Kum Kırıntıları

-1-

Yazar:

Kum Kırıntıları - Valen Odes kitap kapağı
Kum Kırıntıları kitap kapağı

Londra’nın boş ve hissiz gecelerinin birindeydim. Önümdeki masada tarihin en önemli kayıtları duruyor ve ben onlardan birini elimde tutuyordum. Belki de en önemlisini… tüm dünyanın yana yakıla, varlığına dair aradığı kanıtı bulmuştum. Kleopatra’nın yüzüğü… Gerçekliğinden şüphe ettiğim birçok zaman olmuştu. Çocukluğumdan beri uyumadan önce kulağıma fısıldanan bu hikaye beni bugün olduğum kişiye dönüştürmüştü. Büyükbabam, her gece uyumadan önce bunu bir çocuk hikayesiymiş gibi ince ince işlerdi zihnime. Masada yandıkça tablasına damlayan mumun cılız ışığı tüm ofisi aydınlatıyordu. Yarın buradaki son günümdü. Sonunda hep elde etmeyi hayal ettiğim bu staj programını bitiriyor ve özgürlüğüme kavuşuyordum. Ofisin kenarında köşesinde cam vitrinlerde duran fosiller ve iskeletler hayranlığıma tanık olan tek şeylerdi. Yarın elime alacağım o kağıt parçasıyla, ki bu yüksek lisans belgem oluyordu, artık tamamen bir arkeolog oluyordum. Ama bu acımasız ve zorlu sektörde elinizden gelenin en iyisini yapıp belki de hayatınızı ortaya koymanız lazım. Ya da müthiş zengin olmanız lazımdı. Hayatı ortaya koyma şıkkını tercih etmişe benziyordum. Kafama koymuştum en azından. Yapacağım bu buluş ile bu daldaki tüm manşetlerde yer alacaktım, okullarda derslerde benim keşfim konuşulacaktı… çocukluğumdan beri tek hedefim buydu. Staj amirim olan Prof. Dr. Iselda Watson. Kendisi oldukça harika başarılara imza atmış harika bir Arkeolog, onun yanında staj yapmış olmam bile bir mucize ama sevgili büyükbabam benim geleceğimi garanti altına almış ve bu özel kadının yanında bana bu işi ayarlayabilmişti. Eski bir ahbaplıkları olduğu aşikardı. Diğer stajyerler tarafından hep ayrı tutulmuştum bu sebeple ama bu buluşum onları bile dumur edecekti. Masadaki dağınık kağıtları hızla toplamaya başladım. Ofisin olduğu katta duyduğum tıkırtılar gece güvenliğinin gezmeye başladığının göstergesiydi. Burası oldukça eski ve önemli bir müzeydi, gece geç saatlere kadar çalışanlar olsa da bu ofis girilmesi yasak olandı. Önemli belge arşivlerinden dolayı. Tüm kağıtları ezbere bildiğim çekmecelere yerleştirirken yanıma alacağım o önemli parşömen kağıdını özenle poşet dosyaya koymuştum. Bayan Watson’ın bu sektörde önemli yere sahip olması ailesinin tüm atalarının büyük buluşlar yapan insanlardan olmasından kaynaklanıyordu ve o parşömendeki yazı onun büyük atalarından birine ait has, antika bir kağıttı. Böyle eski kağıtlar, bilir kişiler tarafından iyice saklanırsa zarar gelmezdi. Ben de bu kağıdı bir nevi ödünç alıyordum -hayır, çalmıyordum- işimi bitirince geri yerine koyacaktım. Belki de bu kağıdı minik gezime giderken yanımda götürmezdim bile sadece eve gidip daha detaylı bakmak istiyordum. Belki mum altında. Çıplak gözle göremediğim gizli bir harita umut ediyordum. Ofisin cam duvarlarından yansıyan beyaz fenerin ışığı elimi çabuk tutmama bir hayli yardımcı olmuştu. Çantamdaki büyük ajandanın arasına nazikçe yerleştirdiğim değerli kağıt umarım eve varana kadar sağlam kalırdı. Böyle bir parçayı tehlikeye attığım için kendime kızan bir tarafım vardı. Tüm ofisi bulduğum haline getirmiş sayılırdım ki kapının açılış sesi aniden oraya dönmeme neden oldu. “Gizem?” sağlam bir İngiliz aksanının ağzından ismimi duymak hala garip geliyordu. Giymiş olduğum mavi gömleğimin yakasından sallanan kartlığıma doğru bir ışık huzmesi hücum etmişti. Bu orta yaşlı, oldukça kilolu adam gece güvenliklerinden John’du. Etli burnunda asılı duran ince, dikdörtgen gözlüğünü tek parmağıyla geriye itti. Yüzümdeki aptal sırıtış ile ona bakıyordum ve beni hızlıca tanımasını bekliyordum. Bu adamın çalışma saatleri ile benim burada geçirdiğim vakitler genelde denk gelmiyordu ama stajyerlik gereğidir ki, uzun süreli işler başınıza kaldığında gece geç vakte kadar çalışıyordunuz. Ve bu adamın beni görmemesi imkansızdı. “Stajyer Gizem?” diye tekrarladı. “Ha, evet. şimdi hatırladım seni.” “Buna çok sevindim John. Bilirsin…” biraz somurtuyor ve at kuyruğumdan fırlayıp önüme düşen saçları üfleyerek geriye itiyordum. Bu ken…

Bölümün tamamını WritePad'de oku