KUTSAL EMANET

BÖLÜM 4: Kabus

Yazar:

KUTSAL EMANET - Dennis Soikan kitap kapağı
KUTSAL EMANET kitap kapağı

KÂBUS *** İnsan güvenmeden nasıl yaşardı ki? *** Bip. Bip. Bip. Etrafımı saran karanlığın içinde duyabildiğim tek ses birbirini tekrar eden ‘bip’ sesiydi. Göz kapaklarım çok ağır geliyordu, kaldıramıyorum. Boynum, sanki kızgın demir tenime değmiş gibi yanıyor, acı veriyordu. Hareket etmek için verdiğim çabalarımın hepsi karşılıksız kalıyordu. Yapamıyordum. Ellerim, kollarım, bacaklarım, tüm bedenim sanki kelepçelerle bağlanmış gibiydi. Beni kendi bedenimde hapsetmişlerdi. Kulaklarıma ilişen bir kapı açılma sesi, atılan adımlar ve birkaç hışırtıyı duyuyordum. Sağ kolumda hissettiğim acıyla irkildim. Geçen dakikaların ardından bana eziyet edermişçesine açılmayan göz kapaklarım bu sefer kendi istekleriyle açılmış ve durumun ne kadar vahim bir boyutta olduğunu bana kanıtlamıştı. Her bir yanım hâlâ acı içinde sızlıyordu ancak az önce koluma yapılan iğnenin etkisiyle ağrılarım biraz olsun diniyordu, bana yaşatılanları unutturmaya çalışıyordu. Gözlerim ışığa alışmaya çalışmakta inat ediyordu. Her yanım bembeyazdı, tıpkı kâbuslarımda ki o yer gibi ama burası rüyalarımı cehenneme çeviren kâbus değil, gerçek bir odaydı. Hastane odasındaydım. Boynumun izin verdiği kadar yatakta uzanan bedenime baktığımda sol kolumun bilekten sarıldığını ve vücudumun neredeyse her yerinde sargı bezleri olduğunu görebilmiştim. Bana ne olmuştu böyle? Neden buradaydım? Beynimin içinde tepinen fillere rağmen hatırlamaya, buraya nasıl geldiğimi anlamaya çalıştım. Dipsiz bir ormandaydım, bir sürü araba, eli sopalı ahmak ordusu. Evet, hatırlıyordum. Şu an burada, bu halde olmamın nedeni bendim. Ben ve en olmadık kişilere kucağını açan güven duygum. Bizim suçumuzdu. Kendime öylesine öfkeliydim ki sadece haykırarak ağlamak istiyordum ancak onu bile yapamayacak kadar canım yanıyordu. Yine, yine ve yine birine güvenmenin en büyük pişmanlığını yaşıyordum. Hem de en aciz bir şekilde. Bu yaşadığım olay sadece fiziksel bir acıdan ibaretken ruhuma kazınan yaraları nasıl iyileştirecektim? Üstelik üzerine yenileri açılırken nasıl başaracaktım? Güven duygumun başıma açtığı olaylardan nasıl kurtulacaktım? Ben tüm bunları nasıl unutacaktım şimdi? Şu an yatakta yatan bedenimin acizliği beni her şeyden tekrar nefret ettirmeye yetiyordu. Bugüne dek yaşadığım ne varsa hafızamdan bir bir silinmesini istiyordum. Artık onları hatırlayıp yeniden üzülmeye, yeniden tükenmeye mecalim kalmamıştı. Çocukluğumdan beri başlayan bu ızdırabın bir an önce son bulması için ne yapmam gerektiğini biliyordum ama bunu bile yapacak kadar cesaretim yoktu. Korkağın tekiydim. Babam olmadan başladığım bu azap verici hayatta yalnızca annem ve ben vardık. Birlikte her şeyin üstesinden gelmeye çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Ben ve annem, babam tarafından terk edilmiştik. Onu hatırlamıyordum tabii, annemin anlattığı kadarı ile biliyordum. Kapı tıklatılmasıyla tüm dikkatim kapıya yöneldi. Yavaşça açılan kapının ardından gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuş annemi görmek, bedenime bir darbe daha yemişim gibi canımı yakmıştı. Gözleri gibi tüm yüzü de kızarmıştı ve göz altları uykusuzluğun verdiği etkiyle morarmıştı. Ağrılarıma aldırış etmeden kolumu kaldırıp annemin ağlamaktan ıslanan yanağına dokundum. Gözyaşlarını nazikçe silerken o da elimi sıkıca tutuyordu. Sanki bıraksa yok olup gidecekmişim gibi. Yattığım yerden doğrulmaya çalışırken annem de bana destek olup doğrulmamda yardımcı oldu. Kollarımı ona sardım. Yüzümü boyun çukuruna gömerek o çok sevdiğim lavanta kokusunu içime çektim. Bu koku benim şifamdı. Vücudum uzun süre bu şekilde kaldığı için acılarımı hatırlatmış ve kollarım titremeye başlamıştı. Durumu fark eden annem beni kendinden ayırıp bedenimi yavaşça yatağıma geri yatırdı. Sıcacık elleri yüzümü bulduğunda gözlerimi, o ellerin verdiği huzurla kapattım. Avuç içlerinden vücuduma en güçlü ağrı kesici yayılıyormuş gibi tüm ağrılarım bana dokunduğu o süre boyunca kesilmişti. Annelerin ayaklarının altında cennet var derler ya, avuçlarında da şifa olmalıydı. O her yanağımı okşadığında acılarımı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku