2. HER ŞEYİN BAŞLANGICI
Yazar: Bluenoone

Bölüm görselleri

❝Her Şeyin Başlangıcı❞ ☽ Güneş batmadan tekrar doğamaz. Tabiatın kanunu hiçbir zaman değişmezdi. Güneş benim için doğmuştu ama hiç olmaması gereken bir anda. Bir insan en son ne zaman çaresiz kalırdı bilmem ama benim yerimde olan herkes bunu iliklerine kadar hissederdi. Bir kişinin hatası her geçen gün yüzüne vurduğunda neler hissederdi? Ben hiçbir şey hissedemiyordum. Bir an bunların bütün suçlusunun ben olduğum geldi aklıma. Evin köşelerindeki oyuncaklar bile Boran'ın nasıl çaresiz kaldığının kanıtıydı. Bunu ona sen yaşattın dedi içimden bir ses. Bunların hepsi senin hatan dedi birkez daha. Hata, senin hatan. Ama bir o kadar da kusursuz bir hata... Boran tam karşımda durmuşken ben de refleks olarak birden ayağa kalkmıştım onu gördüğümde. Boran bana doğru yavaş adımlarla gelirken, beni gördüğü anda duraksadı. Sanırım beni görmeyi beklemiyordu. Gözlerimizde beliren duygular vardı. Onda anlamsızlık, ben de ise sadece korku. "Siz kimsiniz?" dedi. Bunu söylerken sesi sertti. Ama bir o kadar da sıcaktı. "Ee şey ben pastacı yani, Gaye. Ben Gaye Turgay." Sesim kursağımda kalmış gibi çıkıyordu. Boran, bu anlamsız cevabıma karşılık bana elini uzattı. "Anladığım kadarıyla adın, Gaye. Ama sen Pastacı Gaye dememi istersen hiç sakınca yok." dedi alayla. Fakat bunu söylerken samimiydi. "Ben de Boran Kıraç memnun oldum, Gaye." Diye ekledi sonrasında. Karşısında daha fazla küçüldüm ama ona karşı saygısızlık etmemek adına elini tuttum, elleri benim ellerim aksine sıcaktı. Şimdi daha iyi anladım. Bana bu kadar samimi yaklaştığında bir kez daha nefret ettim kendimden. Bir şeyler kafama dank ediyordu, belki de ben onun çocuğunu almadan önce daha mutluydu. Keşke Aselya'yı almasam diye düşündüm ama sadece bir anlığına. Sonra pişman oldum düşündüğüme. Bu fikirden hızla sıyrıldım ben onsuz ne yaparım diye düsündüm, ben onsuz nefes bile alamazdım. Kendi çocuğun olmadığı hâlde bu kadar üzülüyorsun, hatta onsuz nefes bile alamıyorsun ancak sen bunu tam karşında duran adama yaşattın. İçimde ki ses benim için sadece bir şeytandan ibaretti ancak doğruları söylüyordu. Doğru söyleyen kimse sevilmezdi çünkü. Boran karşımda benden bir cevap beklerken hızla, "Ben de memnun oldum." Ellerimi geri çektim sonra hemen, ellerime doğru bir bakış attım sanki elim karıncalanmış gibiydi. Ellerimi arkaya saklama ihtiyacı hissettim. Boran'ın kendinden sert bakışları sanki benim her hareketimi en ince ayrıntısına kadar inceliyordu. Bu durumdan epey rahatsız olmuştum. Veya onundan almış olduğum çocuğunu saklamamdan dolayıydı bu rahatsızlığım. Her ne olarak adlandırılıyorsa artık. "Ben pastayı getirmiştim. Artık gitsem iyi olur." Selen, bana doğru yaklaşıp, "Keşke kalsaydın pastayı sen yapmıştın, oysa onur duyardık kalmandan." Selen'e gülümsedikten sonra, "Gitsem daha iyi olur." Hafif çekinerek, "Kızım beni bekliyor." Dedim. Onun kızı diye bağırdı bu kez de. Ancak duymazdan gelmeye çalıştım. "Sen bilirsin o zaman." diyerek uzatmak istemedi Selen. Boran'a birkez bakma ihtiyacı hissettim. Gözleri maviydi aynı Aselya'nınkiler gibi... fakat bakamadım. İçime öyle bir işliyordu ki gözlerine baktığımda beynime giden damarlarım önce kalbime batıyor gibi hissediyordum. Anlık bir sızı veriyordu bana. Aynı şekilde saçlarıda öyleydi. Siyah.. insan suçlulukla nereye kadar yaşardı? Ben yaşayamayacak gibiydim. Her geçen gün daha da boşluğa düşüyordum. Bir insanın hatası her geçen gün yüzüne vurur muydu? Aynı bunun gibi. "Size iyi eğlenceler o zaman. Size de mutlu yıllar dilerim, Boran Bey." dedikten sonra koltuktan çantamı alıp kendimi kapıdan adeta atmıştım. Arabaya kadar gelip kendimi bu kez de arabaya hızla bindim. Gözümdeki yaşlar artık zamanının geldiğinin farkındaydı. Boşalırcasına akmaya başladılar. Aynı her gün olduğu gibi yalnız bu kez de kendi başıma kaldım. Ama oysa herkesin hikayesi doğrulukla başlamaz bazen sadece yalandan ibarettir. Herkes bir hikayede doğruluk ararsa asıl doğruyu bulamaz. 🕯 BORAN KIRAÇ Boran, önünde duran ve artık eskidiğini belli eden o fotoğrafa uzun uzu…