Küllerimden doğarken

AYNI ÇATI ALTINDA

Yazar:

Küllerimden doğarken - Aleyna erdem kitap kapağı
Küllerimden doğarken kitap kapağı

Sabah alarmım saat yedide çaldı. Gözlerimi açar açmaz birkaç saniye tavana baktım. Dünkü izin günü bana iyi gelmişti. Sanki aylardır ilk defa gerçekten dinlenmiştim. Yatağımdan kalkıp perdeyi araladım. İstanbul yine erkenden uyanmıştı. Arabaların sesi… Uzaklardan gelen vapur düdüğü… Kuş sesleri… Hepsi birbirine karışıyordu. Üzerimi giyinip aşağı indim. Nermin Hanım mutfakta kahvaltıyı hazırlıyordu. Beni görünce gülümsedi. “Günaydın kızım.” “Günaydın.” “İyi dinlendin mi?” “Evet.” “Uzun zamandır ilk defa bu kadar rahat uyudum.” “İyi olmuş.” “Genç insanın dinlenmeye ihtiyacı var.” Birlikte sessizce kahvaltımızı yaptık. Tam masayı toplamaya başlamıştık ki Tufan Bey içeri girdi. Her zamanki gibi ciddi görünüyordu. Elindeki anahtarı masaya bıraktı. “Yaren.” “Efendim.” “Bugün Murat evden çalışacak.” İçimde belli belirsiz bir heyecan oluştu. “Nermin yetişemeyeceği için bugün bütün işleri sen halledersin.” “Tamam efendim.” “Akşam önemli misafirlerimiz yok.” “Sadece Murat evde olacak.” Başımı salladım. Anahtarı alıp çantama koydum. Yaklaşık yarım saat sonra Murat’ın evinin kapısını açtım. Her zamanki gibi önce perdeleri açtım. Camları araladım. Temiz hava bütün eve yayıldı. Salonu topladıktan sonra mutfağa geçtim. Dolabı açıp ne yapacağıma bakarken arkamdan bir ses geldi. “Günaydın.” İrkilerek arkamı döndüm. Murat mutfağın kapısında durmuş bana bakıyordu. Üzerinde takım elbise yoktu. Siyah bir eşofman altı ve beyaz tişört giymişti. Saçları dağınıktı. İlk defa onu bu kadar doğal görüyordum. Bir an ne diyeceğimi bilemedim. “Günaydın Murat Bey.” “Kahve içer misiniz?” “Ocağa yeni koyacaktım.” “Olur.” Kahveyi hazırlarken göz ucuyla onu izliyordum. Elindeki tabletle maillere bakıyordu. Yüzündeki ciddi ifade yine yerindeydi. Kahveyi uzattım. “Şekersiz.” Başını kaldırdı. “Hatırlamışsın.” “Hatırladım.” Kahvesinden bir yudum aldı. “Teşekkür ederim.” Bu teşekkür… İlk günkü resmî teşekkürlerden farklıydı. Daha samimiydi. Ben de işe koyuldum. Öğle yemeği için hazırlık yaparken Murat çalışma odasına geçti. Ev yeniden sessizleşti. Yaklaşık iki saat sonra çalışma odasının kapısı açıldı. Murat telefonla konuşuyordu. Oldukça gergindi. “Hayır.” “Ben o anlaşmayı bu şartlarda imzalamam.” Karşı taraf bir şey söyledi. Murat’ın sesi sertleşti. “Ben kararımı söyledim.” Telefonu kapattığında derin bir nefes verdi. Mutfaktan su almak için geldi. Yüzündeki yorgunluk ilk kez bu kadar belirgindi. “Bir sorun mu var?” Soruyu ağzımdan kaçırmıştım. Söyler söylemez pişman oldum. “Özür dilerim.” “Ben…” “İşinizle ilgili konuşmamalıydım.” Murat bana baktı. Sonra beklemediğim bir şey yaptı. Omuz silkti. “Her işte sorun olur.” “Sadece uzun bir gün.” Başımı salladım. Sessizlik oluştu. Tam yeniden işe dönecekken mutfak masasının üzerinde duran kitabımı fark etti. Dün aldığım kitaptı. Eline aldı. “Okuyor musun?” “Evet.” “Yeni başladım.” Kitabın kapağına baktı. “Sevdin mi?” “Henüz ilk elli sayfadayım.” “Ama güzel gidiyor.” Kitabı yerine bıraktı. “Ben de eskiden çok okurdum.” Şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Siz mi?” İlk defa dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kalktı. “Neden şaşırdın?” “Bilmem…” “Sizi görünce aklıma kitap değil de…” Durup sustum. “Ne geliyor?” “Dosyalar.” Bu kez gerçekten güldü. Kısa… Ama gerçek bir gülüştü. Ben de istemsizce gülümsedim. “Dosyalar da okuyorum.” dedi. “Ama eskisi kadar vakit bulamıyorum.” İlk kez onunla normal insanlar gibi konuşuyorduk. Patronum gibi değil… Ev sahibi gibi değil… Sadece iki insan gibi… Tam o sırada kapının zili çaldı. Ben kapıyı açmaya gittim. Kapının önünde Eren vardı. Elinde iki kutu tatlıyla sırıtıyordu. “Yaren!” “Canım sıkıldı.” “Dedim ki Murat’ı biraz sinir edeyim.” Gülmemek için kendimi zor tuttum. “Buyurun.” Eren içeri girer girmez bağırdı. “Muraaaat!” “Sana misafir geldiii!” Murat çalışma odasından çıktı. “Eren.” “Senin işin gücün yok mu?” “Yok.” “Bugün kendime tatil ilan ettim.” Salona geçtiler. Ben çay koymaya başladım. İkisini uzaktan izlerken kardeş gibi olduklarını düşündüm. Eren sürekli konuşuyor… Murat ise yalnızca gerek…

Bölümün tamamını WritePad'de oku