Kuma Değil, Kaderim (Yarı Texting) {Daddyissues} +18 (BERDEL)
6.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Yatağın içinde bir o yana bir bu yana dönüyor, zihnimin parmaklıkları ardında birbirine çarpan kapkara düşüncelerle boğuşuyordum. Gözlerimi her kapattığımda çocukların feryatları, Mossimo'nun zehirli gülüşü ve 'Neden resmi nikah kıymıyorsun?' sorusu ruhuma batıyordu. Ne kadar çabalarsam çabalayayım, uyku bana haramdı. Gözlerimi açıp karanlığın içinde, karşı koltukta adeta bir heykel gibi kımıldamadan, put gibi oturan adama baktım. Aramızda adını koyamadığım, aşamadığım öyle büyük duvarlar vardı ki… Nefesimin daraldığını hissettim. Bu odadaki sessizlik beni boğuyordu. Hızla yatağın örtüsünü üzerimden fırlatıp kalktım. İçimdeki dinmek bilmeyen öfke ve huzursuzlukla balkona doğru atıldım, kapıyı açıp kendimi dışarı bıraktım. Karşımda, milyonlarca ışığın içinde yüzen koskoca New York uzanıyordu. Ama bu ışıltılı şehir bana sadece yabancılık ve yalnızlık fısıldıyordu; ruhumun karanlığını aydınlatmaya yetmiyordu. Korkuluklara tutunup gözlerimi kapattım, New York'un o soğuk, ayaz esen havasını ciğerlerime doldurarak derin bir nefes alıp verdim. İçimdeki o yangını söndürmek ister gibiydim. Tam o sırada, arkamdaki cam kapının yavaşça kayma sesini ve o tanıdık, ağır adımların hareketliliğini hissettim. Tenim ürperdi. "Neden uyumadın?" diye sordu, her zamanki mesafeli ama korumacı tınısıyla. "Benden mi rahatsız oldun?" Başımı yavaşça iki yana salladım. Gözlerimi parıltılı, devasa gökyüzünden çekip kollarımı göğsümün üzerinde sıkıca birbirine dolayarak Zahir'e döndüm. Üzerindeki o karanlık sır perdesini yırtıp atmak istiyordum artık. "O adamla, Mossimo ile aranda ne tür bir bağ var Zahir?" diye sordum, sesimdeki şüpheyi ve yorgunluğu saklamayarak. Adımlarıma doğru yaklaştıkça gözlerinin içine dik dik baktım. "Ve zihnimde oturtamadığım, beni delirten başka bir şey daha var… Aklım almıyor. New York'un göbeğinde iki otobüs kaza yapıyor ve sedyelerin üzerinde yatan, can çekişen o insanların neredeyse hepsi Arapça konuşuyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Bu sadece basit bir tesadüf olamaz… Bana doğruyu söyle Zahir, senin bu işte, bu kazanın arkasında bir parmağın var mı?" Zahir, göğsündeki o ağır, sıkıntılı nefesi dışarı üflediğinde karanlıkta parlayan bakışları nihayet beni buldu. "Boş ver..." dedi, sesindeki o buyurgan, her şeyi örtbas etmek isteyen tınıyla. "Bu konu önemli değil. Sen şimdi git ve güzelc-" "Sen benimle dalga mı geçiyorsun?!" diyerek hızla lafını ağzına tıkadım. Öfkem New York ayazını bile bastıracak kadar sıcaktı. "Adam az önce benim kafama silah dayadı Zahir! Boynumda senin o ailenin taktığı, kocaman, parıltılı yüzük varken bile gözlerimin içine baka baka bana yürüdü! Senin soyadını, El-Mansur adını duyduğu an yüzüme karşı nasıl alayla güldüğünü görmedin mi? Bak, ben çocuk değilim Zahir! Karşında ne dersen boyun eğecek bir kukla yok! O adam buram buram tehlike kokuyor ve senin o adamla, ucu nereye dokunuyorsa orada karanlık bir bağın var!" Sözlerim üzerine Zahir'in kaşları öfkeyle çatıldı. Sinirle arkasını dönüp balkonda birkaç adım attı; ellerini saçlarının arasından hışımla geçirip sanki üzerime yıkılacak bir dağ gibi tam dibime girdi. Nefesi yüzüme çarpıyordu. "Boş versene ya! Neden bu kadar umursuyorsun?!" diye kükredi aniden. "Senin tek istediğin kendi ayaklarının üzerinde durmak, okumak değil miydi? İşte ben sana bu hayatta isteyebileceğin en büyük fırsatı verdim Elif! Daha benden ne istiyorsun, neyin hesabını soruyorsun?!" "Okumak" kelimesini ve bu evliliğin altındaki o çaresiz anlaşmayı yüzüme bir lütuf gibi vurması içimdeki son sabır kırıntısını da unufak etti. Ellerimi hırsla yumruk yapıp göğsüne yerleştirdim ve onu olanca gücümle sertçe geriye doğru ittim. "Hani ben dinende olsa senin karınım ya?!" diye bağırdım, gözlerimden taşan yaşları öfkemle kurutarak. "Ve o eli kanlı mafya, o Mossimo denen adam benim senin karın olduğumu bugünhastane bahçesinde öğrendi! Yarın bir gün senin o karanlık dünyandaki hesaplaşmalar yüzünden benim başım belaya girerse ben ne yapacağım?! Bu adam tekin biri falan değil; Ne…