23 | Esaret
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ Babasının karşısında titreyen dudakları ve ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözleriyle dururken, ayakta durmak için sarf ettiği çabası görülmeye değerdi. Dokunsalar yere yığılacak gibi hissediyordu. O koskoca sevdasını yüreğine gömecekken yeşertmeyi seçtikten günler sonra kapısında beliren görücüleri ile neye uğradığını şaşırmıştı. Taner Meşkan... Hazar Koçman'ın en yakın arkadaşı ve aynı zamanda nikâh şahidiydi. Şimdi ise salonda ailesi ile oturmuş babasından gelecek onayı bekliyordu. "Ne bu halin, Berivan?" diye soran Hakkı Bey, kızına bakarken şaşkına dönmüştü. Kekeleyerek konuşmaya çalışan Berivan, konuşamadığı kabullenip susmayı tercih ettiğinde annesi Gülsüm Hanım araya girdi. "Belli değil mi Hakkı Bey?" diye sordu acı dolu bir sesle. "İstemiyor kız," "Ben de sebebini anlayamıyorum işte Gülsüm Hanım, neden istemiyor?" "Tanımadığı etmediği adam, biz de çok tanımıyoruz hem." "Sen beni tanıyor muydun?" "Devir değişti Hakkı Bey, anlayışlı ol lütfen. Yazık değil mi kızımıza?" Babasını bir süre daha annesi ve ona baktıktan sonra odadan çıktı. Annesi de onun gözyaşlarını silip hemen babasının arkasından çıktı. Yatağına yatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ederken ne yapacağını bilemez haldeydi. Yüreğinde korlanmış, onu küle çevirmiş bir sevda var iken başka birisine eş olamazdı. Olmamalıydı da, o adama da yazıktı nihayetinde. Belli ki onu görmüş ve beğenmişti lâkin Berivan'dan ona eş falan olmazdı. "Yettim güzelim!" Cama değen taştan sonra işittiği ses ile şaşkına döndü. Berfe'nin gerçekten onu kaçıracağını düşünmemişti. Herkes ne derdi? Şok olurdu tüm ahali. Camı açıp kafasını dışarı uzattığında bunu yaptığına bin pişman oldu. Ağlamaktan şişmiş ağzı yüzüyle utanmadan kafasını çıkarmıştı dışarı. Al işte, şimdi balık suratı ile saf saf Cengâver'e bakmaktaydı. Berfe yanında Cengâver ve Hazar'ı da getirmişti. "Delirdiniz mi?" diye sordu fısıltıyla. "Delirmişiz sanırım," "Siz ne ara barış imzaladınız enişte bey ve kardeşi?" Hazar ve Cengâver birbirine baktıktan sonra hiçbir şey demeden yeniden ona döndüler. "Fazla naz âşık usandırır derler bilmez misin? Atlayacaksan atla!" Berfe ve Berivan şaşkınlıkla Hazar'a döndü. "Öküz müsün, Hazar Ağa?" diye soran Berfe hâlâ şaşkın şaşkın ona bakıyordu. "Sabırsızım!" "İçeride beni istemekte olan adamı söylemedin mi Berfe?" Berfe alt dudağını ısırırken, "O kısmı atlamışım," demekle yetindi. Merakla ona dönen Hazar'a sırıtık bir ifadeyle baksa da kotaramadığını fark etti. Nefesini sesli bir şekilde verdikten sonra ellerini iki yanında sallandırdı. "Taner Meşkan." Hazar'ın büyüyen gözleri hayretinin timsaliydi. Cengâver'in de ondan bir farkı yoktu. İki adam da bir anda mosmor olmuştu sinirden. "Ulan baştan desene!" "Taner'i öldürmem gerekmez," diyen Cengâver'e şaşkınlıkla bakakaldı Berivan. Hazar'ın ise bakışlarında şüphe vardı. "Ulan ne yanardönersin sen," "Başta da dediğim gibi gençlik hevesi," "Ağzını yüzünü kıracağım ya, yanımda karımdan heves diye bahsediyor ahlaksız!" "O anlamda mı dedim? Hem o zamanlar karın da değildi!" "Ulan ne fark eder, şu an öyle!" "Abarttığını düşünmüyor musun?" "Siz ikiniz keserseniz plan yapmaya çalışacağız!" diye araya giren Berfe oldu. "Kulaklarımı bu eziyetten kurtardığın için teşekkür ederim, hâlâ beş yaşındaki çocuklar gibi kavga ediyorlar!" "Oğlum yol yakınken dön, bırak Allah Taner'in belasını versin. Niye illa Allah belamı versin diye uğraşıyorsun!" diyen Hazar, kardeşine nasihat veren babacan bir abi rolüne bürünmüştü. "Ne boş konuştunuz, bir susun da artık!" Berfe'nin sinirle ayağını yere vurup onlara dönüşünü izlerken karşısında bir çocuk varmış gibi hissetmişti Hazar. Gerçi yaşı baz alındığında çocuktu zaten daha Berfe. Büyümesine izin verilmeden ona eş etmişlerdi körpecik yaşında. Bu durumdan şikâyetçi elbette değildi lâkin o şayet şansları olsaydı Berfe'nin okulunun bitmesini beklerdi. "Söyleyeyim Taner'e vazgeçsin, bu iş çözülsün güzelim. Neyin planını yapacağız?" "Ara söy…