Kurtun Sınırı
Yazar: Suelaa

Boşlukta yankılanan tek ses postallarımızın altındaki çakıl taşlarının hışırtısı ve kulaklarımızı çınlatan mermi vızıltılarıydı. Sınırın ötesindeki bu kurak ve dağlık arazi her an ölümün dökülebileceği bir tuzaktı. Kontrol Timi olarak çıktığımız bu takip planladığımızın çok dışına çıkmış kısa sürede tam anlamıyla bir pusu ve hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştü. "Komutanım mermiler azalıyor! Sağ kanat tamamen baskı altında!" Barış'ın telsizden gelen tok ve sarsılmaz sesi vadinin acımasız akustiğinde kayboldu. Başımı hafifçe çevirdiğimde arkamdaki devasa yapının o daracık siperde nasıl bir demir iradeyle çarpıştığını gördüm. Birkaç metre ileride Atlas ve Doruk ellerindeki silahlarla düşmanın ilerleyişini kesmeye çalışıyor Efe ise arkadan hızlı bir hamleyle muhabere hattını açık tutmak için uğraşıyordu. Sayıca bizden çok üstünlerdi etrafımızı çembere almış her açıdan ateş altına sokmuşlardı. Askerliğin kuralı bellidir. mermi biter ama irade bitmezdi. Biz geri çekilmeyi ya da teslim olmayı dünden silmiş adamlardık. Son mermiye son nefese kadar bu dağ bu topraklardan geçit vermeyecekti. "Dağılmayın hatları koruyun! Ateş disiplini!" diye gürledim. Sesim kurşun seslerini bastıracak kadar sertti. Tam o an üzerimize yağan mermilerin şiddeti bir anda kesildi. Düşmanın o coşkulu ve baskın atışları, yerini tuhaf tekinsiz bir sessizliğe bıraktı. Hava barut kokusuyla doluydu. Siperin biraz gerisinden kayalıkların ve dumanın içinden ardı ardına gelen kusursuz nizamî patlama sesleri duyuldu. Bizim bile fark edemediğimiz kör noktaları tek tek temizleyen saniyelik aralıklarla düşmanı susturan profesyonel bir hat yarmaydı bu. Dumanın ve toz bulutunun içinden bir silüet belirdi. Ne timin üniformasındaki o standart duruşa benziyordu ne de kimseden emir alacak gibi bir hali vardı. Adımları temkinli ama bir o kadar da ölümcül derecede rahattı. Yere basışından, silahı tutuş açısına kadar her şey profesyonelliğini bas bas bağırıyordu. Göz göze geldik. Yüzündeki o soğuk, tavizsiz ve dünyaya kapalı ifade üzerimize yağan mermilerden çok daha keskinmiş gibi çarptı yüzüme. Hayatımızı kurtarmıştı; bizi o cehennemden çekip almıştı ama ne teşekkür bekliyordu ne de bir açıklama yapmaya niyetliydi.