kusurlu

3. Bölüm

Yazar:

kusurlu - Glsahmaran kitap kapağı
kusurlu kitap kapağı

Hava griydi. Gökyüzü, sanki Lane’in içindeki o ağır, kurşuni boşluğu biliyormuş gibi şehrin üzerine çökmüş, nefes alacak yer bırakmamıştı. Lane, revirdeki yataktan bir yabancı gibi kalktı. Komodinin üzerine bırakılmış siyah elbiseye baktı. Bay Ray’in getirdiği bu elbise, Lane’e ait değildi; bu, bir yasın, bir sonun üniformasıydı. İnce kumaşı üzerine geçirdiğinde tenine değen o soğuk kumaş, tüm vücudunu titretti. Artık çocuksu renklerin, çiçekli elbiselerin dönemi kapanmıştı. Ray, revir kapısının hemen yanında bir heykel gibi bekliyordu. Lane dışarı çıktığında Ray sadece başıyla hafif bir selam verdi. Hiçbir şey söylemedi. Bugün kelimeler, kırılmış bir vazoyu yapıştırmaya çalışan ucuz bantlar gibiydi; hiçbir işe yaramazlardı. Cenaze arabasına bindiklerinde, New York’un bitmek bilmeyen gürültüsü camların ardında sessiz bir sinema filmi gibi akıp gidiyordu. Lane, camdaki yansımasına baktı. Gördüğü yüz ona ait değilmiş gibiydi. Kalbinin olduğu yerde koca bir oyuk vardı ve o oyuktan sızan soğukluk, parmak uçlarına kadar yayılıyordu. Şehir her zamanki gibi bencildi; insanlar kahvelerini içiyor, taksilere biniyor ve bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Kimse, küçük bir kızın dünyasının az önce havaya uçtuğunu bilmiyordu. Mezarlığa vardıklarında nemli bir sis tabakası yerdeki çimenlerin arasından yükseliyordu. Cenazede kimse yoktu. Ne bir akraba, ne bir komşu... Sadece siyahlar içinde iki görevli, başı önde bir Ray ve Lane. Annem, bu koca dünyadan sadece bu kadarcık sessizlikle uğurlanıyordu. Tabut toprağın üzerinde durduğunda Lane bir adım attı. Sonra bir adım daha. Nefesi boğazında düğümleniyordu. Tabutun önüne geldiğinde dünya tamamen sessizleşti. Rüzgâr sustu, kuşlar sustu. Sanki bütün evren, bir çocuğun bu küçücük, kırılma anına şahitlik etmek için nefesini tutmuştu. Lane’in dudakları kıpırdadı ama tek bir harf bile dökülmedi. Söylemek istediği binlerce "keşke" vardı ama kelimeler boğazında birer taş parçasına dönüşmüştü. Gözlerinden iki damla yaş süzüldü; ama bu bir ağlama değildi. Bu, içte kalan devasa bir enkazın dışarı taşan ilk sızıntılarıydı. “Lane…” dedi Ray, eliyle hafifçe omzuna dokunarak. Sesi, bu sessizliği bozduğu için suçluluk duyuyor gibiydi. “Hadi. Artık gitmeliyiz.” Lane son bir kez o tahta yığınına baktı. “Hoşça kal anne…” diye fısıldadı. “Keşke daha fazlasını yapabilseydim. Keşke o kapıyı hiç kapatmasaydın.” Yolun geri kalanı daha ağırdı. Ray, onu doğrudan emniyete götürdü. Küçük, penceresiz, tepesinde titreyen bir florasan lambanın olduğu soğuk bir odaya alındılar. Lane, plastik sandalyenin üzerinde iyice küçüldü. Bir polis memuru dizlerinin üzerine çöküp Lane’in göz hizasına geldi. Adamın yüzünde yapay bir şefkat vardı. “Lane… o gün olanları anlatabilir misin?” Lane’in nefesi hızlandı. Başını iki yana salladı. O sahneler bir şerit gibi gözünün önünden geçiyordu. "Anlatmak istemiyorum..." Ray, hafifçe elini Lane’in sırtına koydu. Bu el, Lane’i dünyaya bağlayan tek halattı. “Tamam, korkma. Yanındayım. Sadece onlara evde olanları söylemen gerekiyor ki... bir daha kimse zarar görmesin.” Lane dudaklarını ısırdı. Ve o gecenin kabusu, kelimelerle odaya dolmaya başladı. Bağırışlar, kırılan kapının o tok sesi, babasının ağır botlarının zemindeki gıcırtısı, annesinin o kesilen çığlığı... Her kelime boğazına batan birer iğne gibiydi. Anlattıkça küçüldü, anlattıkça yok olmak istedi. Polisler not aldı, Ray bir gölge gibi arkasında durdu. İşlem bittiğinde dışarı çıktıklarında hava çoktan kararmıştı. “Artık her şey bitti,” dedi Ray, sesi bitkindi. “Hadi, eve dönelim.” Yetimhaneye döndüklerinde, Ray’in “ev” dediği yer Lane’e hiç olmadığı kadar yabancı, soğuk ve devasa göründü. Binanın o rutubetli, yemek kokulu koridorları üzerine geliyordu. Merdivenleri çıkarken göğsü daraldı. “Nefes alamıyorum…” diye mırıldandı. Kendini odasına, o yabancı ranza yatağına atmak yerine arka bahçeye giden kapıya yöneldi. Bahçe zifiri karanlıktı ve New York’un ayazı Lane’in ince elbiselerinden içeri işliyordu ama umrunda değildi. Bir banka çöktü.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku