KUTSAL EMANET

BÖLÜM 6: Izdırap

Yazar:

KUTSAL EMANET - Dennis Soikan kitap kapağı
KUTSAL EMANET kitap kapağı

*** Ruhumda açılan her bir yara, bedenimde açılandan daha fazla acı çektiriyordu. *** Bu nasıl bir ağrıydı böyle? Başım o kadar çok ağrıyordu ki sanki biri içeriden dışarı çıkmak için kafamı delmeye çalışıyor gibi bir acı çekiyordum. Telefonumun susmak bilmeyen, bana işkence eden ‘Bip bip’ sesi bir türlü susmak bilmiyordu. Lütfen biri artık şu alarmı kapatsın! Başımın ağrısını unutmaya çalıştım, yoksa başka türlü geçecek gibi durmuyordu. Ağrını düşünme, ağrını düşünme, ağrını düşünme... Başka şeyler düşün. Alarmı düşünmeye başladım. Lakin bu yaptığım eylem bana bir gerçeği hatırlatmıştı. Benim telefonumun alarmı bu ses değildi. Kolumu telefonuma uzanmak için kaldırdığım esnada başparmağımda hissettiğim mandal ile elimi korkuyla geri çektim ama yapmış olduğum bu hareket canımı öylesine yakmıştı ki... Hareket etmemle göğsümde dört daire şeklindeki soğukluğu da fark etmiştim. Vücudumun sağına ve soluna doğru giden kabloları hissediyordum. Bunlar da neydi böyle? Olanları hatırlamaya çalıştım. En son yaşadıklarımı hatırlamaya çalıştım. Partideydim, annem, ben, Serkan ve diğerleri... Sonrası evde oluşumdu. Yatağımdaydım, uyumaya çalışıyordum. Yağan yağmuru bile hatırlıyordum ama sonrası... Hiçlikti. Dinmek bilmeyen ‘bip’ sesleri hâlâ beynimin içinde yankılanıyordu. Çıldıracaktım, susmuyordu. Sus artık! Gözlerimi zorlukla açmaya çalıştığımda sanki evrenin en zor işini yapıyormuş gibi hissediyorum. Beyaz ışık gözlerimle temas ettiğinde hissettiğim ağrıyla gözlerimi geri kapatıp yavaş yavaş açmaya, gözlerimi ışığa alıştırmaya çalıştım. Bembeyaz odanın içerisindeydim. Odanın içini incelediğimde çok da geniş olmayan bir odada yatmaktaydım. Sol yanımda serum ve sol baş parmağımdaki mandalı görebilmiştim. Göğsüme odaklandığımda ise hissettiğim soğukluğun bağlanmış olan kablolardan geldiğini anlamıştım ama benim burada ne işim vardı? Ben buradan ayrılmıştım. Serkan, annem ve ben hep birlikte ayrılmıştık buradan. Oysa şimdi neden bu halde, serum ve makineye bağlı yatıyordum? Hemen karşımda kapının yanında bulunan genişçe camın ardından annem belirdiğinde uyanmış olduğumu görüp heyecanla gülümsediğini ve bir şeyler söylediğini görebiliyordum ama sesini duyamıyordum. Onun bu hareketinden sonra odaya giren doktor ve hemşirenin ardından annem de hızla içeri girip yanıma gelerek ellerimi tuttu. “Korkma,” dedi. Sesi öylesine kısık çıkmıştı ki yorgunluğu gözlerinden okunabiliyordu. Korkmuyorum, diyemedim. Çünkü hem korkuyordum hem de konuşacak mecali kendimde bulamıyordum. Doktor, kendisine bakmamı isteyip elinde tuttuğu feneri gözüme tutarken yanındaki hemşire de makineleri kontrol ediyordu. Kendimi konuşmaya zorlamam gerekiyordu. Neler olduğunu anlamam, neden burada olduğumu öğrenmem gerekiyordu. “Neden buradayım?” Doktorun beni duyduğundan şüphe duyarken doktor bana gülümseyerek baktı. “Hatırlamıyor musun?” Neyi hatırlamam gerekiyordu? “Neyi?” Annem elimi sıkıca tutmaya başladı. “Seni darp etmişler ve neredeyse üç haftadır komadasın.” Doktorun söyledikleri karşısında büyük bir şoka girmiştim. Nasıl olur da üç hafta boyunca burada uyuyor olabilirdim. Onca yaşadığım şey neyin nesiydi peki? Buradan çıktığımı hatırlıyordum. Bir yanımda annem, diğer yanımda Serkan. Beraber eğlendiğimizi, okula gittiğimi hatta partilediğimi... Söylediklerine inanmıyordum. Sadece benimle alay ediyordu biliyordum. Doğru olamazdı. “Yalan söylüyorsun,” dedim. Öfkeden gözlerim dolmuştuancak doktor omzuma dokunmakla yetinip odadan ayrıldı. Arkasında soru işaretleriyle kalan beni öylece bırakıp gidiyordu. Kapıdan çıkmadan önce arkasını dönüp annemi yanına çağırdı. Odada tek başıma kalmıştım. Neler oluyordu? Tüm bu yaşadığım güzel şeyler sadece benim kafamda kurduğum sahte hayatımdan kesitler miydi? Nefes alışverişim hızlanmaya başladığında hemşire kolumdan tutarak beni sakinleştirmeye çalıştı. “Canım, sakinleşmen lazım. Yoksa durumun kötüye gidebilir.” Hemşirenin dediğini umursamıyordum. Zaten hayatım gidebileceği kadar kötüye gitmişti ve gitmeye de devam ediyordu. Artık sa…

Bölümün tamamını WritePad'de oku