Bölüm 1
Yazar: Dilan

Her yarış bir seçim, her seçim bir bedel. 28/04/2026 Başlangıç tarihlerinizi alalım 🖤 Oy sınırı: 10 Haftada bir bölüm gelecek, cumartesi günü bölüm günümüz olsun💜 🏁🏁🏁 "Birini çok sevmenin bedeli, bir daha kimseyi sevememektir," demiş Dostoyevski. Karşımda hastane önlüğüyle yatakta yatan annemi görünce daha iyi anlıyordum bu sözü. Gerçekten sevemez miydi başka birini diye çok düşünürdüm ama onu aldatan babamı o kadar seviyordu ki aşkı onu öldürüyordu. Hâlâ seviyor muydu bilmiyordum. Sormuyordum, sormak da istemiyordum. Sorduğum zaman susarsa bunun cevabını yine net bir şekilde öğrenirdim. Annem ve şuan boşanmış olan babam yurt dışında tanışmışlardı. İkiside tesadüfen iş için gittikleri yerde karşılaşmış, tanışmış ve görüşmeye devam etmişlerdi. Türkiye'ye döndükleri zaman da sürekli buluşmuş ve sevgili olmuşlardı. İşler bu raddeye öyle hızla gelmişti ki boşanmaları ve annemin hastalığı üst üste gelmişti. Oysa annem babamın onu aldattığını hissetmişti bence, buna rağmen babamın açıklamasını beklemiş belki de yanılmayı beklemişti. Eve gelmemesi ve sürekli bizi geçiştirmesi bunu doğruluyordu. Boşandıkları zaman on sekiz yaşındaydım ve kendi kararımı verip tabii ki annemin yanında kalmayı seçmiştim. Babam beni istemişti ama kesin bir kararla onu istemediğimi belirtmiştim. Yaptığı iğrenç bir şeydi, annem ile evliyken başka bir kadınla olması asla affedilecek bir durum değildi. Ne olmuştu bilmiyordum, gerçekten bilmiyordum. Birbirlerine delicesine aşık olan çift nasıl bu hâle gelmişti aklım almıyordu. Gözlerim serum kablosuna oradan da annemin yüzüne indi. Uyuyordu, sürekli yaptığı gibi. Boşandıkları zaman kanser olduğunu öğrenmiştik ve uzun bir süreçten sonra iyileşmişti. O zaman ki sevincim ve mutluluğum çok büyüktü. Gel gelelim ki iki ay önce annemin hastalığı tekrar nüksetmişti. Yaş yirmi beş, boşa geçmiş bir ömür. Annem, babamdan nafaka istemediği için evin herhangi bir geliri yoktu. Bu süreçte ne iş bulursam girmiş ve çalışmıştım. Ev bize kalmıştı, bu sayede bir de kira derdimiz yoktu. Babam zengin bir iş adamıydı sorun o parayı yeni ailesinin yiyor olmasıydı. Annem isterse çok güçlü bir kadın olarak ayakta durabilirdi, sanırım bana güveniyordu. Ama ben kendime artık güvenemiyordum. Yorulmuştum, annemin iyileşmesini istiyordum fakat annem çoktan hayattan vazgeçmişti. Ölmek istiyordu, gözlerine baktığım zaman bunu anlayabiliyordum. Ameliyat olması gerekiyordu, bunu karşılayacak bir param yoktu. Çalışıyordum ama aldığım üç beş kuruş para ameliyat parasını karşılamıyordu. Derin bir nefes alıp ofladım, yüzümü ellerimin arasına alıp sıvazladım. Önüme düşen siyam tutamları geriye atıp dikleştim. Günün erken saatlerindeydik bugün çalıştığım dükkanın sahibinin yası olduğu için dükkan kapalıydı. Annem hastanede olduğu için eve gitmek içimden hiç gelmiyordu, onun için ha burda olmuşum ha evde olmuşum fark etmiyordu. Annem uyansa da benimle konuşmayacağı için ayaklanıp kapıya yürüdüm. Acıkmıştım, kırışan tişörtümü düzeltmeye çalıştım gelişigüzel. Kapıyı sessizce kapatıp asansöre ilerledim, düğmeye bastım, bulunduğum kata inmesini bekliyordum. Asansör kapısı açıldı, sadece bir erkek vardı. Benimle yaşıt duruyordu, onun yanında ev haliyle durduğum için gözlerim aynadan kendime takıldı. Arada koca bir fark vardı, kıyafetlerinden saçına kadar özenliydi. Rahatsızlık vermemek için bakışlarımı önüme düşürüp kantinin bulunduğu kata bastım. Benim aksime bakışları bana sadece değmiş ve hemen geri çekmişti. Aynı zamanda telefonu çaldı ve telefonunun melodisi aramızda yükseldi. Kimin aradığına bakıp açtı, "ne var?" dedi sertçe. Karşı tarafı dinleyip, "geleceğim tabii ki, akşama oradayım. Her şeyi hallet yoksa ne olacağını çok iyi biliyosun." dedi. Büyük ihtimalle zengin bebesiydi ve parasına güveniyordu. Asansör kapısı açıldı, inmem gerekiyordu ama onu dinlemek istedim. Hareket etmediğimi görünce kafasını çevirip bana baktı. Kafasını eğdi hafifçe, "inmiyor musunuz?" dedi. "Evet, iniyorum şimdi. İyi günler." Karşılık vermesini beklemeden çıkıp yü…