10 | Bir Melek Düştü
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ "Dikkatli ol küçük Berfe, ecelin olmak için geleceğim." Nefeslerini düzene sokmaya çalıştı. Gözlerini bürüyen korkudan derhal kurtuldu. Bu kadar insanın içerisinde ne yapabilirdi ki ona? Kabinden çıktığı esnada yanında onu korumak için gelen adamların kendisini aradıklarını görerek derin bir nefes aldı ve birisiyle göz göze geldi. Adam hemen diğer adamları da yanına alarak ona doğru ilerlerken kabinlere yöneldi Berfe. Baktığı tüm kabinlerin boş oluşu yüreğindeki korkuyu besledi. Adamlar yanına vardığı esnada biri telefonu kulağından çekip cebine soktu. Hazar ile konuştuklarını hemen anladı. "İyi misin, yenge?" Dalkavuk adama döndü ve kötü kötü baktı. "Sensin yenge!" Çirkef cevabıyla adam bir adım gerilerken yanındaki iki adamda sırıtıyordu. "Ayrıca iyiyim, sorduğun için teşekkürler." Dedikten sonra mağazanın çıkışına yöneldi. Hâlâ olayın etkisindeydi. Kafasında bin tane olay dönüyordu. Nasıl o kadar hızlı kaçabildiğini aklı almamıştı. Çok da beklememişi oysaki. Bu kadından artık tırsıyordu. Kadın afili bir manyaktı ve tüm radarlarını ona çevirmişti. Bir Yasemin Serpil Tuna ile daha uğraşacakları için mutlu değildi. Sahteler aslını yaşatırdı bir de. Mümkünse Yasemin'de, Hilal'de gidip uzak bir köşede yaşasınlar. Yasemin dediği kadın Afran Abisinin Deran'dan önce sevdiğini düşündüğü kadındı. Nasıl bir manyak olduğunu ve Deran Yengesine olan aşkını gördükten sonra o kadını değil sevmek bir dirhem bile hoşlanmadığını düşündüğüne emindi abisinin. Mağazadan çıkıp çıkış katına indiği sırada arkasında yürümekte olan adamların konuşmalarını işitti. "Hazar Beyim yanmış vallahi. Allah yardımcısı olsun," diyen adamın ona yenge diye hitap eden adam olduğundan emindi. Diğer ikisinden ses çıkmasa da güldüklerini duyabiliyordu. Fakat duymamış gibi yapıp yürümeye devam etti. Dış otoparka park ettikleri arabaya doğru adımlıyordu Berfe. Az önce yaşananları sindirmeye çalışıyordu. Karşısına çıkma cesareti yoktu ama onu korkutmak için böyle küçük oyunla oynamaya da hayır diyemiyordu anlaşılan kafayı sıyırmış olan kadın. Arkadaki adam onu kolundan tuttuğu gibi geri çektiğinde afalladı Berfe. Şaşkınlıkla savrulan saçlarının arasından onu çeken adama döndüğünde hayreti birkaç kat arttı. "Önüne bakmaz mısın sen?" diye muzipçe soran adamın suratından dalga dalga endişenin silindiğini gördü o an. Gözleri mutlulukla ışıldarken dudaklarına genişçe bir gülümseme yayıldı. "Yerime bakacak sen varken gerek duymuyorumdur belki," diye konuştu büyük bir güvenle. Hazar'ın çapkın gülümsemesi genişledi. Dudaklarına kayan bakışlarına mani bile olamadı. Bembeyaz dişleri gözlerini kamaştırırken hafif dolgun dudakları çekti dikkatini. O dudakları ezberlemek istediğini fark etti. Bakışları yeniden ela gözleri bulduğunda aklındaki edepsiz fikirlerden hızlıca uzaklaştı. "Kahve sözün hâlâ geçerli mi diye sormadan önce..." dedikten sonra kolunu bıraktı. "İyi misin?" Gözlerinde yanmakta olan endişeyi görebiliyordu. Sanki hâlâ sapa sağlam oluşuna inanamıyor gibiydi. "İyiyim ve evet, hâlâ geçerli. Konuşacak çok şey var gibi görünüyor..." *** Bir handa kahvelerini yudumlarken ikisi de sessizliğini koruyor fakat birbirlerine kaçamak bakışlar atmaktan geri durmuyorlardı. Berfe nihayet aklındaki soruları sorma cesaretini kendinde bulabildiğinde ilk sorusunu sordu. "Hilal seni nasıl bu kadar korkutabiliyor?" Hazar sorusunu duymamıştı bile. "Neden bu kadar güzelsin?" Bir de onunla alay eder gibi sorusuna cevap vermek yerine konuyu değiştirmeye çalışıyordu. "Konumuza dönebilecek misin?" diye sorarken biraz öfkelenmişti Berfe. Hazar'ın bakışları altında kıvranıyordu. Bu adam ona gerçekten kalp krizi falan geçirtmek istiyor olabilirdi. Aksi takdirde neden bu kadar çabalasındı ki? "Konumuzdayım zaten. Sensin konumuz." "Ciddi olacak mısın? Sana bir soru sordum ve cevabını bilmem gerek. Sonuçta bana ecelin olacağım, dedi." Hazar'ın sözleriyle kasıldığını fark etti. Bir anda nasıl sinirlendiyse artık alnın…