I.BÖLÜM SOĞUKTAN KAÇIŞ
Yazar: İKRA EYLÜL

"Bazı insanlar doğdukları anda bütün dünyanın gözleri üzerindedir. bende onlardan biriydim. Ben, Ekaterina Volkov... Rusya nın en zengin ve en güçlü ailelerinden birinin kızı. Şimdi, siz böyle dedim, diye çok güzel bir hayatım olduğunu düşünüyorsunuzdur ama inanın ki , çocukluğum kameralarının önünde geçti. Giydiğim elbise, attığım adım, attığım gülümseme... manşetlerdeydi. Ama kimse bilmezdi o altın kesenin nefes almaya çalıştığımı bilemezdi Annem bana küççüken hep aynı şeyi söylerdi "bir gün hayat sana dar gelirse ya da kaçman gerekirse Türkiyeye git kızım" bunu neden dediğini biliyordum çünkü annem Türkiyede doğup büğümüş bir kadın dı ve insan en çok yuvasında evinde rahat ve güvende hissederdi oda kızını güvendiği bir yere göndermek isterdi zaten beni bu hayata anlayan az kişi vardır biri Burçe oda Türk Türkiyede yaşıyor okumak için kısa süreliğine okumak için gelmişti o zaman tanışmıştık ve şimdi onun yanına gidiyordum Türkiyeye neden mi ,çünkü herşey bir haber yüzünden Babamın en önemsediği magazinler yüzünden "ünlü Volkov alilesinin kızı cinayet şuphesiyle aranıyor" atık herkes beni katil zanediyordu ama kimse gerçeği bilmiyordu bana kalsa herkese anlatır kendimi anlatırdım ama kimse beni dinlemedi ailem bile ha ama annem dediysem yanlış anlamayın bir tek Annem dinledi ama oda her zaman dediği gibi Türkiyeye gitmemi söyledi orda yeni bir hayat kurmamı en azından kendimi ispatlayana kadar zaten annem Türk olduğu için Türkçem iyidi . daha sonra kılık değiştirmiş bir şekilde elimde Annemden kalan kolye, cebimde sahte pasaport ve önümde Türkiyeye giden tek yön bir uçak bileti vardı. ama inanın o uçağa binmek hiç ama hiç kolay olmadı çünkü bu uçağa bindiğim an Ekaterina Volkov ölecekti yerine Elif Eyşan Başaran doğacaktı. bu ismi Annem seçmiş. eskiden "bir kızı olursa ismini Elif Eyşan koyacağım" demiş. ama sözünü çok farklı şekilde tutmuştu. ve annemin yıllar önce bana işaret ettiği topraklarda, yeni bir hayat başlayacaktı ve ben bunları düşünürken bilmediğim bir şey vardı hiç birşey esksi gibi olmayacaktı .ben her zaman kendine atılan iftiraları kabul eden ve kaçan birisiydim insanlara göre ise katil birisi olucaktım artık eski masumluğum yoktu, en üzüldüğüm de buydu okuduğum bir kitapta "insan bazen kendini özler" yaziyordu o an dedimki " ya insan kendini nasıl özler" özlüyomuş hemde çok özlüyomuş .ben yeniden saf masum olmak istiyordum ben güçlü olmak istemiyodum ben eski masum Ekatarina olmak istiyodum ancak bu mümkün değildi artık geçmişini saklayan gerçeklerden kaçan Eyşan vardı Elif Eyşan vardı, aslında en korktuğum şeylerden biri kendimi afetmem olurdu çünkü çıkıp kimseye "ben yapmadım" diyemedim ama artık bunlar için çok geçti ve ben yeni bir sayfa açmak için ilk adımımı atmıştım bu düşüncelerimle boğuşurken uçakta sanirim biraz fazla dikkat çekiyordum hatta ferketmeden gözümden yaş gelmişti bunuda yeni farketmiştim hemen lavaboya gidip yüzmü yıkadım fakat dalgınlığımdan olsa gerek yerime geçerken uzun birşeye çarpmıştım sert uzun bir şeye çarpmıştım ama bu şeyin adam olduğunu biraz geç anlamıştım ama kafam o kadar rahattı ki hiç kalkmaya niyeti yoktu çünkü çarptığım adam o kadar güzel kokuyoduki parfümü neydi, ben bunları düşünürken bi 5 dakika orda kalmıştım adamda bunu anladığında alaycı bir tavırla "kafanı ordan çekmeyi düşünüyomusun yoksa bi ay daha burdamısın" kafasına okalı bir tokat geçirmek vardıda yapmadım yoksa karakolluk olabilirdim hemen kafamı kaldırıp öfkeyle ona döndüm "sen bana baksana zürafa ne yiyip, ne içtiysen boyundan belli. Hem sana meraklı falan değilim çekil, şurdan zaten canım burnumda" sözlerim biter bitmez ukalla bi kahka attı. sanki sinirlemem onu eğlendiriyordu." öylemi, asi kız " söyle bakalım kim sinirlendirdi prensesimizi tırnağın falan mı kırıldı" dudaklarım istemsizce yukarı kıvrıldı "aynen. Tırnağım kırıldı.Yaşadıklarımı anlatsam ağzın ama sana anlatacak kadar boş vaktim yok. Biraz bizi uçaktan atacaklar" itraf etmeliyim....Yakışıklıydı. Uzun boyu, kumrala çalan kahverengi saçla…