Kuma Değil, Kaderim (Yarı Texting) {Daddyissues} +18 (BERDEL)
4 Bölüm
Yazar: LioraSelas

Önümdeki soğuk kahveden sinirli bir yudum alırken, masanın diğer tarafında son derece rahat ve özgüvenli bir şekilde oturmuş olan adama ters ters bakmaya devam ettim. Gözlerimi gözlerine dikip isyanımı dile getirdim: "Hayır, hadi her şeyi geçtim, tamam... Ama ben neden o yüzüğü takmak zorundayım? Ne olur yani takmasam? Hem senin o çok kıymetli parana yazık, sen boş ver hiç masraf yapıp alma o yüzüğü." Bu hırçın halime karşılık yüzünde alaycı bir gülüş belirdi, başını yavaşça olumsuzca salladı. Ses tonunu bir nebze ciddileştirerek öne doğru eğildi: "Elif, bak... Ben seni okulundan falan almayacağım, sen tıp fakültesine ve eğitimine aynen devam edeceksin. Bizimki tamamen formalite bir evlilik olacak. Sen okulunu bitirene kadar bu evlilik sürecek ve sen de o süre zarfında bana babanın borcunu kuruşu kuruşuna ödeyeceğini iddia ediyorsun. Benim de bunu kabul etmem karşılığında senden tek bir istediğim var; o da dışarıya karşı o yüzüğü parmağına takman." Söyledikleriyle birlikte kalbimin ritmi hızlandı. Demek okuluma devam etmeme izin veriyordu. Bu onun gibi otoriter bir adamdan beklemeyeceğim kadar büyük bir tavizdi. Ama o yüzük... O yüzüğü takmak, onun dünyasına ait olduğumu herkese ilan etmek demekti. Kumar büyüktü, şartı ise sandığımdan daha tehlikeli bir bağlılık içeriyordu. Sözleri üzerine sinirle elimi masaya vurdum. "Çıkarın ne o zaman Zahir?" diye çıkıştım. Sorum karşısında başını yavaşça iki yana salladı. "Doktor, ben çocuk değilim; bu evliliğin bana herhangi bir çıkarı yok," dedi, sesindeki o netlik beni afallatmıştı. "Ben sadece sana yardım etmeye çalışıyorum. Benim kötü bir niyetim yok ama arkanda bıraktığın o ailenin var... Bunu sana açıkça söylemek zorundayım. Ben babandan parayı geri istediğimde, karşıma geçip seni ilk teklif eden yengen oldu. Sanki değersiz bir eşyaymışsın gibi seni bana vermeyi teklif etti. Hem de bir kuma olarak..." Duyduklarımla göğsüme ağır bir taş oturdu. Sıkıntıyla derin bir nefes verip başımı çaresizce öne eğdim. İçimden, 'Zaten kuma olarak sana gelin geldim... Göz göre göre satıldım ve ben hiçbir şey yapamadım,' diye geçirdim. Ruhumun derinliklerinde hissettiğim bu acı, elindeki cam kesiğinden daha çok yakıyordu canımı. Emir kollarını göğsünde bağlayıp masaya doğru yaslandı ve bana doğru hafifçe eğilerek bakışlarını gözlerime kenetledi. "Bak, ben kötü biri değilim. Ya da öyle kadınlara düşkün, gözü dönmüş bir erkek de değilim," dedi, ses tonu ilk kez bu kadar güven verici geliyordu. "Ben sadece senin okumanı, o hayalini kurduğun tıp fakültesini bitirip kendi ayaklarının üzerinde durmanı sağlayacağım. Sen de zamanı gelince, o doktor önlüğünü giydiğinde, babanın bana olan o borcunu kuruşu kuruşuna ödeyeceksin ve bu konuyu tamamen kapatacağız." İçimdeki o sıkıntı dalgası artık göğsüme sığmıyordu, adeta patlayacak gibiydim. Daha fazla oturamayacağımı anlayıp hırsla ayağa kalktım ve parkın içinde, yeşilliklerin arasında ileri geri yürümeye başladım. İkimiz de sakin bir New York parkında oturmuş, bu düğümü çözmek için bir orta yol bulmaya çalışıyorduk. "Bak, tamam, dediğini yapalım," dedim yürürken ona doğru dönerek. "Formalite bir evlilik olsun... Ama ben o yüzüğü takmak istemiyorum Zahir! Ben her gün o okula, Columbia’ya gidiyorum. Eğer parmağımda o yüzüğü görürlerse herkes bana eşimi soracak, evliliğimi kurcalayacak. Ne yapacağım o zaman? Pardon, ben karşılarına geçip bir eşya gibi, bir adamın ikinci karısı olmak için parayla satıldım mı diyeceğim?" Sözlerim bittiğinde elindeki kahve bardağını oturduğumuz bankın kenarına bıraktı. O da ağır adımlarla ayağa kalktı, aramızdaki mesafeyi kapatarak tam yanıma kadar geldi. "Bak, bu evliliğin zorla olduğunu, senin hiçbir suçun olmadığını biliyorum," dedi, sesi caddede duyduğum o otoriter tondan uzak, oldukça yapıcıydı. "Ve ben hayatım boyunca asla bir kadına zorla bir şey yaptırılması taraftarı olmadım, Elif. Ama sen de beni anla... Benim aileme bu evliliğin sahte olduğunu, bir borç formalitesinden ibaret olduğunu söylemeyeceğiz, söyleyemey…