6.
Yazar: 𝑠

❝ Güvenli Yer ❞ ☽ Farz edelim ki o gün hiç yaşanmadı, o zaman ne olacağını düşündüm. Bunun devamında ne olacağını hiçbir zaman kestirememiştim ve hiç düşünmemiştimde ancak şu an hariçti. Çünkü bazı şeyleri hatırlayamadığımı, kafamda net bir kanıya varamadığımı anladığımda bunları hiç düşünmemem gerektiğini sanmıştım. Fakat yanıldığımı biliyordum çünkü bu son günlerde iliklerime kadar hissetmeye başlamıştım. Akşama yakın saatlerde evimize gelmiştik. Aselya'nın sabah benden çok istediği dolma biber yemeğini yapmış ve beraber yemiştik. Şu anda da oturmuş ve çizgi film izliyorduk. Aradan çok bir vakit geçmeden Aselya sıkılmaya başlamış gibi görünüyordu. "Anne, Nare ablayı da çağıralım mı bizimle gelip izlesin! Hem vakit geçirmiş oluruz." demişti masumca. "Birtanem, işleri vardır herkes istediğimiz zaman gelemez ki." dedim ikna eder tonda. Aselya ilk başta ısrar etsede kararımdan dönmeyince, "Peki," demek durumunda kalmıştı. Göz ucuyla dikkatle ona baktığımda tepkisini inceledim, gerçekten üzgün gözüküyordu. Ama ben nasıl mutlu olacağını biliyordum. Yanımdaki telefonumun titremesiyle dikkatim dağıldı ve bir arama olduğunu gördüm. Annem arıyordu görüntülü bir şekilde hem de. "Kim arıyor Nare abla mı?" diye sordu Aselya. Aksini söylerek, "Anneannen arıyor, birtanem." dedim neşeyle. Annemin araması beni hep mutlu ediyordu bu nedenden hızla açtım telefonu bekletmeden. "Kızım," diye bir tepki vermişti. Aselya'yı da gördüğü ânda dikkatini ona vererek, "Aa torunumda buradaymış, çok mutlu oldum bir ânda." dedi neşeyle ve mutlulukla. Kardeşimle yaşadıkları için, Sarp Arslan'dan başka kimseyi görmüyordu. Hâl böyle olunca bizi aramak ve bizimle konuşmak kafasını dağıtıyordu, gün içerisinde meşgul olduğu tek şey zaten örgülerdi, örgü örüp onları satıyordu ve annem için bu hem bir hobi hem de bir gelir kaynağıydı. "Anneanne, ne yapıyorsun?" dedi Aselya. O da anneannesiyle konuşmaktan mutlu oluyordu. "İyiyim, kuşum nasıl olayım?" dedi sevgiyle ve ardından, "Siz nasılsınız bakayım?" dedi. "İyiyiz ama annem bana istediğim yemekleri yapmıyor, ben ondan dolma istedim bana biber dolması yapmış, yapraklı olandan değil!" dedi dudağını büzerek. "Öyle mi?" dedi anında. "Ben onun kulaklarını çekerim merak etme." dedi bunların doğru olmadığını bildiği için ciddi değildi tabii ki de. Biber dolması sevdiğini biliyordum ve beni başkalarına şikayet edip ilgiyi üzerine çekmeyi de seviyordu bundan dolayı bu şekilde yapıyordu. Çevremizdeki çoğu kişi bu duruma alışmıştı ve zaten bu duruma da inanmıyorlardı. "Kuşum demişken aklıma geldi, kuşu ne yaptınız sattınız mı?" dedi. Bu sırada arkamızdan gelen kuşumun sesleri yükseldi. Muhabbet kuşu besliyordum fakat annem şu sıralar hayvanları çok sevemiyordu, açıkcası korkuyordu bu yüzden bize gelmiyor ve kuşumu yani Mavi'yi satmamı istiyordu. Tüyleri açık bir maviydi ancak ön kısmı beyazdı. Bu nedenden dolayı adı da Mavi'ydi klasik olarak. Hatta pastanemin adını bile bundan dolayı Mavi Pasta Dükkânı koymuştum. Çok küçükkende bir kuşum vardı o zamanlarda annem korkmuyor ve hatta bir hayvan beslediği için de mutluydu. Ancak gece kafesinin kapısını yanlışlıkla açık bıraktığım için duvara çarpıp ölmüştü. Bir yandan da onun yasını tutuyordum diyebilirdim. "Hayır satmadık, satmayacağım da anne kuşumun seninle ne derdi var anlamıyorum yani!" dedim satmayacağımı kesin bir dilde belirterek. "Aman bir kuş alt tarafı ne abartıyorsun?" dedi aşağılayıcı bir şekilde. "Ama ben seviyorum." "İyi tamam ben zaten, Aselyam'la konuşuyorum." dedi ve Aselya'nın ilgisini üzerine çekti. Bir süre ikisi konuştu bende işlerimle ilgilendim. Kardeşim Sarp Arslan da eve gelince onunla da birkaç dakika konuşup kapatmıştık telefonu. Aselya'nın, Nare gelmediği için azıcıkta olsa üzüldüğünü görmüştüm bu nedenden dolayı da ona, "İstersen yarın, kreşe gitmeyip pastaneye gelebilirsin." Gibi bir teklif sununca moreli düzelmişti. Morelini nasıl düzelteceğimi biliyordum, pastaneyi gerçekten çok seviyordu. Kreşi dört gündü ve geç yatmaya alışkın bir çocuk olduğu…