Kuma Değil, Kaderim (Yarı Texting) {Daddyissues} +18 (BERDEL)
3.Bölüm
Yazar: LioraSelas

İmam nikahımızı kıydığı an, sanki üzerime görünmez bir kelepçe vurulmuş gibi hissettim. Öfkeyle ve nefretle oturduğum yerden ayağa kalkmaya çalıştım ama o salisede başıma giren amansız ağrı dengemi altüst etti. Dünyanın ayaklarımın altından kaydığını, yere düşmek üzere olduğumu fark ettiğim an, güçlü bir çift el beni belimden yakalayıp tuttu. Refleksle elimi başımın arkasına, o sargı bezinin olduğu yaraya götürdüm. Parmak uçlarıma bulaşan o tanıdık, yapışkan sıcaklıkla irkildim; kafamdaki yara yeniden kanamaya başlamıştı. Beni tutan o kişiyi muhtemelen Emir'i bütün gücümle geriye doğru ittim. "Bırak beni, dokunma bana!" diye bağırarak merdivenleri nasıl çıktığımı bilmeden az önce kaçtığım o odaya geri döndüm. Kapıyı arkamdan çarpıp kilitledikten sonra, başımdaki o ağırlık yapan şalı tek bir hamlede çıkarıp kenara fırlattım ve banyoya daldım. Gözlerimden akan sicim gibi yaşların arasından etrafıma baktım. İçimdeki o dinmek bilmeyen fırtına, banyonun içini darmadağın etmeme neden oldu. Raflarda ne varsa her şeyi hırsla yere fırlatıyordum. En sonunda elimde kalan şampuan şişesini, karşımda duran o devasa aynaya bütün gücümle fırlattım. Büyük bir gürültüyle parçalanan aynanın keskin camları etrafa saçılırken, ben o darmadağın yansımama bakakaldım. "Başaramadım..." diye fısıldadım, sesim hıçkırıklarımın arasında boğulurken. "Ne yaparsam yapayım, bu saçma sapan, bu iğrenç evliliği durduramadım." Ellerimi kaldırıp saç diplerimi geriye doğru çektim, acıyla ve sinirle banyonun içinde bir sağa bir sola yürümeye başladım. Başımı kararlılıkla iki yana salladım. Gözyaşlarımın arkasından, içimdeki o doktor adayı, o gururlu kadın yeniden uyandı. Ben bu evliliği istememiştim. Beni parayla satın aldıklarını sanıyorlardı ama yanılıyorlardı. Ne o Dubai'deki ailenin ne Emir'in ne de babamın hayatımı bir cehenneme çevirmesine asla ama asla izin vermeyecektim. Bu savaş daha yeni başlıyordu Odadan büyük bir öfkeyle çıktım. Basamakları hızla inip salona adım attığım an, o ikiyüzlü kalabalığın tüm bakışları yeniden beni buldu. Annem telaşla ayağa kalkıp yanıma gelmeye yeltendi ama elimi sertçe havaya kaldırarak onu olduğum yerde durdurdum. "Hepiniz birlik olup hayatımı cehenneme çevirdiniz ve şimdi hiçbir şey olmamış gibi oturmuş tatlı yiyip sohbet mi ediyorsunuz?" diye kükredim, sesim tüm salonda buz gibi bir etki yarattı. "Gerçekten bu kadar iğrenç, bu kadar vicdansız insanlar mısınız?" Sözlerim üzerine babam öfkeyle oturduğu koltuktan ayağa fırladı. Tam o esnada, banyodan yanımda getirdiğim ve avcumun içinde sıkıca tuttuğum o kanlı ayna parçasını hırsla salonun ortasına fırlattım. Camın mermer zemine çarpıp büyük bir gürültüyle paramparça olmasıyla birlikte annem korku içinde bir çığlık attı. "Siz benim geleceğimi, hayatımı mahvettiğiniz yetmezmiş gibi bir de oturmuş kutlama mı yapıyorsunuz?" diye bağırdım tekrar. Babam hiddetle üzerime doğru yürümeye çalışırken, araya girmeye çalışan annemi tek bir hamleyle kenara ittim ve korkusuzca babamın burnunun dibine girdim. Gözlerimden alev fışkırıyordu. "Senin yaptığın hataların bedelini ödüyorum ben! Pardon... Senin o salak kardeşinin seni ayakta uyutup tüm parana el koymasının, senin de bunun karşılığında benim hayatımı satıp bitirmesinin bedelini ödüyorum!" "Elif!" diye tüm gücüyle, adımı salonda yankılatacak sertlikte babam. Öfkesinden gözü dönmüş bir halde elini havaya kaldırdı; bana vuracaktı. Fakat o el daha yüzüme yaklaşamadan, havada asılı kaldığı salisede hızla uzanıp bileğini demir bir kelepçe gibi yakaladım. Gözlerimi gözlerine diktim. Artık karşılarında o emirlerine boyun eğen çaresiz kız çocuğu yoktu. "Çocukken hep derdin ya baba... 'Benim kızım doktor olacak, benim kızım herkesi iyileştirecek, benim kızım hepimize şifa olacak,' derdin. Şimdi o adamlar benim üniversitedeki kaydımı siliyorlar, sen burada ne söylersen boş artık!" Sözlerim bittiğinde babamın yüzünde kısa süreli bir şaşkınlık ve pişmanlık dalgası belirdi. Birkaç adım geriye doğru sendeledi, başını öne eğdi ve tek…