Denizin Çekiciliği 𐦍
Yazar: İyibirokuyucu

Hayat bazen insanın en sevdiğini elinden alır, en güvendiğini yabancı eder ve en güçlü sandığın yerinden kırar. Herkes yaralarını görmeden “iyi misin?” diye sorarken, insan bazen sadece susar. Çünkü bazı acıların ne anlatacak bir kelimesi vardır ne de dinlenceğine dair bir umudu… İnsan yaşar, gülümser, devam eder; ama içinde, hiç kimsenin bilmediği bir yerde, her gün biraz daha sessizce parçalanır. Gözlerimi güneşli bir güne aralarken ne zaman uyuyakaldığımı merak etmiştim. Sanırım o kadar çok yorulmuştum ki otomatik olarak uyuyakalmıştım. Esnerken yattığım deri koltuktan yavaşça kalktım. Üzerimde hala o elbise vardı ve sırıl sıplak olmuştum terden. Ah, tabi deri koltukta uyuyakalırsam böyle olurdu, gayet normal. Gözlerimi ovuşturup bacaklarımı koltuğun dışına attım. Etrafa göz gezdirirken yatağın boş olduğunu fark etmiştim. Gelmemiş miydi? Ah, sanane Asra. Ayağa kalkıp banyoya doğru yöneldim. Hüzün kalbimi parçalarken yutkundum. Hızlı bir duş alıp havluya sarılıp banyodan çıkmıştım. Odada Kunt’un olmamasının verdiği rahatlıkla maalesefki Melis’in dizdiği dolaptan iç çamaşır çekmecesini açmıştım. Açtığım gibi kapatmam bir olurken gözlerim yerinden çıkacaktı. Resmen dolap striptizci iç çamaşırlarıyla doluydu. Kahretsin… İç çamaşırları ayıklarken geriye sadece bir tanesine tane bana uygun bir bikini takımı görmüştüm. Dün yüzmediğim için bugün bende yüzebilirdim, hem o da ortalıkta yokken iyi olurdu. Beni böyle görmemesi için hızlı bir şekilde dışarı çıktığımda denizde yüzmesini beklemiyordum. Şaşırmanın verdiği refleks ile ellerim dudaklarıma giderken yutkundum. Bu adam geceden beri yüzüyor olamazdı, değil mi? ‘Neden kendine eziyet ediyorsun ki. Git ve yüz.’ İç sesim doğruyu söylüyordu. Baksana ona gayet memnundu bu durumdan. Ayaklarımı suya soktuğum an gelen ürpertiyle titredim. Havanın sıcaklığa göre su çok soğuktu. Bir kaç adım daha atıp bakışlarımı ona kaldırdım, bana arkası dönüktü. Ondan uzak bir yere doğru gidip kendimi suya bıraktım. Yüzmeyi bilmiyordum ama ayaklarımın yere bastığı yere kadar gidebilirdim. Dikkatli adımlarla kendimi soğuk suyun hakimiyetine bırakırken yine aklıma Arda gelmişti. Onunla burada olmak için her şeyimi verirdim. Alt dudağım titrerken suya baktım. İçeride gezen küçük balıkları görüyordum. Hafifçe gülümseyip onları elime almaya çalışmıştım ama kaçmışlardı. Derin bir nefes alıp kendimi suya batırdım, buraya kadar gelmiştim ve zevkini çıkarmak istiyordum. Kaç saniye nefesimi tutabileceğimi merak ettiğim için içimden sayıyordum. Bir dakika duramazken suyun yüzeyine çıkmıştım. Şu anda etrafta Kunt’u göremiyordum. Bir anda hemen önümde yüzüye çıkmasıyla minik bir çığlık firar etti dudaklarımdam. Sert yüz ifadesi beni korkuturken yutkundum. Tuzlu su zaten çekici olan vücudunu daha da çekici kılarken gözlerimi kaçırdım. Dudakları aralanırken istemsizce benimde dudaklarım aralanmıştı. Beklemediğim bir anda belimden tutup beni çekerken burun buruna gelmiştik. “Çilli” boğuk sesi içimi titretirken gözlerim kapanmak üzereydi. Vücudu beni çok fazla etkiliyordu. İhanet ettiğim hissi yüzüme tokat gibi çarparken onu geri ittim, suyum kuvvetiyle geri bir adım atmıştı. Koşarak denizden çıkıp ona döndüm ve onun bıraktığım yerde olduğunu gördüm. Lanet olsun, denize de giremeyecektim anlaşılan. Derin bir iç çekip kenardaki şezlonga doğru yürüdüm ve oturdum. Uzaktan onu izlemek en doğru tercihti. Bacak bacak üstüne atıp onu izlemeye başladım. Sanırım o kadar kötü bir insan değildi ve oldukça yakışıklı biriydi. Derin bir iç çekerken bu adamla olan evliliğimin bir an için gerçek olmasının hayalini kurmuştum. Güzel olurdu sanırım, hep bir aksiyon hep bir gerilim. Düşüncelerimi durdururken gözlerimi kapattım. Kim bilir nasıl bir boşluğa düşmüştü Arda… Acaba gerçekten Arda beni düşünüyor muydu? Yoksa ona ihanet ettiğimi düşünüp çoktan beni sevmeyi bırakmış mıydı? Onun hakkında bilgi almak istiyordum ama bana onun hakkında bilgi verecek hiç bir kanalım kalmamıştı. Ben düşüncelerin içinde debelenirken Kunt’un yanıma kadar…