3.Bölüm Eski kral lassi
Yazar: luna

Ben Lassi… Lannes’in altın çağında doğdum. Çocukluğum sarayın ihtişamı içinde geçti ama her köşede entrikaların gölgesini gördüm. Daha küçük yaşta öğrendim: tahta giden yol, yalnızca güçle değil, acıyla da örülür.Babamın ani ölümüyle genç yaşta tahta çıktım. Halkım bana cesaretim ve adaletim için güvendi. İlk yıllarım savaşlarla geçti; sınırlarımızı korumak için kılıç kuşandım. Her zaferde halkımın gözlerindeki umut büyüdü, ama içimdeki yalnızlık da derinleşti.Krallığımın altın çağında sanatçılar, filozoflar ve mimarlar sarayımı doldurdu. Duvarlara işlenen portreler, gücümü ve ihtişamımı simgeliyordu. Ama ihtişamın ardında sessiz bir korku vardı: ihanet. Krallığımın altın çağında sanatçılar, filozoflar ve mimarlar sarayımı doldurdu. Duvarlara işlenen portreler, gücümü ve ihtişamımı simgeliyordu. Ama ihtişamın ardında sessiz bir korku vardı: ihanet.Yakınlarımın ihanetiyle yüzleştiğimde içimdeki güven yıkıldı. Ailem ile olan çatışmam, yalnızca beni değil, halkımı da derinden yaraladı. O gün anladım: en büyük savaş, dışarıdaki düşmanlarla değil, içerideki gölgelerle verilir.Şimdi geriye baktığımda mirasım hem bir uyarı hem de bir ilhamdır. Tahtın arkasında asılı duran portrem, gelecek nesillere şunu fısıldar: “Güç, yalnızca kılıçla değil, kalple korunur.” Yıllar geçti, portrem sarayın duvarında asılı kaldı. Altındaki söz, “Güç, yalnızca kılıçla değil, kalple korunur,” halkın dilinde bir öğüt, çocukların oyunlarında bir şarkı oldu. Ama bu söz yalnızca bir hatırlatma değildi; yeni olayların başlangıcıydı.Halkım bu öğüdü kendi hayatına taşıdı. Köylüler arasında çıkan anlaşmazlıklar artık kılıçla değil, sözle çözülmeye başladı. Çocuklar oyunlarında kılıç sallarken bile kalplerini korumayı hatırladı. Fakat sarayın içinde yeni entrikalar filizleniyordu. Bazı soylular, “Kalple korunmak zayıflıktır,” diyerek eski düzeni geri getirmek istedi. Duvarlarda yankılanan alevler, portremi bile tehdit etti. Halk koşarak saraya geldi, ama kılıç değil kalpler bir araya geldi. Kadınlar su taşıdı, çocuklar elleriyle küllerden eşyaları kurtardı. O gün halkım bir kez daha anladı: kalbin gücü, kılıcın gücünden büyüktür.Sonraki yıllarda Lannes krallığına yeni düşmanlar geldi. Ama bu kez halk, yalnızca kralın değil, birbirlerinin kalbiyle kenetlendi. Kılıçlar çekildiğinde bile kalplerin bağı onları ayakta tuttu. İşte bu yüzden mirasım bir sözden ibaret kalmadı; bir yaşam biçimine dönüştü. Yıllar geçtikçe Lannes’in sarayı, ihtişamını korusa da zamanın ve olayların izlerini taşımaya başladı. Yangınların bıraktığı kararmış taşlar, savaşların yankısıyla çatlayan duvarlar, ihanetin gölgesini hatırlatan boş salonlar… Hepsi halkın gözünde bir yara gibiydi.Tamir kararı alındığında, bu yalnızca taşları onarmak için değildi. Halk, Lassi’nin mirasını yaşatmak için sarayı yeniden ayağa kaldırmak istedi. Ustalar, taş ustaları ve marangozlar saraya çağrıldı. Herkes el ele verdi. Tamir süreci bir şölene dönüştü. Ancak her şey sorunsuz değildi. İşçiler arasında anlaşmazlıklar çıktı; bazıları daha hızlı çalışmak isterken, diğerleri taşların sağlamlığını önemsedi. Bu tartışmalar halkın desteğiyle çözüldü. Kadınlar arabulucu oldu, yaşlılar öğüt verdi. Böylece tamir süreci bile Lassi’nin öğüdünü hatırlattı: kalple korunmak, kılıçtan daha güçlüydü. Aylar süren çalışmaların ardından saray yeniden doğdu. Duvarlar ışıldadı, avlu halkın buluşma yeri oldu, portre salonu ihtişamına kavuştu. Saray artık yalnızca bir bina değil, halkın kalplerinin birleştiği bir semboldü.Her taş, her sütun, her pencere Lassi’nin öğüdünü hatırlatıyordu: “Güç, yalnızca kılıçla değil, kalple korunur.” Sarayın tamiriyle birlikte Lannes’in halkı mirası yeniden yaşattı. Çocuklar avluda oynarken portreye bakıp şarkılar söyledi. Gençler duvarlarda yazılı öğüdü okudu. Yaşlılar, torunlarına Lassi’nin hikâyesini anlattı.Saray artık bir kralın mirası değil, bir halkın kalbinin sembolüydü. Ve bu sembol, nesiller boyu sürecek bir öğüt olarak yaşamaya devam etti. Zaman geçti, Lannes’in sarayı yeniden ayağa kaldırı…