SICAK BİR KARŞILAMA
Yazar: Aleyna erdem

Konakta geçirdiğim ilk hafta düşündüğümden daha sakin geçmişti. Artık sabahları alarm çalmadan uyanıyordum. Saat altıyı biraz geçe mutfağa iniyor, kahvaltıyı hazırlıyor, ardından evin günlük temizliğine başlıyordum. Nermin Hanım her işi tek tek anlatıyor, ben de dikkatle dinleyip not almaya çalışıyordum. Ev çok büyüktü. Bir katını bitirdiğimde diğer kat beni bekliyordu. Ama nedense yorulmaktan şikâyet etmiyordum. Belki de ilk kez yaptığım emeğin karşılığını alıyordum. O sabah da kahvaltı masasını topladıktan sonra salondaki sehpanın üzerini siliyordum. Tam o sırada dış kapının zili çaldı. “Nermin Hanım, ben açarım.” dedim. Kapıya doğru yürüyüp kolu çevirdim. Kapı açılır açılmaz karşımdaki genç adam beni görünce olduğum yerde kalmama sebep oldu. Benden birkaç yaş büyük görünüyordu. Üzerinde beyaz bir tişört, kot pantolon vardı. Dağınık saçları ve yüzündeki kocaman gülümsemeyle sanki yıllardır bu evin ciddiyetine hiç uğramamış gibiydi. Beni görünce kaşlarını şaşkınlıkla kaldırdı. “Oo…” “Sen kimsin?” Sorunun bu kadar doğrudan gelmesini beklemiyordum. “Ben…” “Yaren.” “Evde çalışıyorum.” Genç adam birkaç saniye yüzüme baktı. Sonra bir anda iki elini havaya kaldırdı. “Tamam, korkma.” “Ben de hırsız değilim.” İstemsizce gülmemek için dudaklarımı ısırdım. “O zaman siz kimsiniz?” Göğsünü hafifçe kabarttı. “Ben Eren.” “Bu evin…” Bir an durdu. “…baş belası diyebiliriz.” Kendi söylediğine kendi gülmeye başladı. Ben de istemeden gülümsedim. Tam o sırada Nermin Hanım koridora çıktı. “Eren Bey, hoş geldiniz.” “Hoş bulduk Nermin Abla.” Bana dönüp gülerek, “Gördün mü?” “Demek gerçekten çalışıyormuşsun.” dedi. Nermin Hanım başını iki yana salladı. “Eren Bey, yine sabah sabah başladınız.” Eren omuz silkti. “Ne yapayım?” “Ev fazla sessiz.” “Biraz neşelensin.” Ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi. Geçerken bana dönüp elini uzattı. “Tanıştığımıza memnun oldum Yaren.” Kısa bir tereddüdün ardından ben de elini sıktım. “Ben de.” “Eee…” diye etrafına bakındı. “Kahvaltıdan bir şey kaldı mı?” Nermin Hanım gülerek, “Senin geleceğini bilseydim ayırırdım.” dedi. “Dur, sana hemen hazırlarım.” Eren mutfağa doğru yürürken arkasından seslendi. “Çay varsa bana dünyanın en güzel kahvaltısı odur.” Nermin Hanım hafifçe güldü. “Sen hiç değişmiyorsun.” “E Allah bozmasın.” diye karşılık verdi Eren. Mutfakta çalışırken istemsizce onları izliyordum. Eren’in geldiği anda evin havası değişmişti. Birkaç dakika önce sessizliğe gömülmüş olan koridorlarda şimdi kahkaha sesleri yankılanıyordu. İnsanları ilk kez bu kadar rahat gülerken görüyordum. Kahvaltısını hazırlayıp önüne koyduğumda bana teşekkür etmeyi de unutmadı. “Yaren.” “Eline sağlık.” “Gerçekten çok güzel olmuş.” Şaşkınlıkla ona baktım. Teşekkür eden insanlara hâlâ alışamamıştım. “Afiyet olsun.” dedim utangaç bir sesle. Eren çatalını eline alırken gülümsedi. “Bu kadar resmî konuşma.” “Yoksa ben yaşlandığımı hissediyorum.” İlk kez… Kendimi yabancı hissetmediğim bir sohbetin içindeydim. Ve bunun ne kadar güzel bir his olduğunu yavaş yavaş öğreniyordum. Eren kahvaltısını bitirdikten sonra bardağındaki son yudum çayı da içip arkasına yaslandı. “Vallahi özlemişim burayı.” dedi etrafına bakarak. “Nermin Abla’nın kahvaltısının yerini hiçbir şey tutmuyor.” Nermin Hanım mutfak tezgâhını silerken gülümsedi. “Kahvaltıyı ben hazırlamadım.” Eren şaşkınlıkla bana döndü. “Sen mi hazırladın?” Başımı hafifçe salladım. “Evet.” Yüzünde memnun bir ifade belirdi. “O zaman iki kere eline sağlık.” “Gerçekten çok güzeldi.” Ne diyeceğimi bilemedim. Sadece küçük bir tebessüm edebildim. Eren sandalyeden kalkıp mutfakta dolaşmaya başladı. Dolabın kapağını açtı. “Kurabiye yok mu?” Nermin Hanım kaşlarını çattı. “Daha kahvaltını yeni yaptın.” “Aç değilim.” dedi Eren gayet ciddi bir ifadeyle. “Sadece canım tatlı istedi.” “İkisinin arasında fark var.” Ben istemsizce güldüm. Eren bunu fark edince bana döndü. “Hah!” “İşte böyle.” “İnsan ara sıra gülmeli.” Ben gülümsememi hemen toparladım. “Özür dilerim.” Eren’ın yüzündeki ifade bir anda değişti. “Niye…