8 | Sevmemeliyiz
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ Berfe korku ile Hazal'a baktığında onun bile yutkunduğunu görerek faka bastığını anladı. Hayat ona güzel bir oyun oynuyordu resmen. Gözleri korku ile etrafını tararken ne diyeceğini düşünüyordu. Çok iyi bir yalan uydurması gerekirdi ki ona bile inanmayacağını biliyordu Hazar'ın. "Hayırdır?" dedi Hazal merakla onlara bakmakta olan adama hitaben. "Afran Ağa çağırmış, benimle konuşması gereken konular varmış Hazal Hanım." Derken alaylı gülümsemesi her zaman ki gibi dudaklarını süslüyordu. Berfe şu an ölebilmeyi diledi. Şayet şu an ölmez ise bir daha ölemezdi. "Eniştem salondadır, yolu biliyorsun." Derken sesinde duygu yoktu Hazal'ın. Sinirleri gerilmişti üç kadınında. Az önceki konuşmayı duyduğunu herkes biliyordu. "Tabii, gideyim de siz de geçmişe dair güzel sohbetinize devam edin." Derken alayla parlayan gözleri Berfe'yi buldu. Berfe o an yerin yarılması için neler vermezdi. Yarıldığı gibi de atlardı içine. Bir ömür Hazar'ın dilinden düşmeyecekti şimdi. Yanmıştı hem de ne yanmak. Hazar, salonun yolunu tutarken kadınlar birbirlerine döndü. "Sıçtık Cafer bez getir!" diye ciyakladı Hazal. Berfe yüzünü elleriyle örterken ağlayacak gibi hissediyordu. "Ne yapacağım ben şimdi?" diye sordu çaresizlikle. Deran acı acı yüzüne bakarken bu sefer Hazal'ın bile suskun kalması tam anlamıyla faka bastığının kanıtıydı. "Bir ömür boyu bana bununla acı çektirecek!" diye konuştu sinirle Berfe. "Sen de ona onun sana ne zaman vurulduğunu sor, sorun çözülsün." Berfe istemsizce gülerken kendine mani olamamıştı. Sanırım çıldırıyordu ve bu durdurabileceği bir süreç bile değildi. "Söyler mi sanıyorsun?" "Adam dediğin söyler! Damarına bas, kanına gir Berfe. Ama karşıma geçip böyle acınacak halde konuşma. Berfe Bejindar'sın sen. Göster ona kadının gücünü!" Kanında yeniden gücün çağladığını hissetti. Hazal nereden vuracağını güzel seçmişti. O an aklına planlar dolmaya başlamıştı bile. Dudakları sinsi bir gülüşle kıvrılırken Hazal hemen atıldı. "Bu gülüşü biliyorum!" derken yandıklarını anlamıştı bile. "Bu sefer aklında ne var ise biri duyarsa asla haberim yok!" Deran şaşkın şaşkın ikisine baktı. "Neden ben hiçbir şey anlamıyorum acaba?" Hazal celallenmişti. "Görmüyor musun suratının halini? Yandık abla yandık! Bu kız en son böyle sırıttıktan sonra Hazar'ı öptü. Şimdi kesin öldürür!" Deran korku ile Berfe'ye döndü. "Öyle bir şey yapmazsın değil mi yengecim?" Berfe'nin sırıtışı genişlerken yerinden kalkmasıyla Hazal ile Deran arkasından korku dolu gözlerle bakmayı sürdürdü. Berfe ise odasına gidip üzerini değiştirdikten sonra hızla odasından çıktı. Telefonuna bakarken abilerinden herhangi birine yakalanmamayı diliyordu. Konağın kapısından gizlice sıvışırken yengelerinin arkasından korku dolu gözlerle bakmasına aldırmadı. Aklındakini yapacak ise umursamamalıydı. Belki şu an yapacağı ile sıvayacak ve yüzsüzlükte biraz çığır açacaktı ama yine de bunları düşünmemeye çalıştı. Hazar'ın evden ne zaman çıkacağını bilmiyordu ama eğer şanslı ise arabasını kilitlemediğini ümit ediyordu. Sinsi Hazar'ın simsiyah arabasına yaklaşıp arka kapısının kulpunu kontrol etti. Onların otoparkına park ettiğinden ya da dalgınlığından bilinmez gerçekten kapıları kilitlememişti. Hemen kendini arabanın arka koltuğuna atarken gizlenecek pozisyon düşündü. Aklına arka koltukların ayakucuna oturmak geldiğinde el mahkûm bunu yaptı. Hazar gelene kadar oksijensizlikten ölmemeyi diledi. Bir gün için yeterince aksiyon yaşamamışçasına kalkıştığı bu işe kendi bile hayret ediyordu. On beş dakika sonunda artık öleceğini düşünmüştü ki arabaya yaklaşan adım seslerini işitti. Kalbi şaha kalkarken kendini sakin kalmak için zorladı. Nefeslerini düzene soktu ve hazır bir şekilde beklemeye başladı. Hazar sakince arabasına bindi. Anahtarı kontağa takıp arabayı çalıştırdıktan sonra camların hepsini açtı. Berfe şaşkınlıkla açılan cama bakarken konuştu. "Çıkabilirsin, konaktan uzaklaştık." NE? Arabada olduğunu biliyor muydu ya…