2. Bölüm Saray
Yazar: luna

Niya, sabahın ilk ışıklarıyla, başının altındaki yastık Polermo’nun o tanıdık serinliğini taşıyordu. Lanes’in kapısı, Alfa Lasi’nin gökyüzünü yırtan kılıcı ve babasının öfkesi hâlâ zihnini meşgul ediyordu. Ama şimdi, rüyanın büyüsü yerini Polermo’nun sakin sokaklarına bırakmıştı.Niya, penceresinden dışarı baktı. Polermo’nun eski taş sokakları, her zamanki gibi sessiz ve huzurluydu. Fakat Niya’nın içinde bir soru kıpırdanıyordu: “Lanes gerçek miydi, yoksa sadece bir rüya mı?”Polermo’nun sessiz atmosferi, Lanes’in fısıltılı çağrısını inkâr etmiyordu. Niya, kalbinin derinliklerinde hâlâ o ışığı hissediyordu. Belki de Polermo’nun eski duvarlarının ardında, Lanes gerçekten var oluyordu. Niya, bu belirsizliğin içinde hem Polermo’nun tanıdık huzurunu hem de Lanes’in büyülü çağrısını birlikte taşıyordu. Artık onun için rüya ile gerçek arasındaki çizgi bulanıklaşmıştı. Dışarı çıkmak için hazırlandi. Niya, Polermo’nun sakin sokaklarında yürüyerek şehrin en ünlü ve büyük kitapçısına doğru ilerledi. Lanes’in gerçekten var olup olmadığını araştırmak için eski kitapların arasında, belki de gizli bir ipucu bulabileceğini hissediyordu.Kitapçının ağır ahşap kapısını iterek içeri girdiğinde, raflardan yükselen eski kağıt kokusu onu karşıladı. Duvarlar boyunca uzanan raflarda tarihî eserler, eski haritalar ve unutulmuş efsaneler hakkında kitaplar vardı.Niya, bir köşede tozlu bir cilt buldu. Kitabın kapağında eski harflerle yazılmış bir başlık ona tanıdık geldi. Lanes’in adı oradaydı. Niya, o eski kitabın sayfalarını dikkatlice çevirirken, Lanes’e dair düzensiz notlar ve yarım kalmış efsaneleri fark etti. Her sayfa, sanki bir bulmacanın parçasıydı ve Niya bu parçaları birleştirmek için kararlıydı.Kitapçının eski sahibi, Niya’nın elindeki kitaba bakıp hafifçe gülümsedi. “Lanes’in efsaneleri, asırlardır bu raflarda saklıdır,” dedi. “Ama gerçek mi, yoksa sadece bir masal mı, kimse tam olarak bilmez.”Niya, bu sözler üzerine daha da meraklanarak kitapta ilerlemeye devam etti. Belki de bu kitap ve kitapçının bilgeliği, Lanes’in sırrını çözmek için anahtardı. bulduğu eski kitabın sayfalarını okurken, Lanes’e dair şu notları keşfetti:“Lanes, Polermo’nun derinliklerinde, eski efsanelerde anlatılan, gerçek ile rüyanın birbirine karıştığı bir diyara açılan gizli bir kapı olarak bilinir. Bu kapıyı bulanlar, gerçeğin içinde saklı farklı bir dünyaya adım atabilirler,” diye yazıyordu.Niya, bu satırları okurken, Lanes’in bir masaldan çok daha fazlası olabileceğini hissetti. Kitap biraz yıpranmış olsa da, bu sözler Niya’ya yeni bir umut ve merak verdi. Niya, bu satırları okuduktan sonra elindeki kitabın aslında Lanes’in kapısını bulmak için bir rehber olabileceğini düşündü. Kitaptaki eski yazılar, bu gizemli diyarın bir efsane değil, gerçekte var olabileceğine dair ipuçları sunuyordu. Niya, kitabın bir köşesine gizlenmiş eski bir harita buldu. Bu harita, Polermo’nun hiç bilinmeyen bir köşesine doğru işaret ediyordu.Niya, derin bir nefes alıp bu yeni ipucunun peşinden gitmeye karar verdi. Niya, elindeki haritanın izini sürmeye karar verdi ve Polermo’nun eski, dar sokaklarından birine doğru yöneldi. Haritada işaretli olan noktaya yaklaştıkça, sanki bu gizemli yerin atmosferi de etrafını sardı. Belki de Lanes’in sırrı, tam da bu dar sokakların ardında onu bekliyordu. elindeki haritanın izini sürmeye karar verdi ve Polermo’nun eski, dar sokaklarından birine doğru yöneldi. Haritada işaretli olan noktaya yaklaştıkça, sanki bu gizemli yerin atmosferi de etrafını sardı. Belki de Lanes’in sırrı, tam da bu dar sokakların ardında onu bekliyordu. eski sarayın önüne vardığında duvarlardaki oyma süslemelerin ve kırık dökük pencerelerin hala sarayın bir zamanlar ne kadar görkemli olduğunu fısıldadığını fark etti. Sarayın bahçesi yabani otlarla kaplanmış olsa da, Niya bu ıssızlığın ardında bir gizem yattığını hissediyordu. yavaşça sarayın ağır, gıcırdayan kapısını iterek içeri girdi. İçeride soluk taş duvarları ve yüksek tavanları aydınlatan hafif bir ışık huzmesi vardı. Sarayı…