİN KISADIR! Nefesim hızla inip çıkıyordu. Çığlıklar, metal sesleri dört bir yanımı sarmıştı. Adım attıkça ayağımın altındaki taşlar kana bulanmış toprağın üzerinde kayıyor, önümde devrilmiş bedenler üst üste yığılıyordu. Savaşın tüm acımasızlığını iliklerime kadar hissediyordum. Bu gördüklerim beni korkutsa da, aynı zamanda hırsımı da oldukça artıyordu. Bu kadar canı boş boşuna vermemiş olmalıydık. Dökülen her bir kanın hesabını sormak intikam almak istiyordum. “Her yer… kan” diye fısıldadım. Bir arenanın ortasındayım. Yer yer yükselen devasa duvarlar, etrafımızı sarıyor ve düşmanlar dur durak bilmeden o duvarların arkasında buraya doğru akın ediyordu. Burada ülkemizi oluşturan , onun her bir karış toprağına güç ve bereket veren kutsal taşı korumakla görevliydik. Kutsal taş arenanın tam ortasında yaşam gölünün içinde duruyordu ve gücüyle bizi kutsuyordu. Savaştan sağ kalan bir avuç askerle yaşam gölünün etrafını sarıp onu canımız pahasına korumaya çalışıyorduk. Eğer düşman askerleri kutsal taşımızı ele geçirirlerse, o zaman kızılın en güzel tonlarında olan taşımız bir daha düzelmemek üzere zifiri karanlığa teslim olucaktı. Bu da kralığımızın sonu demekti. Adrenalin yüzünden kalbim göğsümü parçalayacak gibi çarpıyor, gölün etrafında dört dönüyordum. bu sırada dikkatim üzerime doğru koşan düşman askerine kaydı. Diğer düşman askerleri gibi kahverengi tuniğinin üstüne kalın zırhlarla kuşanmıştı. Gözleri avına kitlenmiş bir yırtıcı hayvan gibi bana kilitlenmişti. Kılıcımı sağ elimle daha da sıkı tutup bende ona doğru koşmaya başladım. kılıçlarımız sertçe havada buluştu. Çarpışmanın şiddeti ellerimden tüm vücuduma yayıldı, ama geri adım atmadım. En sonunda adam sıkılmış olacak ki karnıma sertçe tekme atıp geriye doğru savrulmama neden oldu. Ama hemen toparlanıp adama dört bir yanından saldırmaya başladım. Adam güçlüydü ama çevik değildi. Her hamlesi toprağı titretiyor, kalkanını kaldırdığında görüşünü daraltıyordu. Ben ise nefes alışlarımı dengeleyerek bir gölge gibi etrafında dolaşıyordum. Kılıcının devasa ağırlığıyla yaptığı bir darbeyi, eğilerek savuşturdum; toprağa saplanan kılıç etrafımıza toz bulutu savurdu. Onun kılıcana doğru atılmasına izin vermeden kılıcımı karnına sokup çıkardım. Bunu bir kez daha yaptığım da sonunda etkisiz hale gelmişti. Tam zaferimin verdiği rahatlamayla bir nefes alacaken, gökyüzünü yırtan bir patlama sesi duydum. Düşman askerleri yaşam gölünü top atışına tutmuşlardı. Kulaklarım uğuldadı, gözlerim kamaştı ve her şey bir anda sessizliğe gömüldü. Elimi başıma götürdüm, gözlerimin önündeki plastik çerçeveyi kavradım ve tek hamlede yukarı kaldırdım. Birden savaş meydanı yok olmuştu. Karşımda sadece odamın loş ışığı, dağınık haldeki atıştırmalık paketleri ve ekranda yanıp sönen “𝘎𝘈𝘔𝘌 O𝘝𝘌𝘙” yazısı vardı. Oyunu kaybetmiştim. 🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀 Başlangıç tarihlenirinzi bekliyorummm. Sizinle çok farklı bir fantastik bir evrene açılıyoruz 🖤🥷🏻🤍 Bölümü beğenmeyi unutmayın lütfen 🥹👉🏻👈🏻