KAÇAMADIĞIM HİSLER
Yazar: Aleyna erdem

Sabah uyandığımda ev her zamankinden daha sessizdi. Perdeyi araladığımda ince ince yağmur yağıyordu. Gökyüzü griydi. Derin bir nefes alıp hazırlandım. Mutfakta kahvaltıyı hazırlarken aklım sürekli dünkü şirketteydi. Murat’ın beni herkesin içinde savunması… İşimi övmesi… Ve Eren’in söyledikleri… Hepsi durmadan aklımın içinde dönüp duruyordu. “Acaba gerçekten değişiyor muydu?” Yoksa ben mi öyle görmek istiyordum? Tam çayı bardaklara doldururken mutfağın kapısı açıldı. “Günaydın.” Başımı kaldırdım. Murat… Üzerinde koyu lacivert bir gömlek vardı. Saçları hâlâ hafif ıslaktı. Her zamanki gibi ciddi görünüyordu. Ama artık gözlerindeki o sertlik eskisi kadar belirgin değildi. “Günaydın Murat Bey.” Masaya oturdu. Ben de önüne kahvesini bıraktım. Kahveyi görünce bana baktı. “Artık söylemeden hazırlıyorsun.” İlk kez bunu fark etmişti. Gülümsedim. “Nasıl sevdiğinizi öğrendim.” Kahvesinden bir yudum aldı. “Demek beni gözlemliyorsun.” Ne diyeceğimi bilemedim. Bir anda utandım. “Şey…” “İşim bu sonuçta.” Murat’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. “Öyle mi?” Tam o sırada kapı zili çaldı. İkimiz de aynı anda kapıya baktık. Ben açmak için yürüdüm. Kapıyı açar açmaz tanıdık ses yine bütün evi doldurdu. “Günaydııın!” “Eren Bey…” “Eren yeter artık.” dedim gülerek. “Her gelişinizde evi ayağa kaldırıyorsunuz.” Eren elini kalbine götürdü. “Bak bak…” “Yaren bile bana laf etmeye başladı.” İçeri girerken ayakkabılarını çıkardı. Doğruca mutfağa geçti. Masaya oturur oturmaz ikimize uzun uzun baktı. Önce bana… Sonra Murat’a… Tekrar bana… Murat sonunda dayanamadı. “Ne var?” Eren sırıttı. “Bir şey soracağım.” “Sor.” “İkiniz bana yalan söylemeyeceksiniz.” Ben şaşkınlıkla birbirimize baktım. “Ne hakkında?” Eren çenesini avucuna dayadı. “Son zamanlarda çok iyi anlaşıyorsunuz.” “Farkında mısınız?” O anda mutfakta sessizlik oluştu. Ben cevap veremedim. Murat kahvesini masaya bıraktı. “Sadece birlikte vakit geçiriyoruz.” “Sadece mı?” dedi Eren. “Yaren.” “Sence de sadece mi?” Başımı eğdim. “Biz…” “Çok konuşmuyoruz.” “Ama…” “Eskisi kadar yabancı hissetmiyorum.” Bu cümle ağzımdan çıkar çıkmaz sustum. Murat bana baktı. Hiç beklemediğim kadar dikkatli bakıyordu. Eren ise iki eliyle masaya vurdu. “İşte!” “Ben de bunu diyorum.” “İkiniz de farkında değilsiniz.” “Ama birbirinize alışıyorsunuz.” Murat hafifçe kaşlarını çattı. “Eren.” “Her şeyi büyütüyorsun.” “Hayır.” “Ben sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum.” Sonra gülerek başını salladı. “Pardon…” “Birinizi çocukluğundan beri tanıyorum.” Diğerine de son birkaç aydır bakıyorum.” “Ve ilk kez Murat’ın gözlerinde bu kadar huzur görüyorum.” Murat cevap vermedi. Çünkü Eren’in söylediği şey… Onun da içinde yankılanmıştı. Gerçekten… Yaren yanındayken kendini daha sakin hissediyordu. Ama bunu kabul etmek istemiyordu. Tam o sırada Murat’ın telefonu çaldı. Ekrana baktı. Yüzündeki ifade bir anda değişti. “Babam.” Telefonu açtı. “Efendim?” Karşı taraftan gelen sesi biz duymuyorduk. Ama Murat’ın yüzü giderek ciddileşiyordu. “Tamam.” “Yarım saate oradayım.” Telefon kapandı. Ayağa kalktı. “Şirkete gitmem gerekiyor.” Ceketini alırken bana döndü. “Yaren.” “Bugün evde kal.” “Ben biraz geç döneceğim.” “Tamam Murat Bey.” Kapıya yöneldi. Tam çıkacakken durdu. Arkasını dönmeden konuştu. “Akşam…” Sesi kısa bir an duraksadı. “…kendine de yemek hazırlamayı unutma.” Sonra hiçbir şey söylemeden çıktı. Kapı kapandığında Eren bana baktı. Yüzünde yine o muzip gülümseme vardı. “Gördün mü?” “Neyi?” “Eskiden olsa…” “‘Evi toparla.’ der giderdi.” “Şimdi…” “‘Kendine de yemek hazırla.’ diyor.” “Bu küçük bir cümle gibi geliyor.” “Ama Murat için…” “Çok büyük bir değişim.” Ben hiçbir şey söyleyemedim. Çünkü içimde… Sebebini bilmediğim sıcak bir his oluşmuştu. Ve o his… Her geçen gün biraz daha büyüyordu. Arabaya biner binmez Eren her zamanki gibi emniyet kemerini takmadan önce derin bir nefes aldı. Motoru çalıştırdım. Şirkete doğru ilerlerken birkaç dakika boyunca ikimiz de konuşmadık. Eren’in sessiz kalması normal değildi. En sonunda ben bozdum sessizliği. “…