24 | Ş A H
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ Dudaklara mıhlanmış sözcüklerden kan akıyordu sanki oluk oluk. Gözlerine değen her şey siyaha çalmaya başladığında, yüreğinin köreldiğini hissederdi insan. Kadının dudakları dümdüz bir çizgi halini alırken karşısındaki kadını öldürmemek için kendince bahaneler üretmesi gerekmişti. Gözleri öfkesinden dolarken, duyduğu sözleri hazmetmeye çalışıyordu. O kadının bunu başaramayacağını bilmesi bile korkusuna mani değildi. En nihayetinde yapabileceklerine birincil gözden şahitti artık Berfe. "Andım olsun ki işte o gün ölüm günün olur Rengin Koçman!" Sözcükler, bir zehir keskinliğinde döküldü dudaklarından. Boğazına bir bir dizilen yumrulardan korkunun kokusunu alabilmişti lâkin yine de belli etmemeyi başarmıştı. "Yalnızca lafta, Berfe Hanım." İşaret parmağını ona doğru kaldırdığında korkusuzca üzerine doğru yürümeye başladı. "Karşında bir çocuk yok senin Rengin Hanım!" derken sesi öfkeden kükrercesine çıkmıştı. "Her şeyden önce karşında hanım ağan duruyor! İster beğen, ister beğenme! Bana saygı duyacaksın!" Rengin'in gözleri etrafını taramışsa da artık bir çıkış yolu olmadığını fark etmişti. "Ne saçmalıyorsun sen?" "Bir kez daha karşıma geçip beni tehdit edersen seni bu konaktan sürdürürüm diyorum!" diye bağırdı Berfe. "Densiz!" diye kükreyerek araya giren adam karısının yanına geldiğinde karşısında bu adamı görerek göz devirdi Berfe. "Kendini bilmez bir kız çıkıp bizi bizim konağımızdan mı kovacak? Kimsin sen?" "Koçman Aşiretinin Hanım Ağası, Berfe Koçman'ım." Derken sesi arşı âlemi inletti. "Hele bir söyle Peyman Ağa, sen kimsin?" Sert tokadının sesi gökyüzüne doğru yükselirken savrulan Berfe ne olduğunu anlayamadan kendisini yerde bulduğunda şokla ağzı açık kalmıştı. Gözleri ölüm arzusu ile Peyman Ağa'ya değdiğinde, hırladığını fark etti. Rengin'in o muazzam haz alan suratını dağıtmadan hemen önce bu adama haddini bildirmesi gerekti. "Ben Berfe Koçman, andım olsun ki ikinizi de bu topraklardan süreceğim Peyman Koçman!" diye hırladıktan sonra düştüğü yerden fırlayarak öne doğru atıldı. Dilaver Ağa, gelinini bileğinden yakaladığı gibi arkasına çektikten sonra hiç düşünmeden abisinin suratına bir yumruk attığında o an orada bulunan kadınlardan bir çığlık koptu. "Kimse benim kızıma elini kaldıramaz! Bu abim bile olsa!" "Baba?" diye şaşkınlıkla konuşan Ferzan olay yerine yeni varmıştı. "Ne oluyor?" "Amcam, yengeme tokat attı." "E ne duruyorsun Şilan, gidip anama de helva kavursun. Akşam bu konaktan cenaze çıkacak!" Şilan bir an durup kalsa da ardından abisine bakarak göz devirdi. "Bir daha sakın!" diye kükreyen Dilaver Ağa, birkaç adımda yere serilmiş abisinin başında bitiverdi. "O pis ellerini evlatlarımdan birisine zarar vermek için kullanma. Yoksa şu yaşımdan sonra kardeş katili olurum!" "Şu Bejindar Kızı yüzünden abine mi düşman kesilirsin, seni nankör!" "Nankör mü?" Dilaver Ağanın sesi yankılandı semada. "Yıllarca hırsların için harcadıklarını izleyip sessiz kaldım! Ama o hırsın yüzünden evlatlarımı harcamana da sessiz kalmam, bunu böyle bilesin!" Rengin'in suratındaki korkmuş ifadeden fazlasıyla memnun kalmıştı Berfe. Şilan, anında yanında bitiverip ne ara getirdiğini anlamadığı buzu ona uzatmıştı. Yanağının moraracağından emindi zaten. Aksi mümkün de olamazdı. Rengin ve Peyman oradan uzaklaşırken oturduğu sedirin yanına gelmişti Dilaver Ağa. "İyi misin kızım?" diye soran yaşlı adamın ela gözlerine baktı Berfe. Öz babası kadar büyük bir şefkat ile bakmaktaydı gözlerine Dilaver Ağa. "İyiyim baba, çok sağ olasın." Babacan bir tavırla gülümseyen adam saçlarını okşadıktan sonra oradan ayrıldı. Köşede onları izlemekte olan Pelin Hanım ise hiçbir şey dememişti. "Olanları gördün mü anne?" diye saf saf sormuştu Şilan. Cevap bile vermeden Dilaver Ağanın peşinden gitmişti Pelin Hanımda. Arkasından ters ters bakmaktan vazgeçen Berfe'de kalkıp odasına geçmişti. Hayatında yediği ilk tokattı. Bunu hazmetmesi bir hayli uzun sürecekti anlaşılan. *** Gözleri yorg…