kusurlu

6. Bölüm

Yazar:

kusurlu - Glsahmaran kitap kapağı
kusurlu kitap kapağı

Aynadaki yansıma, birkaç ay önceki o perişan kızdan efsane yok gibiydi. Lane yani artık Blair, üzerine tam oturan, ipek kumaştan yapılmış ve üzerindeki minik taşların her ışıkta bir yıldız gibi parladığı elbiseye baktı. Kumaş tenine soğuk, pürüzsüz ve yabancı geliyordu. Sadece birkaç ay önce rutubetli bir yetimhanede, dizleri yırtık bir pantolonla annesinin yasını tutan o kız şimdi New York’un en görkemli odalarından birinde, bir prenses gibi donatılmıştı. "Lane öldü," diye fısıldadı içinden. Lane; acı çeken, terk edilen ve kimsesiz olan kızdı. Blair ise kusursuzdu. Blair’in ailesi vardı, Blair’in bir geleceği vardı. Ama kalbindeki o ince sızı, bu ihtişamın altına gizlenmiş paslı bir çivi gibi her nefesinde canını yakmaya devam ediyordu. Kapı hafifçe vuruldu. "Gelebilir miyim, küçük hanım?" David’in sesini duymak, Blair’in gergin omuzlarını bir nebze olsun düşürdü. David içeri girdiğinde elinde gümüş bir tepsi üzerinde birkaç parça atıştırmalık taşıyordu. Blair’in aynadaki o kaskatı kesilmiş halini gördüğünde duraksadı. Tepsiyi masaya bıraktı ve Blair’in yanına yaklaştı. "Davet başlamadan önce bir şeyler atıştırmalısınız," dedi David, sesi şefkat ve otorite arasında ince bir çizgide yürüyordu. "Aşağıdaki kurtlar sofrasında enerjinize ihtiyacınız olacak." Blair ellerinin titrediğini fark etti. "Yapabileceğimi sanmıyorum David. Herkes bana bakacak. Gerçek olmadığımı, buraya ait olmadığımı anlayacaklar gibi hissediyorum." David, Blair’in aynadaki yansımasıyla göz göze geldi. "Siz oraya çıktığınızda, onlar sadece görmelerine izin verdiğiniz şeyi görecekler," dedi sakin bir güvenle. "Endişelenmeyin. Bu gece sizin geceniz. Siz sadece Blair Valenmore’un ne kadar parlak bir elmas olduğunu onlara gösterin. İnanıyorum ki sizi görüp etkilenmeyecek kimsenin var olduğuna inanmıyorum küçük hanımım" Blair derin bir nefes aldı. David’in sarsılmaz sakinliği ona bir zırh gibi geçti. Tam o sırada kapı bir kez daha açıldı ve Evelyn içeri girdi. Gözleri Blair’in üzerinde gezindiğinde dudakları hayranlıkla aralandı. "Tanrım, Blair... Kelimeler yetersiz kalıyor," dedi Evelyn, gözlerinde gerçek bir gurur parıltısıyla. Blair’in yanına gelip ellerini tuttu. "Büyüleyici görünüyorsun. Richard aşağıda misafirleri ağırlıyor ama seni de yanımda götürmeden inmeye niyetim yok." Evelyn, Blair’in elini sımsıkı tuttu. Bu tutuşta sadece bir gösteriş değil, "yanındayım" diyen sessiz bir destek vardı. Beraber odadan çıkıp merdivenlerin başına geldiklerinde, aşağıdan gelen klasik müzik sesi ve insanların uğultusu Blair’in kulaklarında uğuldadı. Ama geri adım atmadı. Evelyn ile el ele, malikanenin devasa merdivenlerinden ağır adımlarla inmeye başladılar. Aşağıdaki kalabalık, sanki bir işaret verilmişçesine sustu. Yüzlerce baş aynı anda yukarı döndü. Fısıltılar bir dalga gibi yayıldı. Valenmoreların "kayıp" kızı, tüm zarafetiyle karşılarındaydı. Richard, merdivenlerin sonunda onları bekliyordu. Blair’e uzattığı eli, artık resmi olarak bir ailenin parçası olduğunun mühürüydü. Gecenin geri kalanı, Blair için bitmek bilmeyen bir tiyatro oyunuydu. Evelyn onu tek tek New York’un en köklü ve en güçlü aileleriyle tanıştırdı. "Blair, tatlım; bunlar Baskervilleler... Bunlar Whitmorelar..." Blair, her el sıkışında, her sahte gülümsemede maskesini biraz daha sıkılaştırdı. Herkese tam olarak duymak istedikleri o kibar, mesafeli ve asil cevapları verdi. Kimse onun birkaç ay önce yetimhane koridorlarında ağlayan kız olduğunu hayal bile edemezdi. Kusursuz kız evladı rolünü o kadar iyi oynuyordu ki, bir noktada kendisi bile buna inanmaya başladı. Ancak saatler ilerledikçe, insanların ikiyüzlü iltifatları ve odadaki parfüm kokusu genzini yakmaya başladı. Evelyn’in bir anlık boşluğunu fırsat bilerek, kimseye fark ettirmeden malikanenin arka bahçesine çıkan kapıya süzüldü. Gece havası yüzüne çarptığında, içindeki o sıkışma hissi biraz olsun dağıldı. Blair, bahçenin derinliklerindeki taş çardağa gidip oturdu. Ayakkabılarını çıkarıp yanına koydu ve başını geriye yasladı. "Tanrım," diye m…

Bölümün tamamını WritePad'de oku